Hafta sonu geldi yine. Yılın 2. haftasını bitiriyoruz. “Bu hafta sonunda ne yapayım?” diye düşünenler vardır illaki. Hiç düşünmeyin derim. Çünkü sizin yerinize ben düşündüm. 1 sinema hem haftanın stresini atmanıza yardımcı olabilir hem de hafta sonunu mutlu geçirmenizi sağlayabilir. Gerçi sinemada hafta sonu ya da hafta içi olmaz. Sinema arada bir de olsa baktığınız eski bir fotoğraf gibi bir köşede bekliyor. Üstelik fotoğrafın aksine her zaman yeni.

Her hafta birçok film vizyona girmeye devam ediyor. Haliyle sinemayı seven bir insan olarak daha çok, beğenebileceğim filmlere veya ilgimi çeken konulardaki filmlere gitmeye çalışıyorum. Geçen hafta cuma günü vizyona giren, benim bu hafta gitme şansı yakaladığım “Çalgı Çengi İkimiz” filmi de bunlardan birisi. Benim gibi komedi seviyorsanız ve serinin ilk filmini izlediyseniz zaten kaçmaz. Gitmek isteyenlerden izlemeyenlerin, önce ilk filmi izlemelerini tavsiye ediyorum. Çünkü siz de tahmin edersiniz ki seri olduğu için iki filmde bağlantılı konular ve karakterler var. Bir de mimiklerin efendisi Ahmet Kural ya da gülüşlerin hükümdarı Murat Cemcir hayranıysanız veya benim gibi ikisini de seviyor; İşler Güçler ve Kardeş Payı dizilerini, Düğün Dernek serisi filmlerini takip etmişseniz gözünüz kapalı gidebilirsiniz.

Serinin ilk filmi 2011 yılında çekilmişti. O zamanlar fazla tanınmayan kahramanlarımız sinemada 60.000 civarındaki seyirciye ev sahipliği yapmışlardı. Film sonrasındaki dizilerle tanınmaya başlayınca, bu 60.000’lik filmin birçok kişi tarafından izlenerek sevildiğini düşünüyorum. İtiraf ediyorum ki ben de onlardan birisiyim. 2. filme göre daha düşük bütçeyle, daha durağan sahnelerle ve daha az oyuncuyla çekilmesine rağmen oldukça başarılı bir filmdi. İnanın kaç kere izlediğimi hatırlamıyorum.

Sinemada film başlamadan önce bir sürpriz de yaşamadık değil. Hiç reklamsız başladı ve arada bile reklam konmadı. Her sinema salonunda böyle midir bilmiyorum. Ancak çok teşekkür ediyorum ki saçma sapan reklamlarla sabrımızı sınamadılar.

İlk sahneler konuyu açıklar nitelikteydi. İkili bir açıklama yapılmış ancak iki tane ikili açıklama olabilirdi. Gürkan ve Salih mafyadan kurtulacak ve Salih sevdiği kızla evlenecek. Ancak bir de ya mafyadan kurtulacak ya da ünlü bir sanatçı olacak arasında tercih yapma durumları vardı. Mafyadan kurtulmak için “Hayır nedir yani?” düşüncesinde olsalar da bu çok zor bir karardır. Bedel ödenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bedel, yapılan bir düğünde nikah memurunu kaçırıp mafyaya teslim etmek olarak söyleniyor. Ancak işler hiç de kolay olmayacaktır. Sürprizlere hazır olun. Hiç tahmin edemediğiniz şeyler olacak çünkü. Mesela onları ünlü yapacak kişi kim? Dahası onları nerede keşfetti? Bu kişi başkası tarafından ünlü yapılan hangi ismi ünlü yapamadan elinden kaçırmıştı? Hangi televizyon patronundan ve çalışanlarından bahsedildi? Kız istemeye kiminle gidiyorlar?

Bir dakikası bile sıkıcı olmayan, kahkahaların havada uçuştuğu, bol aksiyonlu, az küfürlü, çok esprili, Ahmet Kural’ın şarkılarıyla dolu, “Şu nasıldı?” diye bir saniye bile düşünmeye fırsat bulamayacağınız; kısacası tekrar tekrar izlemek isteyeceğiniz güzellikte bir film. Aha şimdi bitecek diye korkumdan bazı sahneleri kaçırdım yahu. Zaten baş rollerimiz dışındaki şu oyuncu kadrosuna da bakar mısınız: Rasim Öztekin, Ayhan Taş, Burak Satıbol, Şinasi Yurtsever, Korhan Herduran ve daha fazlası. Komedi takip edipte bu isimleri bilmeyen yoktur herhalde.

Aslında konu basit ama bu basitlikte bir konuyu böylesine ustalıkla işlemekte bu ekibin her işte olduğu gibi birlikte çalıştıkları senaryo yazarı ve yönetmen Selçuk Aydemir sayesinde galiba. Bu ekibin yıllardır iyi bir uyum yakaladıkları su götürmez bir gerçek. En yakın zamanda yeni dizi bekliyorum ben. Hele Ahmet Kural – Murat Cemcir uyumu, Zeki Alasya -Metin Akpınar arasında yoktu galiba. O derece.

“Kardeşim öve öve bitiremedin. Hiç mi kötü bir tarafı yoktu?” diyenlere naçizane tespitler yapabilirim. Mahalleden bakkal arkadaşlarını her ne kadar arkadaş olarak görmeseler de mafyadan kurtarmamaları, Salih’in evleneceğini kızla hiç samimi sahnelerinin olmaması, Şinasi Yurtsever’in sahnelerinin az olması gibi. Ancak bunlar hep senaryoyla ilgili şeyler. O yüzden çok da şey yapmamak lazım. Neticede öyle uygun görülmüş, öyle yazılmış.

Bir şeyi de itiraf etmeliyim ki mafyalaşmış -hep bir arada olmalarından dolayı- bu oyuncu gurubunu çok kıskanıyorum. Ben de aralarında olmak isterdim. Ne kadar eğleniyorlar çekim hatalarından bile belli. Adamlar oyunculuğa bile özendiriyor. Oyunculuk, görsellik, müzikler ve karakterler efsane yani. İlk 3 günün izlenme sayısı 600.000’in üzerinde. Dolayısıyla IMDb puanının 10 üzerinden 6 puan olmasına aldanmayın. Ben 10 puan verdim vallahi.

Dolu dolu, güzel vakit geçireceğiniz, şarkılarla “çıldır çıldır” çıldıracağınız, “Siz kimsiniz bebeğim?” diye çıkışacağınız, “Sıfıra sıfır elde var ikimiz.” sözüyle devam filmine göz kırpacağınız Ankara – İstanbul harmanlı ama daha çok Ankara yanlı bir komedi filmi sizleri bekliyor. Ön yargısız ve aşırı beklentisiz giderseniz kesinlikle memnun kalacağınızı düşünüyorum. Ben biraz şişirmiş olabilirim. Yine de arşivlik yani. Helal olsun diyerek gişe rekorunu kırarsınız inşallah diyorum. Benim filmimmiş kadar sevinirim vallahi. O kadar benimsedim bu ekibi. Ayrıca Ahmet Kural’dan oyun havası, türkü veya arabesk bir albüm istiyorum. Yakışır krala. Hayır nedir yani; en kötü sıfıra sıfır elde var bilmem kaçımız dersiniz, beraber filme gittiğiniz insanlarla hanginiz daha kötü durumdasınız onu sorgularsınız ya da hiç olmazsa mafyaya bulaşmazsınız. Ha, ne dedin?

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment