LoadingSonra oku

-Korkma.
-Ama bunlar köpek balığı abi?!
Venedik’i andıran sokakların birinde kaldırıma hiç tanımadığı bir sokak çocuğuyla oturmuş suya düşen yağmur damlaların halkalarını izliyordu. Saçları ıslanmaktan gözlerinin önüne inmişti. Ayaklarının etrafında sürekli yavru köpek balıkları dolanıyordu. Saldıracak gibi hızlı yüzmeleri ama saldırmamaları çileden çıkarmaya yeter de artardı bile. Kardeşinden bu durumdan korkmamasını istemesi bir saçmalıktı kendince. Boşversene çocuk, dedi bir yağmur damlası saçlarından dudadığına düşerken.

-Neyi boşvereyim bayım?
-Oyuncaklarını boşver mesela, olmaz mı?
-Arkdaşlarıma mı vereyim yani, o zaman ben neyle oynayacağım bayım?
-Sen çocuk değil misin, örtüyü kafana çekip feneri açtığında gittiğin dünyaların, çocuk heyecanınla nefesini kesip sana garip sesler çıkarttıran hayallerin yok mu senin?

Çocuktan bir an ses gelmeyince ne yaptığını görmek için yavaşça kafasını çevirmesi gerekirdi. Ama hayır, çevirmemesi daha iyiydi. Böyle daha otoriter, daha etkileyiciydi. Tam nasihat vermes havasıydı. Dönmedi ve cevap gelmesini bekledi. Çocuk gerçekten de sorguluyordu o an çocukluğunu çocuk yaşında. Kafasını adama doğru çevirip sorgu savaşından mağlup çıkmış gözlerle baktı ama çaresizce kafasını salladı. Adam her ne kadar sudaki halkaları saymaya devam ediyorsa da çocuğun yüzünü görüyordu. O sahneyi tamı tamına görmediği için şükretti içinden.

-Bayım, üşüyorum gitmem gerek.
Birden çakan şimşeğin parıltısı, çocuğun perçemlerinin arkasındaki ela gözlerini gün gibi ortaya çıkarmıştı. Çocuk kısa pantolonunun üstünde biriken suyu silkti ve yağmurun sise derdini anlattığı bir havada sokaklar arasında kayboldu.
Adam çocuk gözden kaybolurken konuştu kendi kendine:

Boşverse çocuk, onlar seni naereden tanısın?
Gülüşlerini kimler kiraladı?

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment