LoadingSonra oku

Yazının geçmişi mağara adamlarının duvarlara çizdikleri resimlere dayandırılmaktadır. Tarih öncesi devirlerde yaşayan insanlar, bulundukları bölgeyi işaretlemek, av hayvanlarının bol olduğu bölgeyi göstermek veya hangi cins hayvanların bulunduğunu göstermek maksadıyla duvarlara resimler çizmişlerdir. Ancak bu çizimler bildiğimiz manadaki yazının sağladığı iletişimden uzaktı. Şuana kadar elde edilmiş bilgilere göre yazı, M.Ö. 4 binde Güney Mezopotamya’da, Sümer’de ortaya çıkmıştır. Yazının meydana gelmesi ise diğer bütün buluşlar gibi ihtiyaç üzerine olmuştur. Bu anlamda Sümerlilerin yapmış olduğu ticaretin ve Sümerlilere özgü Ziggurat denilen yapıların, yazının meydana gelmesinde önemli bir yeri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Zigguratlar, Sümer ülkesinde dini bir yapı olarak kullanılan, topraktan inşa edilen yapılardı. Fakat zigguratlar dini bir mimari olmasının yanı sıra, gökyüzü araştırmalarının yapıldığı ve ürün fazlasının toplanması amacıyla depo göreviyle de kullanıldığı çok amaçlı bir yapı olmuştur. Peki böyle bir yapının yazıyı meydana getirmesinde ne gibi bir katkısı olmuş olabilir? Ürün fazlasının toplandığı zigguratlara kim ne kadar ürün getirdiyse işlenmekteydi. Her ailenin kendisine has belirleyici bir simgesi ve her ürünün kendine özgü bir şekli bulunmaktaydı. Bu semboller yumuşak kil tabletlere çizilerek fırınlanıyordu. Böylece kimin ne kadar ürün getirdiği kayıt altına alınmaktaydı. Ticaret yapılırken ise satıcı gönderdiği ürünün türünü ve miktarını bir kil tablete kaydederek bu kil tableti başka bir kil tabletle mühürlüyor, alıcıya gönderiyor ve alıcı ürünü aldığı zaman bu dıştaki tableti kırarak asıl tablete ulaşıyor ve kaydedilmiş ürünleri görebiliyor. Böylece yolda malında bir eksilme olup olmadığını anlayabiliyordu.

İşte zigguratlara kaydedilen ürün fazlası ve ticaret yapılırken kullanılan semboller zaman içerisinde çivi yazısı olarak adlandırdığımız yazıya dönüşmüştür. Yazının tablete geçirilişi ise bugün kullandığımızın aksine soldan sağa şeklinde değil, tabletin sağ üst köşesinden başlayarak aşağıya doğru yazılmıştır. Fakat daha sonra anlaşılamayan bir nedenden ötürü yazım şekli değişerek soldan sağa doğru ve alt alta yazılan satırlar haline gelmiştir.

Yazının bulunuşundan sonra ise hızlı bir şekilde yayıldığı görülmektedir. Gerek ticari sebepler gerekse askeri seferle yayılım alanı genişleyen yazı, çeşitli kültürler arasındaki alışverişi sağlamakta en büyük etken olmuştur. Daha sonraki dönemlerde Asur ticaret kolonileriyle Anadolu’ya giren yazı bu bölgeyi de yazılı kültürün bir parçası yaparak Anadolu’da tarihi çağların başlamasını sağlamıştır.

Yazını bulunması insanlık tarihinin en büyük sıçraması olarak kabul edilebilir. Yazıdan önceki dönemlerde söze dayalı bilgi aktarımı varken yazını meydana gelmesiyle beraber kuşaklar arası bilgi aktarımı çok daha kolay hale gelmiştir. Böylece insanlık yazıdan sonra her alanda çok büyük gelişmeler göstermiştir. Yazının bilgiyi koruyucu özelliği bilgi ve becerilerin tekrar tekrar yeniden üretilmesinin önüne geçerek eski bilgi, tecrübe ve becerilerinin üzerine eklenerek arttırılmasına ve aktarılmasına imkan sağlamıştır.

KAYNAKÇA

Murat Özbay-Bilim ve Kültür Aktarıcısı Olarak Yazı

Selen Hırçın-Çizi Yazısı

Füruzan Kınal-Çivi Yazısının Doğuşu ve Gelişimesi

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment