LoadingSonra oku

İstanbul’un fethi gerek Türk tarihi, gerekse dünya tarihi açısından azımsanmayacak öneme sahip bir hadisedir. Fethin doğurduğu sonuçlar tüm dünyada hissedilmiştir. Böylesine büyük bir fethin kendisine özgü efsaneler, hikâyeler ve olaylar barındırması da gayet tabiidir. İstanbul’un fethi ve Fatih Sultan Mehmet dendiğinde de hiç şüphesiz akla gelen ilk hadiselerden birisi gemilerin karadan yürütülmesi olayıdır. Peki, olayın aslı nedir? Gerçekten böylesine büyük bir hadise yaşandı mı yoksa sadece inandığımız bir efsaneden mi ibaret?

II.Mehmet (Fatih), Bizans imparatorundan İslami geleneklere uygun olarak 6 Nisan’da şehri teslim etmesini istemiştir. Şehrin o güne kadar aşılamamış haşmetli surlarına ve Yunan Ateşine güvenen imparatorun bu teklifi reddetmesi üzerine kuşatma başlamıştır. Bu kuşatma çok kapsamlı ve bizzat sultan tarafından ince ince düşünülerek planlanmış bir stratejinin ürünü olmuştur. İstanbul karadan ve denizden kuşatılmış, Bizans’a gelebilecek olası yardım yolları kapatılmış ve destek gönderecek köylere ve bölgelere asker gönderilerek bu yardımların önüne geçilmiştir.

Kuşatmanın başlamasıyla yapılan tüm taarruzlara ve top atışlarına karşın günler geçmesine rağmen önemli bir başarı elde edilememesi, günden güne askerin moralinin düşmesine sebep olmuştur. 20 Nisan tarihine gelindiğinde ise Bizans’a yarıma gelen üç Ceneviz gemisinin durdurulamayarak Haliç’ten içeri girmesi, Bizans’a moral verirken Türk tarafında ise inancın iyide iyiye kaybolmasına sebep olmuştur.

Kuşatma sırasında Osmanlı donanmasının, zincir gerili Haliç’e girememesi ve kara surları Bizans’a avantaj sağlıyordu. Haliçteki zincir sorunu halledilerek gemilerin Haliç’e girmeleri sağlanmalı ve yeni bir cephe açılarak Bizans’ın az miktardaki kuvvetleri farklı cephelere dağıtılmalıydı. Tam bu noktada 22 Nisan tarihinde kimsenin ummadığı bir şey gerçekleşti ve Haliçteki zinciri aşamayan Osmanlı donanması gemileri karadan yürüterek Haliç’e indirmeyi başardı ve yeni bir cephe açılmasını sağladı. Peki, bu olay nasıl gerçekleşti? 70-80 parça gemi bir gecede karadan çekilerek mi indirildi?

Bu konuda dönemin tarihçilerinin anlatımlarına danışacak olursak Fatih devrinin tarihçisi Tursun Bey; ‘’gemiler Fatih’in emriyle, Galata kalesinin ensesinden çekilerek, boğaz denizinden liman denizine salındılar(Haliç’e). Gemiler renk renk bayraklarla donatıldı ve yelkenler açarak denize indirildiler ve denizden kaleye yol oldular’’ şeklinde bahsetmektedir. Olayla ilgili daha fazla ayrıntı veren tarihçi Dukas; ‘’ Ormanlık yol sultanın emriyle düzeltildi. Makaralarla yelkenleri açık gemiler karaya çekildi. Her geminin başında bir kaptan ve dümenci bulunmaktaydı. Davullar ve zurnalar eşliğinde denizci şarkıları söylenerek gemiler denize indirildi.’’ şeklinde anlatmaktadır. İki farklı tarihçinin anlattığına göre, tam güzergâhın net olmamasına karşın, gemiler boğazdan çekilerek Haliç’e indirilmiştir. Bu olay asker gücü konusunda herhangi bir sıkıntısı olmayan sultan için gerçekleşmesi muhtemel bir hadisedir.

Fakat tüm bu anlatıların yanında, olaydan bambaşka şekilde bahseden bir kişi bulunmaktadır. Osmanlı ordusunda yeniçeri olarak görev yapmış, aynı zamanda İstanbul kuşatmasında da bulunmuş ve daha sonra anılarını kaleme almış Konstantin Mihailoviç. Onun, anılarında bahsettiği hadise ise bu tarihçilerin anlattığından biraz daha farklıdır. Mihailoviç olaydan şöyle bahseder ‘’ Denize dört İtalyan mili uzaklıktaki ormanda otuz sağlam gemi yaptırılmasını emretti. Herkes onun budalalık ettiğini düşünüyordu ve hasar vermeden bu gemileri karadan denize indirmenin imkânsız olduğunu söylüyordu. Ayrıca yol engebeliydi de. Kuşatmada bulunduğumuz süre zarfında sultan, tüm şehrin ve tüm ordunun büyük şaşkınlığı içinde, gemileri alışılmadık ve masraflı bir şekilde denize indirdi. Nasıl yaptığını anlatayım; Tepeye bir hendek kazıldı. Hendek iç yağından bir tabakayla kaplı kalaslarla örtüldü. Her gemi dağdan getirilen kalaslarla donatıldı. Bu sırada birbiri ardına otuz gemi sanki denizdeymişçesine ilerledi. Davullarla zurnalarla toplar atıldı. Savaş burada gemilerin sert zemin üzerinde insanlarla sığırlar tarafından denize kadar çekilmesini izlemek için durdu. Böylece Konstantiniyye hem karadan hem de denizden kuşatılmış oldu.’’ Mihailoviç’in anılarında bahsettiği hadise bu şekildedir. Onun anlattığına göre sultan gemileri boğazdan çektirmemiş, daha önce ormanda gemi inşa edilmesi için emir vermiştir. Bu durumu önceden planlayıp hazırlık yapması, büyük bir askeri deha olan Fatih Sultan Mehmet için olası görünmektedir.

Gemiler boğazdan çekilerek Haliç’e indirilmiş olsun ya da daha önceden ormanda inşa edilip indirilmiş olsun, tarihsel bir gerçeklik var ki Haliçteki zinciri geçemeyen sultan öyle ya da böyle gemileri karadan yürüterek Haliç’e indirmiştir. Bugün tarihçiler arasında da, gemilerin hangi güzergâhtan yürütüldüğü ya da ne şekilde indirildiği tartışma konusu olsa da, bu gerçeklik herkes tarafından kabul edilmektedir.

Haliç’e indirilen gemilerin sayısı hakkında bir fikir birliğine varılabilmiş değildir. Tarihçiler 20 ile 80 arasında değişiklik gösteren tahminlerde bulunmuşlardır. Ancak kesin olan bir şey vardır ki Haliç’e indirilen gemiler doğrudan imparatorun gemileri ile savaş haline girmemişlerdir. Zaten hâlihazırda indirilen gemiler, savaş gemisinden daha küçük boyuttaydılar. Gemiler yan yana getirilerek adeta yüzen bir köprü halini aldılar. Bu sayede askerler surlara yaklaşarak şehre ok saldırısında bulunabildiler. Ayrıca yeni bir cephe açılması Bizans’ın az sayıdaki askeri kuvvetini parçalamıştı ve askerlerin bir kısmının buraya kaydırılması gerekti. Hristiyanlar artık sürekli tetikte olarak yerlerini terk etmeden beklemek zorundaydılar. Buradaki Türk gemilerini ateşe vermeye çalıştıysalar da bunda başarılı olamadılar.

29 Mayıs Salı sabahı ezan ve namazdan sonra Türk ordusunun büyük ve tarihi hareketi başladı. Ordu bütün cephelerden, karadan ve denizden harekete geçti. Yüzyıllar boyunca farklı milletler tarafından defalarca kuşatılan ancak ele geçirilemeyen İstanbul Türklere karşı direnemedi. Şehre Osmanlı bayrağı çekildikten sonra ezanlar okundu. Bundan sonra sultanın yapacağı ilk iş şehre Türk nüfusu yerleştirmek ve şehri yeniden imar etmek olacaktı.

KAYNAKÇA

Osmanlı Tarihi-Halil İbrahim İnal

Son Büyük Kuşatma 1453-Roger Crowley

Büyük Türk Fatih ve Dönemi-Nicolae Jorga

NTV Tarih Mayıs 2013 Sayı:52

Fetih ve Kıyamet 1453-Feridun Emecen

Bir Yeniçerinin Hatıraları-Konstantin Mihailoviç

Not: http://www.byzantium1200.com/

Tam olarak fetih dönemine ait olmasa da, İstanbul’un büyük surları hakkında fikir vermesi açısından siteyi ziyaret edebilirsiniz.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment