Işığı elinle tutamazsın, onu koklayamaz veya tadamazsın. Peki, ışığı dinleyebilir misin? Işığın bir sesi var mıdır? Bu sorulardan önce, ilk soru ışık tam olarak nedir? Işık havaya bir sürtünme gücü uygular mı, eğer uygularsa ışık hızına yetişmekten daha kolay bir şey olur ışığı kendi hızımıza düşürmek. Günümüzde ışık hızını geçme gibi bir hayalin varlığı bilim dünyasında söz konusu, ama ses hızını geçebilmelerine rağmen henüz ışık hızını geçemediler. Sanırım ışık hızına ulaşma çalışmaları da kısmen askıya alındı. Bana göre ışık hızı kuvvetli bir enerji açığa çıkarmaktadır. Tüm hareketler bir enerjidir ve hız arttıkça enerji de artacaktır. Hız enerjiyi her zaman artırır ama enerji her zaman hızı arttırmaz, çünkü enerji kendi iç potansiyelinde de saklı kalabilir. Peki hızla oluşan enerji nasıl meydana gelir,daha önce olmayan bir enerji mi meydana gelir? Eğer bu eneji sürtünme ile ortaya çıkıyorsa tamamen sürtünmesiz bir ortamda karanlık olduğu halde bile fenerimizin aydınlatmaması söz konusu olabilir. Çünkü bana göre ışık dediğimiz şeyin parlaklığını(aydınlığı) ona veren şey hızın ta kendisidir. Yani ışık hızına ulaşan her nesne o parlaklığa sahip olur zaten. Ama eğer ışıktaki enerji sürtünmeye bağlı değil de bir dönüşüme bağlı olarak ortaya çıkıyorsa durum biraz daha farklı olabilir.

Işık bilimi(optik) diğer bilimlerden belki de daha fazla gözlem gerektiren bir alandır. Işık bir ivmeye ya da sıcaklığa mevcut mu? İşte bu ve bunun gibi sorular ancak gözlemelerle aydınlatılabilir. Işığın bir sıcaklığa mevcut oolduğunu düşünmekle birlikte bir ivmeye sahip olduğu konusunda kararsızım. İvme maddenin içinde bulunduğu hali koruma istediğidir, bunu şöyle düşünebilirsiniz: Eşit kollu bir terazinin bir kolu aşağı inerken diğer kolunun yukarı çıkmasını hayal ediniz, bu iki kol bir anda dengelenmez değil mi, önce bir kaç defa dengeye gelene kadar her iki kolda aşağı yukarı hareket eder. İşte bahsettiğimiz bu ivmenin ışıkta var olup olmadığı konusu tartışmalı bir konu olmakla birlikte ben daha çok olmadığı kanısındayım. Peki, ışık yerçekimine yenik düşer mi? Hayır, ışık yerçekimine yenik düşmez. Işık yerçekimine yenik düşmeden yoluna düpdüz bir şekilde devam edebilir. Bu demek oluyor ki yerçekimini yenmek imkansız değil. Ama ışık düzensiz bir şekilde de dağılmıyor, yani uzaydaki herhangi bir cisim gibi askıda da kalmıyor. Çünkü ışık dediğimiz şey aslında kendi başlı başına bir oluşum olmayıp bir oluşumun artığıdır. Ses de böyledir, ne ses ne de ışık bir kaynak olmadan ortaya çıkabilir. Düşünün hiçbir şeyin olmadığı bir yerde bir ses işitiyorsunuz, doğal olarak bu sesin nerden geldiğini düşünürsünüz, sesin başlı başına bir oluşum olacağına ihtimal vermezsiniz. İşte bir kaynaktan çıktığını ifade ettiğimiz ses ya da ışık belirli bir kütleye de sahip değildir, hızlarının bu denli fazla olmasının ve herhangi bir çekime maruz kalmamasının ardında yatan da budur. Peki, nasıl olur da karadelikler ışığı içine çeker. İşte bu konuda bir çok iddiada bulunabilinir. Bunlardan biri de yoğunluk farkını ileri sürmektir (Fakat kütle olmaksızın bir yoğunluktan bahsetmek de zor olur). Ama ben bu konuda fikir yürütme konusunda kendimi aciz hissediyorum. Bir karadeliğe güçlü bir ışık yollayarak ışığın karadeliğe çarpacağına ya da karadeliği delip geçeceğine şahit olmak belki bu konuda bir fikir sağlamamıza yardımcı olabilir. Az önce ışığın bir kütlesinin olmadığından bahsettik, demek ki ışığın bir atomu da yok. Ama ışıkta var olduğu bilinen bir şeyler var (fotonlar), hiç yoksa kendisi var. Eğer bu evrende bir var oluş söz konusu ise kütle de olmak zorundadır. Işığın aslında bir kütlesi vardır fakat çok çok az bir kütledir. Yerçekimi bu kütleyi yakalabilecek kadar güçlü değilken karadelik bu kütleyi ve kütlenin yoğunluğu fark edecek kadar güçlüdür. Karadelik ışığı içine çekerken ışığın kendi hızıya karadeliğin çekim hızı birleşerek ışığın hızı artar. İşte bu noktada ışık hızının ötesine geçmek bize göre zahiri bir zaman değişimine yol açabilir. Fakat bu sadece ışığın kütlesinde bir oluşum için söz konusu olabilecek bir durumdur. Aksi takdirde kütlesi fazla olan bir madde ışık hızını geçse bile hızla birlikte ortaya çıkan enerjiye ve o enerjinin ortaya çıkardığı ısıya dayanamayıp yanacak ya da anında yok olacaktır. Çünkü ışık hızına ulaşıldığı ve kütleninde fazla olduğu takdirde kuvvetxhız’da olduğu gibi kütlexhız ortaya, uzayda doğal olarak bulunan sürtünmeye açık olan bir yüzeye aşırı güç ortaya çıkaracaktır ki bu da yıkıma yol açacaktır. Bunun yanı sıra elektrik ya da ateş de çok hızlıdır (ateşin nazlı nazlı yandığına bakmayın, ateşin sürekli yanması onun hızının bir sonucudur). Evrende ışık saçan şeylere bir bakın biri elektrik diğeri de ateş, elektrik de zaten ateşin bir diğer hali gibi bir nevi (Her ikisi de bir bir enerji). Bu ikisi olmasaydı evren ışıksız kalacaktı. Işık onun ilerlemesini sağlayan herhangi bir şeyin olmasına gerek duymadan ilerler. O benzin ve bunun gibi bir enerjiye gerek duymadan kendi enerjisini kendi sağlayarak ilerler. Aksi takdirde ışığın bir enerjiye sahip olmadığını iddia edenler şu evrende enerji olmadan harekete tabii olan bir nesne göstersin. Işık kendi hızından kendine sonsuz bir enerji üretir ama hareketi sırasında ışığın parçacıkları birbirinden ayrılmaya başladığı için sonunda yok olmaya ya da fark edemeyeceğimiz kadar küçülmeye mahkum olur. Peki ışığı kendi olduğu doğal halinden daha sıkışık bir duruma getirirsek yani yoğunluğunu artırırsak ne olur? Bu durum daha karışık, ortaya güçlü bir enerji çıkabileceği gibi bazı başka sonuçlara da yol açabilir. Işığın kütlesini kayda değer şekilde artırıp hızını artırabildiğiniz vakit ışığa tutunup ışık hızında farklı bir yere gitmeniz mümkün olabilir. Ya da ışık çarptığı yere hasar verebilir.

Muhammet Bora Candan
Kendisi 1993 Samsun Çarşamba doğumludur. Uludağ Üniversitesi Uluslararası ilişkiler, Uludağ Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Adalet Bölümlerinden mezundur. Şu ana dek iki adet kitap bastırmıştır (Körün Rüyası ve Sonsuzluktan Bir Adım Öncesi).

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment