1) Eskiçağ’da Bilim                                                                                                   -Hint Uygarlığı
Bir önceki yazımda belirttiğim gibi Çin medeniyeti barut, pusula, mürekkep ve matbaa gibi icatların ilk olarak dünyaya yayıldığı kaynak, Hint medeniyeti ise bu yayılışın güzergahı üzerinde kozmopolit bir havza olarak birçok kültürün etkileşim hâlinde bulunduğu sahaya karşılık gelmektedir.
Önceleri tarıma dayalı faaliyetler için bilim yapılırken daha sonraları yoğun istilalara karşı askeri tekniklerin geliştirilmesi amacı için bilim çalışmaları yapılmıştır. Bilimsel gelişmeler daha cok brahman ve din adamlarına bağımlılık göstermekte ve bağlı olmaktadır.
Hindistan’da bilimsel etkinliklerin başlangıcı M.Ö 5000lere dayandığı iddia edilse de tam anlamıyla bilimden bahsedebilmek için M.Ö 2500lere inmek gerekecektir.
Yine de matematiğe dair olarak sıfır ilk kez Hint Yarımadasında kullanıldı, cebir alanında birinci ve ikinci dereceden denklem çözümleri yapmaları ; trigonometride sinüs, cosinus ve ters sinüs fonksiyonlarını kullanmalarıyla epeyce yol katetmişlerdir.
Daha sonra Pythagorasçılara mal edilecek olan Pythagoras Teoremi’nin çözümü ile ilgili erken çözüm örneklerine Hintlilerin geometrik metinlerinde rastlamak mümkündür.
Astronomide Ay ve Güneş tutulmalarından Dünya, Merkür, Venüs, Mars, Jupiter, Saturn hareketlerine kadar ayrıntılı bilgi sahibi oldular.
Hindu astronomlar, eskiçağ boyunca gözlemlerinde gözlem aletlerini kullanmışlardır. Bunlar arasında gnomon; gök cisimlerinin ufka yüksekliğini ve ekliptiğe olan uzaklığını bulmak kullanılan çember ve yarım çemberler; çemberli küre ve su saatleri vardır. Daha sonra ise Müslüman astronomlardan miras aldıkları usturlabı ve taştan inşa edilmiş dev astronomi aletlerini benimsediler.
Aryabhata adlı Hintli astronom ve matematikçi bundan yaklaşık 1500 yıl önce ilk defa Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki hareketinden bahsetti. Hatta bununla kalmayıp dönüş yönünü söylemiş ve 23 saat 56 dakikada bu dönüşü tamaladığını bildirmişti.
Aynı zamanda Aryabhata pi sayısını da günümüzdeki değerine yaklaşık olarak bulmuştur.
Tıp konusu Çin’deki gibi felsefe ile iç içe olup Hintlilere göre ” Canlı varlıklar evrenin küçük bir modelidir.” Cilalı taş devrine ait bulunan kalıntılara göre tarihteki ilk dişçilik çalışmalarını yapmışlardır.
Antik Hindistanın geleneksel tıbbı olarak geçen ‘Ayurveda'(M.Ö 2500) bugün dünyanın birçok yerinde alternatif tıp olarak kullanılmaktadır.
Matematik, aritmetik ve cebiri İslam Dünyasıyla tanıştırmada rol oynamışlardır. İslam Dünyası’na aktarılan bu gelişmeler bilimsel uyanışta önemli bir rol oynayacak; 12 yy dan itibaren Arapça’dan Latince’ye yapılan çeviriler sonucunda ise, Hıristiyan Dünyası bu bilgilerle tanışacaktır.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment