İnsan gün geçtikçe acılarını da mizahi bir dile vuruyor ki etkisi artsın. Aa bunu ciddi ciddi söyledi ama acıttı, desinler diye. Ciddi olmak ta bir yere kadar hüküm sürüyor çünkü. Şimdi çok daha iyi anlıyorum karikatüristleri…


Şimdiki olayların aslını anlayabilmek için geçmişimizi araştırıp kimin derdi neymiş diye şöyle bir göz atmak gerek her zaman. Rabbim, her zaman haklının hakkını zalimlerden gözlerimizin önünde aldı ve yine öyle olacak hiç şüphem yoktur.

Netanyahu(İsrail başbakanı), bir röportajında bize sözde barışın sırlarını vermiş ben de sizler için Fox News kaynağından çevirdim arkadaşlar. Az çok Filistin-İsrail sorunu tarihine de inip işin aslını da kendi kalemimden anlatmaya çalıştım.
Haberin başlığı şu şekilde:

NETANYAHU: “Filistinliler, barışın gerçekleşmesi için gerçek anlamda bir değişim yapmaları şart.”
Fox News röportajı sırasında Başbakan Netanyahu, terörist ailelerine ödenen tazminatlar ve kışkırtma durumları konusundaki yapılacak olan toplantılarda Filistin Devlet Başkanı Mahmoud Abbas’ı baskılaması konusunda yardım için Trump’a çağrıda bulundu.
Başbakan Benjamin Netanyahu Cuma Günü kışkırtma faaliyetleri durdurma ve “terörist” ailelerine ödenen durdurulmuş olan aylık tazminatlar konusunda Filistinlileri uluslararası bir kısıtlama için çağrıda bulundu. Onun deyişiyle bu “barışın ilk test sürüşü.”
3 Mayıs tarihinde Washington’da Filistin Devlet Başkanı Mahmoud Abbas ile görüşen ABD Başkanı Donald Trump ithafen Fox News den Sean Hannity’e konuşan Netanyahu: “Abbas’ın farklı bir gezegende yaşıyormuş gibi davranması durumunda bile her kelimesinden İsrailli liderler sorumlu tutuluyor”, dedi. “Batı liderlerine barış istiyorum, İsrail’i tanıma konusunda istekliyim dese de kendi halkına zıt düşüyor,” ifadelerinde bulundu.
Netanyahu ayrıca: ” Barışa doğru adımlar atabilmek adına Filistinli siyasi liderler üzerinde daha büyük bir baskı kuralım,” çağrısında bulundu. ” Barışın ilk test sürüşü ise onlara şunu söylemektir: Hey! Barış istiyorsun demek? O halde kanıtla. Terör ile yüzleş. Terörü mükafatlandırma durumuna bir son ver, teröre destek olmaya bir son ver ve kanunlara karşı gelme. Onların yaptıkları tek şey şunları söylemek: ” Peki, biz doğrudan destek vermeyeceğiz, başka birilerine paraları harcayacağız deyip kısır bir döngü gibi yine terörizme destek oluyorlar. Hayır! Bu konuda net olun,” sözlerini aktardı.
İsrail hapishanelerinde Filistinli mahkumlara PA maaş ve başka avantajlar sağlamakta, bunların içinde terör ya da cinayet durumundan İsrail mahkemelerinde yargılananlar da dahil olmak üzere. Ki bunun yanısıra terör saldırılarını gerçekleştirirken öldürülseler bile ailelerine tazminat ödenmekte. Yani PA, her yıl yüzlerce milyon dolar tazminat ödemektedir.”
“Onlar teröristlere destek olmaya devam etsin, Ama sen öldürdükçe, daha fazla terör kazanırsın. Bu kitle birikmeye devam eder. Bu kitlelerin bazıları Amerika tarafından, bazıları ise Avrupa tarafından halen daha beslenmektedir.” şeklinde aktardı Netanyahu. Hannity, Filistinli bir çocuğun: “İsraillileri bıçaklamak istiyorum,” dediği bir videoyu gösterdi. Netanyahu: “Filistin okullarında onların duymak istediği şey bu zaten, onlara öğretilen şey bu. Onlara aşılanan asıl şey bu. Sen kendini değiştirmedikçe, barışa engel olan şeyin özünü anlamazsın,” ifadelerinde bulundu.”
Peki zamanında teröre asıl desteği veren kimdi ve bunu doya doya kullanan kimdi? Tarih ve yaşananlar ne de kolay unutuluyordu oysa… Tarih 1948 leri gösteriyor, adamın biri Theodor Herzl: “kim nereye aitse orada yaşasın,” diye fazla ırkçı bir söylem atıveriyor, hazır bahane de hazır. Buna aslen Siyonizm diyoruz.

Peki Siyonizm Nedir?
Siyonizm, İsrail’in ulusal ideolojisidir. Yahudiler, Yahudiliği hem bir din olarak hem de milliyetçi bir kimlik olarak görmektedirler. Siyonizme göre Fransızlar Fransa’ya, İngilizler İngilitere’ye, Çinliler Çin’e, Yahudiler de asıl toprakları, ana vatanları İsrail’e aittir. gazeteci Theodor Herzl de bunun en büyük savunucularından olmuştur. Bu şekilde Avrupa’da yaşayan yahudileri Hz. Davud zamanında yahudilerin İsrail’de yaşadıkları durumundan dolayı israil devletini o bölgede yani Filistin bölgesinde kurmak istedikleri için Avrupa’dan İngiltere’nin desteğiyle büyük kitleler halinde yerleşmeye başlamışlardır.

Fransızlar Fransa’da yaşasın kardeşim! İngilizler İngiltere’de yaşasın. Sanki Kavimler Göçü hiç yaşanmamışcasına! Göçmenleri mi ne yapalım, bir düşüneyim? Bulamadım. Neyse o zaman tabi İsrail falan yok. Aaa İsrail ne yapacak peki, onlara yazık olmasın yaa onlar da taaa eskiden nerede yaşıyordu hocam? Hmm demek Filistin’in orada okay bizim için. Haydi arkadaşlar İngiltere dostum sen bir el at da oraya yerleştirelim garipleri yaw! Ama orada Filistinliler var abi ne yapalım! Ama teorime haksızlık etmeyin şimdi. Şöyle yapalım en büyük köstekçimiz pardon destekçimiz kimdi bizim Birleşmiş Milletler! Evet söyleyin bakalım o ne öneriyor. BM gelir ve der ki: Eyy Filistinliler! Ey İsrailliler, mendil kapanın olsun! Hadi ama! Hazır mısınız! Haydi, kapışın, der. Taa 1915 zamanlarında Ümmet birliği, Müslüman birliği nedir bilip de bilmemezlikten gelen, Peygamber efendimizin de içinde bulunduğu kutsal Bedir’i ve Uhud’u sözleriyle övüp, bununla şahlanıp ta 1. Dünya Savaşı sırasında bizzat kardeşlerini hançerleyen Mısır, Irak, Suriye gibi ülkeler de tutuştu tabi BM’in İsrail kararına. Aaa bizler Müslümanız, e ne duruyoruz ya birleşelim dediler! Filistinliler ve diğer Arap ülkeleri ve İsrail savaştılar ama daha çok İsrail karlı çıktı bu durumdan.
Asıl İsrail, terörist gibi işgal edip Filistin’i göz göre göre alıpta, dağdan gelip bağdakini kovduğu yetmiyormuş gibi bir de hak iddia ediyor. Siz diyor, teröristlere destek veriyorsunuz, ailelerine tazminat ödettiriyorsunuz. Bu haksızlık diyor. Onlar uslu dursun diyor. Kime göre? Neye göre?


Gün gelecek O arkanda sandığın ama yalnızca gölgesini hissettiğin devletler bir bir kuracak komplolarını binalarınızın dibine. Aaa tüh! Bombalı araç sizin oraya mı girdi, yolu karıştırdı herhalde şoför. Neyse bari gelmişken bir askeri üst kuralım diyecekler size de. Sonra bir bakmışsınız halk birbirine girmiş, kopup gidiyorsunuz Suriye misali. Kurtlar toplanmış, akbabalar tüketmekte olmayan geçmişinizi. Ve unutmayın bugün Myanmar’daki katliamlar, Suriye’deki zulümler, savaşlara sebep olan herkesin sonunun yine bu katliamlar kadar acımasız olacağından Rabbime güvenerek emin olabiliyorum.
Mazlumların ahı burunlarınızdan fitil fitil gelirken belki anlarsınız yersiz bırakılmanın onursuz bırakılmaktan daha iyi olduğunu.

https://www.vox.com/cards/israel-palestine/1948-partition

Gülsüm DURAN
Yozgat'ın kendine has bir mahallesinde doğup kendimi Bursa'da bildiğim ve bulduğum ben, eskiden beri İngilizce sevdalısı olup tam da o mesleği seçip Gazi Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği mezunuyum, liseden bu yana tiyatro, yazarlık, taklitler gibi sanatsal yönümü ortaya çıkarmaya çalışsam da iş güç sanırım tam kendimi aktaramamış olsam gerek ki Mornota ile tanışınca içimdeki bütün fırtınaları anlatma ve hissettirme fırsatını artık yakaladığımı düşünüyorum. Teşekkürler Mornota, love you.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment