LoadingSonra oku

Pek fazla değinilmeyen bazı konular vardır. Üstü kapatılmaya çalışılan, konuşulsa da değerinin geri plana itildiği ve daha çok değersizleştirildiği konular. Bizleri anlamlı kılan, toplum içerinde var eden en önemli yapılardan biri olan dil, yozlaştırılmakta ve fark etmeden toplumsal cinsiyet rollerini daha görünür kılmaktadır. Ataerkil  toplumda eril dilin yüceltilerek erkek egemen zihniyetin biraz daha yüceltilmesini sağlamak ve buna göz yummak içler acısıdır. Bilindiği üzere toplumsal cinsiyet doğal veya biyolojik değildir, toplum tarafından inşa edilmektedir. Burada değinmek istediğim konu ise erkeklik ve küfürdür. Daha açıklayıcı olacak olursam erkeklik ve mahrem alana değineceğimi bilmenizi isterim. Sosyolojik incelemede ders kapsamında 18 kişiyle yaptığımız mülakatlar sonucunda oluşturduğumuz deşifreler bende şu algıyı daha çok netleştirdi.

Erkekler bunu tamimiyle bir güç göstergesi olarak kullanmakta ve bunu yaparken zevk almaktadır. Kadınların bedeni, mahrem alanları basite alınmakta ve küfrü aşağılama aracı olarak kullanmaları eril dilin tahakkümünün daha fazla toplumumuzda yer edinmesini sağlamaktadır. Bu durumun ne gibi sakıncaları olabilir diyen çok insan olduğu gibi bundan oldukça rahatsız olan bireylerde bulunmaktadır. Kadınlar her gün bedensel olmasa da, mental olarak tecavüze uğramakta ve onlarda kötü duygusal etkiler yaratmaktadır. Kadınların uzuvları hep saklanılan yer olup, erkeklerin organları aşikar bir şekilde güç göstergesi olarak kullanılmaktadır. Erkekler toplumda daha rahat bir çocukluk geçirirler, kadınlarsa genellikle hep geri plana itilen ve kadınlığını koruması gerektiği öğretilen bireyler olarak topluma bırakılmaktadır. Organları kutu, cici, orası gibi tabirlerle ört pas edilmeye çalışılırken, erkek çocuklarının pipileri büyükleri tarafından yüceltilmektedir. Ortam olarak bakacak olursak: Mesela futbol maçları, kahvehaneler, trafik vs. gibi yerlerde fark etmişsinizdir ana bacı küfreden genellikle erkekler olur. Kadınların kahvehaneye girmesi saçma görülürken, üstüne onca erkeğin arasında küfrettiğini hayal ettiniz mi? Evet ne kadar da gülünç geldi değil mi? Ama yatakta küfreden kadın ne kadarda cazibeli!

Gelin birazda Bahadır Türk’e kulak verelim. Eril tahakkümü yeniden düşünmek adlı makalesinde Pierre Bourdieu’dan çok güzel alıntılar almış ve örnekler vermiş. Cinsiyet ve toplumsal cinsiyet ayrımına değinmesi araştırmasını yaptığım konuda beni çok güzel bir şekilde aydınlığa kavuşturdu. Örneğin; Kabil toplumunda bir onur göstergesi olan burnun büyüklüğüyle penisin büyüklüğü arasında bir orantı kurulmuştur. Burada olumlu bir işlev gören bedensel farklara atfedilen anlam, kadınlar üzerinden olumsuzlayıcı bir pratik olarak işlev görür. Söz gelimi; Kabil dilinde vajina anlamına gelen iki kelimeden birinin aptallık, diğerinin de olumsuzlayıcı anlamında yapışkan anlamına gelmesi ya da Kabil toplumunda doğurganlığın, dolayısıyla dişiliğin bir simgesi olan yumurtanın küçültücü bir bakışa konu edilmesi gibi. Bourdieu, Avrupa geleneğinde de cesaretin erkeğin anatomik özellikleriyle eşleştirildiğine dikkat çekmektedir: “Testisleri olmak”  deyiminin cesurluğu nitelendirmesi gibi(Bourdieu, 2001: 11-14). Eril tahakkümün hükümranlığı sürdürdüğü bedensel farkların yanı sıra bedenle ilişkili aksesuarlar da bu tahakküm algısının ışığında değerlendirilmektedir. Örneğin kemer – Kabil toplumunda- basit bir nesne değil, vajinayı koruyan kutsal bir engel, bir “kapanış işareti”dir. Belindeki kemeri sıklaştırmış bir kadın “iffetli” ve “bozulmamış” olarak görülür. Örneğin; erkek çocuğunun ilk kez saçının kesilmesi, algısal olarak dişil özellik taşıyan saçın eril bedenden ayrılışı ve erkek çocuğun dişil taraftan, annesinin tarafından babasının tarafına geçişinin bir işaretidir(Bourdieu, 2001: 26). Giyim kuşam, yürüyüş, konuşma, davranış ve cinsel pratikler temelde aktif erkek-pasif kadın ayrımı üzerinden sınıflandırılmıştır ve bu sınıflandırma dişil arzunun itaatkarlığın ve eril sahip olma tutkusunu “yaratır, düzenler, ifade eder ve yönlendirir” . Bourdieu için eril tahakküme dayalı dünya görüşünün kurucu ögesi fallus değildir; aksine bu dünya görüşünün kendisi fallusu kurumsallaştırmıştır(Bourdieu, 2001: 21-22).

Son olarak; erkeklerin küfrü kullanırken çocukluğundan başlayıp zamanla gelişen etkiler sonucunda mahrem alanı dillerinde neden bu kadar bulundurduklarını, karşı tarafa fiziksel olarak olmasa da ruhsal olarak ceza verme isteğinden doğduğunu belirtmek isterim. Anlattığım gibi saklanılan ve sakınılan her tabu bireylere daha cazibeli gelmektedir. Mahrem alan daha dar kalıplara sığdırılmak ta ve kadınlarda oranın içine hapsedilmektedir. Rahatlamak için söylenen küfrü dilden kaldıramasak ta, kullandığımız yerin kadının bedeni ve organı olmaması gerektiğini anlamalı ve anlatmalıyız.

1
Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment
1 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
1 Comment authors
Elif Yeter Recent comment authors
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Elif Yeter
Okur
Elif Yeter

Üzerinde toplum olarak durulması gereken bir konuyu açıkladığınız için çok teşekkür ederim. Toplumsal cinsiyet özellikle muhafazakar kültürlerde ideolojik bir dikteye dönüşmüş kadını sınıfsal olarak ikincil konuma getiren bir güç haline gelmiştir. Küfür de yozlaşmış ahlakın toplumdaki dilsel yansımasıdır. Umarım daha bilinçli ve ahlaki yönü kuvvetli bireyler toplumu bu zehirlenmiş edebi üsluptan kurtarırlar.