LoadingSonra oku

Merhabalar efenim! Böyle arada yokluyorum buraları. Aslında ben çok severim yazı yazmayı, eskiden arkadaşlarım falan yazdığım şeylere bayılırlardı. Ancak malum Grafik Tasarım öğrencisi olmak asla kolay değil. Aşırı meşgul oluyorum, ödevler, çıktı almalar, bilmem nerenin neresınde bulunan eşyaları almalar vs….
Neyse, konumuz bu değil. Konumuz şu; HER ZAMAN UMUTLA YOLA DEVAM ETMEK.

Geçen gün başımdan geçen bir olayı yazmak istedim, belki birkaç okuyan kişiye ilham verir, azıcık da olsa bir şeyler değişir belki hayatında….

 

Bu sıralar gördüğüm her iş ilanına başvuruyorum çünkü biliyorsunuz ki malum, kriz…. Her şey pahalılaştı ve ben babamdan her hafta en az 150 almama rağmen o para bana asla yetmiyor. Bunun çözümü olarak da kafe ve şuanki bölümümle alakalı işler aramaya başladım. Neyse, bir tane Konya’da epey başarılı olan, en sevdiğim hocamın da meslek hayatına orada başladığı bir ajansa iş başvuruma geri dönüş yapıldı ve ben de haftabaşında büyük mutlulukla görüşmeye gittim. Allah’ım ama nasıl mutluyum, bir de çok sevgili hocam burada senin fikirlerine en uyabilecek kişinin orada olduğunu falan söylemişti. Ajansa giderken MECAZİ değil GERÇEKTEN dans ede ede gidiyorum. Bitkilere, hayvanlara gülümsüyorum. Hepsini okşuyorum falan, öyle bir toz pembe gözlük takarak gidiyorum yani.

Görüşeceğim adam geldi, ben Akdeniz insanı olduğum için biraz sıcakkanlıyım. Espiriler yapıyorum falan. Dürüst ve şakacıyım. Heyecanla yaptığım işleri göstermeye gerek kalmadan adamın yüzünden okudum “Bu kız olmaz. Ele.” hatta bu görüşümü ona da söyledim. “Sanırım beni işe almaya çok da meyilli değilsiniz gördüğüm kaadarıyla” dedim. “Benim Grafik Tasarımcıya ihtiyacım var, ama sen hem programları doğru düzgün bilmediğini söylüyorsun hem de fotoğrafa daha yatkın olduğunu söylüyorsun.” dedi. Ben de bunun üzerinde yaptığım işlerimi Behance ve İnstagram üzerinden gösterdim.

Adamın yüzünü sanırım asla unutmam.

Asla hiçbir çalışmamı beğenmedi. Ve üstüne üstlük bunu mimikleriyle belli etmesi daha da kötüydü. Kendisinin bir grafik tasarımcıya ihtiyacı olduğunu, stajyere ihtiyacı olmadığını belirtti ve şunu da ekledi; “Sen daha başlangıç seviyesindesin. SIFIRSIN. Bizim ajansımızın seviyesine uygun değilsin.” Adama gülümsüyordum ama elimin ayağımın titremesini engellemek için kendimi çok kastım. Halen o kasma sebebiyle omuzlarım, kasıklarım ağrır mesela. Evet ben kendimi bir grafik tasarımcı olarak asla yeterli görmedim. Hep kendi sınıfımdaki insanlardan daha düşük olduğumu biliyordum ancak beğendiğim birkaç çalışmam vardı. Ve BAŞLANGIÇ SEVİYESİ olmak…. Ben olmuşum 3. sınıf ve karşıma geçmiş bir adam böyle diyor… O iş yerinden nasıl çıktım hatırlayamıyorum ancak gerçekten dünyalar başıma yıkılmış gibi hissediyordum. Elim ayağım zangır zangır titriyordu. Aşağılanmış, küçük düşürülmüş ve işe yaramazın teki olduğumu düşünüyordum. Yurda gidip kendi kendime kalana dek modum hep düşüktü. Ve az önce saydığım sıfatlar kafamda dönüp duruyordu.

Beceriksiz.
İşe yaramaz.
Sorun çıkarmaktan başka hiçbir işte başarılı olamayacak bir kadın.

Sürekli bunları düşündüm. Ama sonra aklıma Joanne Rowling geldi. HARRY POTTER kitabını reddeden birçok yayıncıya gitmişti. Hep red yemişti. Ama o hiç pes etmedi, savaştı. Kendisinin farklı ve okunmaya değer bir kitap yazdığına gönülden inanıyordu. KENDİSİNE İNANIYORDU. Ve işte tam da bu noktada kendi kendime gülümsedim. Tam olarak mesele buydu. William Shakespare, Rowling, Einstein ve daha nicesi…! Hepsi hor görülmüş, aşağılanmış ve asla kabul görülmemiş birer sanatçı, bilim insanı, yazar vebenzeriydiler.

Yapmaları gereken tek şey, kendilerini anlayacak birilerini bulmaktı. 

Çünkü onlar alışılmışın dışında çalışmalar yapıyorlardı ve kimse anlamıyorlardı onları. Onlar da sabrettiler, savaştılar ve sonunda KAZANDILAR! Evet, o an yeniden umudum geldi. Asla pes etmicektim, her şey ilk anda olmuyor çünkü çoğu zaman. Biraz uğraşman, canını dişine takmak gerekiyor. Siz değerli okuyucularım, biliyorum benim gibi çıkmaza düşen ve o çıkmazdan çok daha fazla zorlanarak çıkanlar var. Ve hala çıkamayanlar da tabi ki… Size tavsiyem budur; sürekli red yedikten sonra başarılı olmuş, güzel bulunmuş vs gibi kişileri araştırıp onlardan umut alın kendinize. Çünkü biz bunu hak ediyoruz.

KENDİNİZE İNANIN, PES ETMEYİN VE SAĞLICAKLA KALIN.

Mutlu olmak istiyorsanız, olun. 

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment