Facebook: Sosyal hayata yeni bir boyut kazandıran; dünyada en çok bilinen, her geçen gün gelişen ve artık internet ve insan hayatında belki de olmazsa olmaz bir konuma yerleşen dev platform. Kurulduğu 2004 yılında sadece bir avuç üniversite öğrencisine özel bir hizmet sunan bu ortam yıllar ilerledikçe kitlelere yayıldı ve bugün dünyada 1 milyar kullanıcıya ulaştı. Sürekli gelişen ve büyüyen platform, sadece kendi bünyesinde değil farklı mecralarda da satım alımlar yaparak bir çok kuruluş ve platformu kendi bünyesine kattı. Peki bu kadar büyümek ne kadar zararlı, yeni bir tekel mi doğuyor?

dsda

 

Facebook kuruluduğunda sosyal medya dediğimiz alan henüz çok yeniydi ve emekleme dönemindeydi. Her ne kadar farklı isimde platformlar olsa da hiç biri Facebook kadar işlevsel değildi. Arkadaş ekleme, mesajlaşma, fotoğraf paylaşımı, anlık güncellemeler gibi bir çok özellik Facebook’u bugünkü konuma getiren temel fonksiyonlardı. Farklı platformlar ortaya çıktıkça her alanda olduğu gibi rekabet baş gösteriyor ve kuruluşlar arasında değişik özellikler, sunulmamış yenilikler geliştiriliyordu. Bu anlamda başarıya ulaşan temel şirketler arasında Instagram, Whatsapp, Twitter, SnapChat gibi önemli kuruluşlar var.

Instagram ilk olarak ortaya çıktığında kullanıcılara sadece resim ve video paylaşma imkanı sunan tamamen tek bir işlev sunun uygulamaydı. Hızlı şekilde büyüdü ve kullanıcı kitlesini arttırdı. Öyle ki bu durum Facebook’un da dikkatini çekti. Çünkü artık paylaşılan bir çok fotoğraf ilk olarak Instagram sunucularına yükleniyor doğal olarak Facebook arka planda kalıyordu. 2012 yılına gelindiğinde ise Facebook rekabet etmekten daha basit bir yolu tercih etti ve 1 milyar dolara Instagram’ı tamamen bünyesine kattı.

Aynı yıllarda gelişen platform sadece sosyal medya değildi. SMS olarak bilinen temel mesajlaşma sistemini tahtından eden bir firma ortaya çıkmıştı: Whatsapp. Whatsapp basit bir temel ile kullanıcıları internet üzerinden buluşturuyor ve onlardan kullanım ücreti tahsil etmiyordu. Üstelik tamamen reklamsız olması da platformun kısa süre içinde çok hızlı gelişmesine yardımcı oldu. Ancak bu durum yine birilerinin dikkatinden kaçmadı ve tahmin ettiğiniz ve bildiğiniz üzere Facebook tarafından 2014’te 19 milyar dolar karşılığı satın alındı.

Son yıllarda artan sanal gerçeklik teknolojisini de yakından takip eden Facebook bir satın alma da burada gerçekleştirdi ve Oculus firmasını 2 milyar dolara 2014 yılında satın aldı.

Bu satın almalara bakıldığı zaman aslında serbest rekabetin yavaş yavaş tekelleştiğini görmekteyiz. Facebook için bunun anlamı her ne kadar kar üstüne kar olsa da kullanıcılar için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Düşünün bir: tüm sosyal hayatınız, paylaştığınız  resimleriniz, mesajlaşmalarınız ve hatta kullandığınız sanal gerçeklik ürünlerinizin sahip olduğu tüm bilgiler tek bir firma bünyesinde toplanıyor ve belki de hükümetler ile gizli kapaklı paylaşılıyor. Farklı açıdan yaklaşırsak tüm bilgi ve verilerin tek bir merkezde toplanması durumunda yapılacak bir siber saldırıda da veriler daha rahat elde edilir olacaktır. Çünkü tek bir merkeze saldırmak ve tüm bilgileri ele geçirmek, farklı merkezlere saldırıp farklı verileri ele geçirmekten daha basittir. Tabii ki Facebook bunun önlemlerini alabilen çok güçlü bir kuruluş ancak günümüzde savaşların bile siber alana kaydığını düşünürsek hiç bir kuruluş ve ortam güvenli değil.

facebook-snapchatin-izinden-gidiyor-7022

Son olarak Facebook’un artık rekabet etmekten çok kopyalama ve satın alma üzerine yoğunlaştığını da söylemek gerek. Bilindiği üzere SnapChat, kurulduğu yıldan itibaren gerek konsepti gerek sunduğu özelliklerle alanda kendinden epeyi söz ettirmekte. Ama yine Facebook gibi bir gerçek var ki bu SnapChat için hiç iyi değil. Şöyle ki Facebook: Instagram üzerinde yaptığı güncellemelerle SnapChat’te var olan tüm özellikleri birebir kopyalayarak sunmuş durumda. Üstelik bunları ısrarla ve isimlerini bile aynı şekilde kullanarak yapıyor. SnapChat henüz satılma durumunda olmadığı için direnmeye devam ediyor. Ayrıca Facebook daha önceleri Twitter’da işleyen hastag ve gündem fonksiyonlarını da Facebook’a getirdiğini de atlamayalım. Yakın zamanda da Twitter’ı satın alma dedikoduları gündeme gelmişti, kim bilir belki de…

Özetle; büyümek, gelişmek her ne kadar güzelse de bunları yaparken rekabet ederek, yenilikleri kopyalamadan yaparak ve en önemlisi etik şekilde hareket ederek gerçekleştirmek gerektiği düşüncesindeyim. Zira her yerde kolu olan, her yere hakim olabilen kişi; kurum, kuruluş, bir süre sonra amacından sapıyor ve olduğundan çok daha farklı ve hatta zararlı bir şeye dönüşebiliyor. Umarız Facebook bu yolda ilerlemiyordur.

 

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment