LoadingSonra oku

Kurtuluş mücadelesinde düşmana karşı kendini siper edip kanını dökenleri, zaferleriyle tarih yazanları her kelimesiyle ruhumuza ilmek ilmek işleyen İstiklâl Marşı 97 yaşında

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

(Şafak: Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık)

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!

(Çehre: Yüz)

Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl…

Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

(Hak: Allah)

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

(Ezel: Önceden/En eskiden)

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

(Bendimi: Set olarak bilinir. Cümlede Türk Halkını sert bir sete benzetilmiştir.)

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

 

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

(Garb: Batı, Afak: Ufuk, Garbın Afakı: Batının Ufukları anlamına gelmektedir.)

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.

(Serhad: Sınır boyu anlamına gelir.)

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

 

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

(Haya: Utanma duygusu, utanç; Akın: şiddetli bir biçimde saldırmak anlamına gelir. Utanmazca saldırı.)

Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…

(Allah’ın va’dettiği günler…)

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

 

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

 

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

(Şüheda: Kısaca şehit anlamındadır.)

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,

(Canı, cananı: Dünyadan bahsedilmiştir. Huda: Allah demektir.)

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

(Cüda: Yurt, baba ocağı gibi çok sevilen şeylerden ayrılmış olmaktır.)

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:

(Emel: İstektir.)

Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.

Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli-

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,

Her cerihamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden naşım;

O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

 

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:

(İzmihlal: Yok oluş, çöküş)

Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl

İstiklal Marşının Genel Özellikleri:

  1. İstiklal marşı 10 kıta ve 41 beyitten oluşmuştur.
  2. İstiklal Marşı Lirik-hamasi şiirinin en güzel örneklerinden biridir.
  3. İstiklâl Marşı, şekil özellikleri açısından bir nazımdır.
  4. Son kıtası beş mısra olmak üzere dörder mısralık on kıtadan oluşur. Dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşmaktadır. Dikkat edilirse kırk bir mısra olduğu görülür. Bu da “Allah bir daha bu millete İstiklâl Marşı yazdırmasın.” diyen Akif’in, bu marşı bağımsızlığımıza bir nazarlık olarak yazdığı düşüncesini akla getirmektedir.
  5. Aruzla yazılan şiirin her kıtasının bütün mısraları tam kafiyelidir.
  6. Her kıtada, temayı oluşturan duygu ile uyumlu ton ve vurgulamalar yapılmıştır.
  7. İstiklal Marşı, sayın Orhan Okay’ın ifadesiyle, “tek taşı bile yerinden oynatılmayacak muhkem, harikulâde bir ses, söz ve mana mimarîsi” ne sahiptir.
  8. Sadece onuncu kıtada dördüncü dize serbesttir.
  9. İstiklâl Marşı’nın ölçüsü aruzdur. Aruzun en çok kullanılan (Fâ i lâ tün / fe i lâ tün / fe i lâ tün / fe i lün) kalıbıyla yazılmıştır.
  10. İstiklal Marşında söz sanatlarından fazlaca yararlanılmıştır.

Örneğin :

Şafağın denize benzemesi – K.benzetilen söylenmemiş – (KAPALI İSTİARE)

Sancak – ocak – yurt – millet // şafak, yıldız, parlamak sönmek – (TENASÜP)

“Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!”

Mehmet Akif ERSOY

Not: Bilgiler Türk Dil Kurumu’dan araştırılıp, şahsım tarafından yorumlanmıştır.

Evren Sarı
''Bir gün hayallerimin peşinden koşarken kendimi Mehmet Akif Ersoy Sosyal Bilimler Lisesinde buldum ve gözlerimi açtığımda aynadaki gördüğüm kişinin yazar olduğunu fark ettim.'' 18 yaşında kendini geliştirmekte olan bir genç yazar. Asıl amacı; kilometrelerce uzaktaki insanların yüreğine, ruhuna dokunabilmektir. Varoluşçuluğu benimsemiş yazara edebiyat camiasında "Düşünen Adam, Bohem, Ölüm Yazarı" gibi lakaplar takılmıştır. "Düşünen Adam, Bir Şair Adamın 118 Günlük Öyküsü ve Çaresiz Adamdan Uzak Diyarlara Mektuplar" kitaplarını yazmıştır. En büyük hayallerinden biri; üst düzey bir üniversite de Türk Dili ve Edebiyatı Fakültesini okuyarak akademisyen olmaktır. Ona sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment