LoadingSonra oku
Yeryüzü, binlerce yıllık savaşları,hüzünleri,acıları ve bütün bunlara neden olan diktatörleri gördü.İnsan yüreği, yeryüzüne vermiş olduğu ilk nefesle, ilk heyecanla bir tarih belleği oluşturacağının farkında değildi.Savaşları yaşayacağından haberi yoktu.Kainatın, evrenin, yeryüzünün tatlı rüzgarına kapılacağını düşünüyordu.Nereden bilebilirdi ki insanoğlunun bu kadar zalim bu kadar vahşi olacağını, bir yudumda tükenmenin olacağını, hasretin ve özlemin yoğun yaşanacağını, yıldızlara ulaşamayacağını, gökyüzüne dokunamayacağını nereden bilebilirdi ki! Bilemezdi elbette çünkü insan insanlığını unutmuştu.İnsan olmanın nasıl bir şey olduğunu unutmuştu.Kendini, onu oluşturan duyguyu, değerini yansıtan dokuyu, varlığını yaratan özünü unutmuştu.Her şeyin ötesinde insan,insan olmayı unutmuştu.Yeryüzüne gelirken fedakarlığını, merhametini, özgürlük tutkusunu, iyiliğini ve vicdanını unutmuştu.Bütün bunların yanında unutmadıkları şeylerde vardı.Öldürme duygusunu, vahşiliği, can almanın zevkini, kılıçtan geçirdiği bedenler üzerindeki tutkuyu, hırsı, gücü, iktidara olan susamışlığı, sahip olma hissini, benim diyebilmeyi, dışlamayı, korkutmayı ve kirli bir insan olmayı unutmamıştı.Unutmadıkları ile artık yeryüzü sahnesine adım atabilirdi.Kendi egemenliğini bütün yeryüzüne gösterebilirdi.Nasılsa her şey onun içindi.İstediği gibi at koşturabilir ve zulmünü gösterebilirdi.Unutmadıklarını barındıran bu niteliklerin tümüne verilecek en doğru isim de Diktatörlüktü.İşte bu niteliklere adayım diyen bütün insanların yeryüzündeki amacı diktatör olabilmekti.Nitekim amaçlarına ulaşanlarda oldu.Nihayet başarabilmişlerdi.Tarihin Belleğinde isimleri artık yazılıydı.Masum insanların vebali, masum insanların çığlıkları ve masum insanların haykırışları arasında okunan her isim karanlıklarına karanlık katmıştır.Şimdi gelin hep beraber bu diktatörleri tanıyalım.Yeryüzünün Lanetlileri haline gelen,karanlığın dibinde yaşamış olan bu diktatörlerden ilki benim gözümde ‘Adolf Hitler’dir. Almanya’nın Führer’i Adolf Hitler, Auschwitz toplama kamplarında yaşattırdığı zalimlikle, vahşilikle, yapmış olduğu katliamlarla tam bir diktatörlük örneğini göstermişti.Yahudilere yaşattığı zulümlerle dünyanın diktatörlerinden biri haline gelmiş olan Hitler dünya sahnesine çıkış hikayesi Almanya’nın 1930 yıllarına denk gelmektedir.Alman Nasyonal Sosyalist Partisiyle hafızalarda yer alan Hitler, Almanya da şovenizmin ve faşizmin adı olmuştu. Polonya’yı işgal ederek 2.Dünya savaşının çıkmasına neden olmuştur.Sonraki aşamalarla Rusya’nın Stalingrad bölgesine kadar gidip dünyanın en büyük yenilgisini yaşayarak tarih sahnesine gömülmüştür.Geçen günlerde okuduğum bir yazı dikkatimi çekmişti.Şimdi bu yazı ile ilgili biraz bilgi vereyim.Diktatörlere hizmet etmiş insanların sonları ile ilgili bir tespit niteliği taşıyan yazı şu şekildedir.”Adolf bir domuzdur.Bizi tasfiye edecek.Şu anda gericilerle birleşiyor;eski arkadaşlarını unuttu.Bir beyefendiye dönüşüyor o.Kuyruklu ceketi var artık.Biz devrimci miyiz, değil miyiz? Eğer öyleysek,Fransız Devriminin kitlesel orduları gibi yeni bir şey ortaya çıkmalı.Yoksa köpeklere yem oluruz.Biz yeni bir şey üretmek zorundayız, görmüyor mu? Yeni bir disiplin!” Defteri dürülmeden önce böyle diyordu Ernst Röhm ama artık çok geç kalmıştı.Bütün faşist liderlerin en önemli özelliği, kendilerine yapılan hiçbir hizmeti cezasız bırakmamalarıdır ve Hitler de bu konuda bir istisna değildi.Diktatörlerin en belirgin özelliği, bir vakitler kendilerine sadakatle hizmet etmiş olanları mutlaka harcamasıdır.Ama tuhaftır,’kullanışlı aptallar’yüzyıllardır bundan hiç ders almaz. Röhm de öyleydi işte… Tuhaf bir adamdı Ernst Röhm…Bugünden bakınca saf mı denir, aptal mı, tanımlamak zor. Hitler’in gerçekten yeni bir ülke kurarken sermaye sınıfıyla hesaplaşabileceğini düşünebilen bir adama ne denir ki? Eski bir asker…Tabi ki Bavyeralı! 1.Dünya Savaşını yüzbaşı olarak bitirmiş ve sonra işçi sınıfının baş belası sokak çetesi olan Freikorps’a katılmış.1920’den sonra,Nazilerle birlikte ve Nazi partisinin ilk sokak gücü olan yasa dışı Sturmabteilung’un (SA) kurucusu.Bir ara anlaşmazlığa düşüp Bolivya’lara filan gitse de 1931’de Hitler yeniden çağırıyor onu ve artık SA’nın tartışılmaz şefi oluyor.Sokak serserileri ve işsizlerden oluşan SA’nın başlangıçtaki görevi parti liderlerini korumak ve komünistlere saldırmaktan ibaret.Ancak bu arada Röhm, ”bunaklar tarafından yönetilen” Alman ordusunun SA’nın inisiyatifine geçmesi gerektiğini söylemekte ve muhafazakar Alman askeri hiyerarşisinin düşmanlığını kazanmaktadır.Ancak daha tuhafı,Röhm ve çetesi, partinin Nasyonal Sosyalist adındaki ”sosyalizm” ibaresini çok ciddiye almamakta, büyük şirketlerin devletleştirilmesi,çalışanlara kar payı verilmesi ve faiz oranlarının düşürülmesi gibi laflar etmektedir.Hatta, gitgide ”ikinci devrim” sözü ortalıkta dolanırken, Hitler’i iktidara getiren büyük Alman sanayicileri tedirgin olmaktadır. Hitler, hiç de Röhm’le aynı fikirde değildir.Hızlıca orduyla ve büyük kapitalistlerle anlaşmakta, bu ise genellikle işçi sınıfından ve lümpenlerden oluşan, belirsiz bir kapitalizm düşmanlığına sahip olan SA üyelerini rahatsız etmektedir. Hitler’in gözünde SA,iktidara yürürken kullanılan basit bir araçtır; Röhm ise elindeki örgütün Alman ruhunun merkezi zannetmektedir.Bu süreçte ordu, SA’yı disiplinsiz sokak dövüşçülerinden oluşan yaygaracı ayak takımı olarak görüyordu ve ayrıca hakkındaki eş cinsellik iddiaları da Röhm’ü zayıflatıyordu.Bu arada Hitler, SA’yı tasfiye kararını çoktan almıştı.Yine de, Röhm’ün üzerine hemen gitmedi.Bekledi.Ama sonunda,film koptu. Himmler’in oluşturduğu SS’ler ve Gestapo planlarını yapmaya başladı.”Hitler makul olsaydı, meseleyi sessizce çözerdik” diyordu Röhm,”artık güç kullanmaya hazır olmalıyım.” Ama geç kalmıştı. Röhm ve çete reisleri tatildeyken Hitler, 30 Haziran için uydurma bir konferans icat etti ve hepsini bir araya topladı.Böylece tarihe ”Uzun Bıçaklar Gecesi” olarak geçecek olan büyük katliam başladı.30 Haziran 1934 gecesi, yüzlerce üst düzey SA şefi katledildi. Röhm tutuklandı.Yargılamaya filan gerek yoktu.2 Temmuz günü, Röhm’ün Stadelheim Hapishanesindeki hücresine daha sonra Dachau Kampı komutanı olacak olan SS üyesi Theodor Eicke ve SS komutanı Michel Lippert girdi.Masaya bir tabanca koydular ve kendisini öldürmesini istediler. Röhm ise ”Öldürüleceksem bunu Adolf yapsın” dedi. Hitler’in çok işi vardı ama! On dakika sonra, ikili yeniden hücreye girdi ve Lippert masadaki tabancayı alarak Röhm’ü göğsünden vurdu.Cenazesi, hızlıca gömüldü.Böylece, Hitler, bir nevi ayrı devlet olarak hareket eden SA çetesinden kurtulurken, iktidarını sağlamlaştırıyordu.Bir daha seçim filan da olmadı zaten.Herkesin aklı başına geldiğinde çok geç olmuştu.”Vahşete saygı duyulur, halkın sağlıklı bir korkuya ihtiyacı vardır.Birinden korkmak istiyorlar.Birilerinin onları korkutmasını ve bir şekilde ona biat etmeyi istiyorlar”diyordu Röhm; eh, öyle oldu işte sonunda.Kendisi göremedi ama…Nazi imparatorluğu kurulurken o, kullanışlı aptalların limon gibi sıkılıp atıldığı yerdeydi:Toprağın altında…Diğer diktatörlere bakacak olursak İtalya’nın faşist diktatörü Benito Mussolini, 1935’de Habeşistan’ı işgal etti.İktidarda bulunduğu süre içerinde kendi partisi dışındaki diğer partileri kapattı.Sendika hareketlerini kanun dışı etti.Kitap ve gazetelere sansür getirdi.Eğitimi sıkı kontrol altına aldı. Benito Mussolini’nin bu faaliyetleri diktatörlüğünü gösteriyordu.İspanya İç savaşında Milliyetçi cephenin önderi olan İspanyol General Francisco Franco 1936-1939 yılları arasında gerçekleşen iç savaş sonrasında ülkenin idaresini bırakmamıştır. Franco,ülkeyi 36 yıl boyunca diktatörlükle yönetmiştir.Çin Komünist Devrim’i lideri Mao Zedong, 5 milyondan fazla insanı idam ederek veya işçi kamplarına göndererek öldürdü.”İleri Büyük Atılım” ve ”Kültür Devrimi” adını verdiği iki adet sosyal programı vardı. Birinci hedef Çin’i sürat ile endüstriyelleştirmekti. Bu programların uygulama safhasında 20 milyondan fazla insan açlıktan öldü. Sonrasında ”Sosyalist Eğitim” hamlesi adı altında kendisine muhalif entellektüelleri öldürmeye başladı.Bu program sonucunda 7 milyon insan öldü.100 Çiçek Harekatı ile 30 milyon insanın bir kaç ay içinde açlıktan ölmesine neden oldu. Katlettiği insan sayısı 50 milyondan fazladır.Bu şekilde dünyanın en kanlı diktatörü olmuştur. Belçika’nın ikinci kralı leopold da bir diktatördü. Leopold sömürgeciliğe inan bir liderdi.Kongo halkına yaptığı insanlık dışı eziyetler ve katliamlarla adını tarihe yazdırmıştır. leopold yönetimi döneminde Kongo nüfusu 30 milyondan 9 milyonun altına düştü.Diğer bir diktatör olan Stalin ise komünist partinin ilk genel sekreteriydi.Lenin’in ölümünden sonra 1924’de Sovyet Rusya’nın lideri olarak tarih sahnesinde yerini alır.İktidara geldikten sonra Sovyetleri sanayileştirmeye çalışır.Bunu yaparken tarım üretimini yok ederek korkunç bir kıtlığa neden olur.Onun yüzünden Ukrayna’da 10 milyon kişi açlıktan ölmüştür. 1930 yılının sonuna doğru ”Büyük Temizlik” adıyla kendisine muhalif olan insanları ortadan kaldırarak psikopat bir diktatör olmuştur.1939 yılında Hitler ile bir saldırmazlık anlaşması yapar ama Hitler bu anlaşmaya uymayınca kendi yönetimindeki Sovyetler müttefiklere katılır.Bu katılımın sonucu ile ikinci dünya savaşında 23 milyon insan hayatını kaybeder.Japon İmparatorluk Kara Kuvvetlerinin orgenerali ve Japonya’nın 40.başbakanı olarak bilinen Hideko Toko 2.Dünya savaşı sırasında Çin’de ve Güneydoğu Asya’da soykırım yaparak 5 milyondan fazla insanın ölümüne neden olarak diktatörlüğü tescillenmiş olan bir lider olmuştur.Rusya’da 3 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan bir diğer lider ise ikinci Nicholastır. Yaptığı katliamlardan dolayı ”Kanlı Nicholas” olarak bilinir.Evet, şimdide Kamboçya’ya uzanalım. Kamboçya komünist hareketi lideri olan Pol Pot, iktidara geldikten sonra kendi yönetiminde bulunan ülkede bir temizlik uygulamasına başvurur.Yaklaşık 2 milyon insanı öldürmüştür.İnsanları köylerini terk etmeye ve çok zor şartlar altında çalışmaya zorlamıştır.İnsanlar bu şekilde köle haline getirilmiştir.Çok az sağlık hizmeti sağlamasının yanında pek çok insanı idam ettirmiştir.Bütün olarak değerlendirildiğinde Pol Pot tam bir diktatördür.Diktatörler kervanı içinde bulunan Saddam Hüseyin’den bahsetmesek haksızlık etmiş oluruz. Saddam Hüseyin, hayatı boyunca sayısız çatışmaları kışkırtan bir lider olarak bilinir.Soykırımlar yaparak 2 milyon insanın ölümüne neden olmuştur.Kim il-Sung, Kuzey Kore’ye komünizmi getiren ve katı bir diktatörlük uygulayan bir liderdir.Kim il-Sung aynı zamanda oğluna diktatörlük devreden tek komünist lider olarak bilinir.İnsanları açlıkla terbiye etmeye çalışan,insanları hastalık içerisinde bırakarak bakımsızlıktan kırdırmaya neden olan Kim il-Sung,bunlar yetmezmiş gibi insanları idam ederek 1.5 milyon Korelinin ölümüne neden olmuştur.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment