LoadingSonra oku

Tarih: 14.04.2018

Öncelikle bu gezi yazıma başlarken açık bir şekilde belirtmek isterim ki bu yazıyı hiç bir baskı altında kalmadan ve hiç bir mali güç almadan -her zamanki gibi- kendi iradem ve özgürlüğümle yazıyorum.

Aylar öncesinde bir dolmuş durağında ‘sebepsiz yere’ bir arkadaşla sohbet etmeye başladık. Sanki bir şey bizi sohbet etmeye itiyordu. Bana Hayalhanem’i bilip bilmediğimi sordu. Bu isme kulak aşinalığım vardı lakin tamamen bilmediğimi söyledim. Bana Hayalhanem’i anlattı ve davet etti. O kişi bugün bana Hayalhanem’i gezdiren Özkan Özdemir’di.

Hayalhanem birçoğumuzun bildiği gibi Youtube’da yaklaşık bir milyon takipçiye sahip olan büyük bir İslam Derneğidir.

Bugün öğle saatlerinde Özkan ile Hayalhanem’de buluştuk. Yolda giderken aklımda belki de yüzlerce soru vardı. Acaba nasıl bir yer? İçeride neler var… Kapıdan girer girmez yabancı olduğum birçok kişiyle birbirimize gülümsüyorduk. Mümkün müydü bu! Yaşadığımız 21. yüzyılın kurallarına girer miydi? Etrafa iyice bakındım, hani nerede çıkarlar; nerede menfaatler? Bulamadım. Özkan bana mimarı açıdan müthiş bir şekilde olan odaların hepsini birer birer gezdirdi. Her yerden farklı kokular geliyordu. Yüzünüze devamlı gülümseyen insanlarla dolu, sizinle sohbet etmek, hal hatır sormak için can atan insanlarla dolu bir yer. Bir an öldüğümü sanıp cennette mi düştüm diye kendime güldüm. İnsan dünyayı hep bildiği gibi sanıyor ve böyle farklı bir yere gidince fevkalade şaşırıyor. Mimarisi bile iyice düşünülmüş odaların teknolojik alanda üst seviye olması aşikâr.

Daha sonrasında bir köşeye oturarak Özkan ile sohbete daldık. Bir süre sonra çaylar geldi. Bergamotlu ve karanfilli çayı hiç bu kadar farklı tatmamıştım. Biz sohbetimize devam ederken birileri devamlı çayları getirip, götürüyordu. Kimse hiç bir şekilde zorsunmuyordu. Aksine herkesin yüzü gülüyordu.

İkindi vakti namazından sonra kısa süren bir derse katıldım. Said Nursi’nin Risale-i Nur kitabından yazılar okunarak Türkçe tefsiri yapıldı. Yalnız ders olurken ki muhabbetler, hoş sohbetleri bir daha hiç bir derste göremeyeceğimi düşündüm. Alınıp verilen nefesler bile yüreğinize öyle dokunuyor ki içinizde ki hissettiğiniz tevhit inancı, Allah aşkı anlatılamayacak derin hislere ulaşıyor. Ayrıca Hayalhanem’e gelenler sadece il içi (Mersin) değil birçok şehirlerden gelenlerde vardı. Şansıma en kalabalık güne denk geldim. Hayalhanem’i sadece bir dernek değil aynı zamanda da bir ilim merkezi olarak gördüm.

İkram olan çiğköftemizi yiyip Özkan’la yakın bir zamanda taşınacakları “Hayalhanem Dört Katlı” projesine gittik. Mersin Üniversitesi yolunda indik ve harikulade bir mimari eserinin önünde durduk. Dört katlı olan bu binayı Özkan iyice gezdirerek anlattı. Açıkçası aklıma ne gelmişse Özkan’a sordum, o da sağ olsun hepsini cevapladı. Binada gezerken çok heyecanlandım ve o an kendime dedim ki: “Kim hayal ederdi ki, kim yaşamından uzaklaşıp insanlara yardım elini uzatırdı bu devirde?” 

Kısacası arayıp da bulamadığım saadetin kapılarını gördüm bugün. Bu davetten ötürü Özkan Özdemir’e teşekkürlerimi sunarım.

Not: Gerekli bilgileri Hayalhanem’in kendi internet sitesinde bulabilirsiniz.

Evren Sarı
"Kafamın içinde dönen, bir türlü kimselere anlatamadığım dünyayı anlatmak için yazıyorum." 18 yaşında kendini geliştirmekte olan bir genç yazar. Asıl amacı; kilometrelerce uzaktaki insanların yüreğine, ruhuna dokunabilmektir. Varoluşçuluğu benimsemiş yazara edebiyat camiasında "Düşünen Adam, Bohem, Ölüm Yazarı" gibi lakaplar takılmıştır. "Düşünen Adam, Bir Şair Adamın 118 Günlük Öyküsü ve Çaresiz Adamdan Uzak Diyarlara Mektuplar" kitaplarını yazmıştır. Ona sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment