LoadingSonra oku

Björk, müzik hakkında cesur olmak ne demek?

Bence işi ne zaman sağlama aldığınızı, ne zaman durgunlaştığınızı ve ne zaman geliştiğinizi biliyorsunuz. Bu muhtemelen hepimiz için süregelen bir şey ve ince bir denge. Belli ki boyunuzu aşmamak veya gelip geçen üretken anları riske atmamak önemli. Ancak her albümde en az bir şey öğrenmeye çalışıyorum, yazılım olarak uzanmaya, düzenlemelerimde gelişmeye veya muhtemelen benim için söylemesi daha zor melodiler yazmaya eğilim gösteriyorum. Kendi öğretmenim haline geliyorum.

Genel olarak cesur olmakla aynı mı bu?

Daha çok sezgisel bir his olduğunu düşünüyorum. Hem çok gözü kara olmak apaçık çöküşünüz olabilir. Kesinlikle birçok kez bundan suçluyum. Ama buna değdi. Deney ve hata yapan bir kişi olduğumu erkenden keşfetmiştim. Ama buna değiyor çünkü çok uzun zamanda bir büyük başarıyla sonuçlanıyor. Yani bu açıdan cesur olmanın aynı zamanda sizi korunmasız kıldığını düşünüyorum.

 

“Çekinmeden konuşmamın genç kızlar için ne kadar önemli olduğunu anladım, bu kolaymış gibi yapmıyorum.”

 

İnsanlar ünlülere gelince nedense korunmasızlığın var olduğunu unutuyor – tutkulu olduğunuz bir konuda çekinmeden konuşmak sizin için hâlâ korkutucu mu?

Dürüst olmak gerekirse bunu çok yorucu buluyorum… Ancak aynı zamanda gelişime can atıyorsam, örneğin cinsiyetlerin eşitliği, öyleyse orada efor sarf etmem gerektiğini hissediyorum. Benim neslimle birlikte doksanlarda kadınların dışarı çıkıp bir şeyler yapıp şikayet etmeyi bırakması önemliydi – çünkü annemin nesli önceden birçok işi yapmıştı ve ben bunun meyvelerini yiyordum.

Anneniz de aktivistti, değil mi?

Babam da! Burada, İzlanda’da yıllar boyu birlik lideriydi ve şu an İzlanda için yeni bir anayasa yazan radikal bir grubun parçası. Sanırım uzunca bir süre buna karşı koydum, fazla gün gibi ortada olduğunu hissettim. Ama sonra, geçen yaklaşık yirmi yılda zamanımın büyük bir kısmını İzlanda’nın doğasını koruyarak geçirdiğimden emin oldum. Ne zaman bir toplum dönüşümden geçiyor olsa dünyanın sonu hakkında konuşmalar yapılır, Londra kömürle simsiyahken olduğu gibi – kimse onsuz bir dünya hayal edememişti. Paris’teki kanalizasyon sistemini keşfettiklerinde de aynıydı. Yani okyanusları temizlediğimiz veya tamamen güneş ya da rüzgar enerjisi kullandığımız bir geleceği hayal etmek zorundayız… Milyonlar iPhone 6’dan 7’ye haftalar içerisinde geçebiliyorsa bunu yapabiliriz.

Bu akımdaki kendi sorumluluğunuzu size fark ettiren şey neydi?

Yaşlanıp “onlar” diye bir şey olmadığını, devletin ya da yaşlıların olmadığını fark etmek ilginç bir his. İşaret edip suçlayabileceğiniz biri yok. Aslında o kişi haline gelmeniz gerekiyor ve bu illa kötü bir şey olmak zorunda değil. Benim yaşımdaki insanların sosyal sorumluluk hakkında seslerini çıkarmalarının bir tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Geçen on yılda aynı zamanda çekinmeden konuşmamın genç kızlar için ne kadar önemli olduğunu anladım, bu kolaymış gibi yapmıyorum. Ve bunu anlıyorum. Şu an söylediğim şeylerin bana problem yaratabilecek olmasına rağmen… Yurdu kızım için hazırlıyorum.

Yani sadece müziğiniz yoluyla sesinizi çıkarmanızdansa bunu doğrudan yapmanız sizin için önemli mi?

Bu çok iyi bir soru ve buna yedi farklı biçimde yanıt verebilirim… Kolayca bunun önemli olmadığını söyleyebilirim! Canlı bir sanatçı olarak bir başka yanıt ise dinamik ve süprizin gücünü anladığım ve takdir ettiğim olabilir.

Ne demek istiyorsunuz?

Bütün yaşamınız boyunca kendinizi aynı şekilde ifade ederseniz potansiyelini veya şaşırtıcılığını kaybedecektir. Önce sessizce sonra gürültüyle şarkı söylemeyi hep sevdim, bana verdiği teknikolor hissi seviyorum. Filmlerdeki, müzikteki, yemekteki, seksteki, her şeydeki bolluğu seviyorum. Yani belki feminizm bazen saklanmalı, “zevk tamamen benim,” gibi, annelerin cömert ve kendinden ödün veren özelliği… Ama birden bire Facebook’a sadece buna karşı çıkmak için dobra dobra bir #ben de yazdım, bunu kutuplaştırmak için? Romantik bir koro şarkısı ve hemen ardından punk bir melodi gibi.

Öyle durumlarda duyulmamaktan endişeleniyor musunuz?

Genel olarak bir müzisyen olarak duyulduğumu hissediyorum. Bir müzisyen olarak anlaşılmak ve anlaşılmamak hoşuma gidiyor. Ve bununla yaşamaya gönüllüyüm. Ürettiğim müziğin doğası tamamen totalitaryen kapsam olmak zorunda değil. Öteki yandan, #ben de projesinde taciz edildiğimi dile getirdiğimde hemen dalga geçildiğimi kesinlikle hissettim – özellikle konuyu ilk defa 17 yıl önce açtığımda. Kadınlar ciddiye alınmaya değmediklerini hissetmeye şartlandırılmış. En sonunda, şimdi havada çarpıcı bir değişim var!

“Cesaret, pıhtılaştırılmayan veya kristalleştirilmeyen ama likit kalan bu içgüdüsel his.”

Bir keresinde “Söylediğim şey kadınlara yardım ediyorsa söylemeye hazırım.” demiştiniz. Bu hâlâ inandığınız bir şey mi?

Zamanı ve yeri olduğunu düşünüyorum çünkü şimdi farklı bir ivme var. Yeni görevin erkekler ve onlar için hislerini ifade edebilecekleri yerleri nasıl oluşturacağımız olacağını düşünüyorum. Oldukça karışık mesajlar alıyorlar: duygusal olamadıklarına dair ve birden bire öyle olmadıkları için azarlanıyorlar. Biz kadınlar yıllardır kendimizi ifade etmek için bir dil belirledik ve erkekler bu açıdan çok gerideler.

Bu tarz akımları desteklemenin sanatçılara kaldığını düşünüyor musunuz?

Hiyerarşilere inanmıyorum- bence bunu hepimiz birlikte yapacağız. Bu globalizm zamanı, 21. yüzyıl liderlere ihtiyaç duymuyor. Herkesin kendi görevini takip etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bazıları daha şiirsel, bazıları daha doğrudan. Çeşitlilik her şey. Kişisel politikalar karmaşık ve asla basit değil. Sadece kendini ifade etmek büyük bir asi hareket olabilir, radikal bir güç adı konulmuş politika içermemesine rağmen. Daha önce de söylediğim gibi cesaret, pıhtılaştırılmayan veya kristalleştirilmeyen ama likit kalan bu içgüdüsel his.

Müziğinize gelince nasıl likit kalabiliyorsunuz?

Şey, örneğin Utopia’da küçük bir falseto deneyi yaptım; şu anda olağandan daha fazla şarkı o şekilde söyleniyor ki bu komik! Bu neredeyse eski bir şarkım olan “Cocoon”un bir devamı gibiydi. “Cocoon” adlı şarkıda bir şarkıcı olarak kızdırmayı ve şarkıcıyla dinleyici arasındaki bariyeri kırmayı denemiştim. Bu albümdeki ses dalgalarıyla ilgili kurunun, gerçeğin ekstrem ile buluştuğu zıtlığı keşfettim. Sanırım başlık Utopia bunun hakkında. Kelimenin ağırlığı oluşunu seviyorum. Sizin hayaliniz hakkında ama aynı zamanda içine nasıl gerçeği karıştırdığınızla ve bunu nasıl yaptığınızın sizin nasıl biri olduğunuzu gerçekten belirtişiyle de alakalı. İkisi arasındaki boşluğu merak ediyorum.

Sürekli bu ikili zıtlıklar tarafından etkilenmiş gibi gözüküyorsunuz: hayal ve gerçek, ışık ve karanlık… Vulnicura’da “Kırık olduğumda bütünüm ve bütün olduğumda kırığım.” dediniz.

Sanırım bu kendi mizah anlayışımla ilgili, muhtemelen insanların düşündüğünden daha mütevazıyım. Bazen insanların hayatlarında mutlu zamanlardan geçerken ne kadar “bütün” olduklarını söyleyişlerini abartılmış buluyorum. Bazen insanlar en zorlu zamanlarından geçerken gerçekten “bütün” olduklarını düşünüyorum. Biraz allak bullak…

Böyle deneyimlerden geçerken müziğinizin insanlara yardım ettiğini umut ediyor musunuz?

Gerçekten bunun için hedefleyemem. Bütün müziğin böyle bir potansiyalinin olduğunu biliyorum, ancak müzisyenin sadece müziğin yazılmasına izin vermesi önemli. Böyle olmak zorunda. Önceden çok planlanmış olamaz; bazen sadece daha sonra ne olduğu belli oluyor. Fakat önce veya yazım esnasında… Bu bir gizem.

Kaynak: The Talks.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment