Sen ne anlarsın?
Gördüklerim, sezdiklerim, bildiklerimden biganesin.
Aldıklarım, verdiklerim, çaldıklarımdan bihaber bir zayiatsın.
Bir gölge oyunusun, ağzında yalancı bir dille. Yine ne mavallar okuyorsun kim bilir?
Bilirim ne seversin sen, şişik göbeğine doldurduğun nefesi üfleye üfleye nasihatler verirken boğmayı insanı.
Çok mahirsin bir o kadar da cahil!
Bugün uzak bir Aralık’tan bakıyorum sana. Aslına bakarsan pek de bakıyorum sayılmaz zira gözlerim kapalıyken bile aşikare görüyorum seni.
Ne acı değil mi? İçime işlemiş çaresiz serzenişlerin! Ve daha da acısı sen hala insanlara kusursuzca kusursuzluk hikayeleri anlatmaya devam ediyorsun. O soylu kahramanların yerine geçerek kendince, gafillerin başını ezen zalimce(!)
Ama iyi geliyor, biliyor musun? Sana kulak vermek, sesini hissetmek… Ne güzel bir hikaye bu böyle!
O öyle güzel bir hikaye olarak kalamıyor işte..!
Gördükçe
Gördükçe
Ve gördükçe.
O bütünleştiğin, kendine temellük edindiğin masallar senin fakir ruhunun ağız kokusunu bastırmak için kullandığın bir karanfil tanesi.
Oysa ne çok haykırmak isterdim. Kuşu öldürülen bir çocuğun merhamet kokulu, pervasız yüreğiyle dikilmek karşına. Gözlerimi kenetlemek kararmış bakışlarına.
Ve haykırmak.
Tükür maskeni,
bu sen değilsin,
bu hikayeler sen değil..!
Saklayamazsın, tefessüh etmiş ruhunu.
Kaçamazsın satışa çıkardığın vicdanından.
Sahi en son vicdanının sesini ne zaman duydun?
Belki de bu riyakarlığın, vicdanının terkinin acısıyla baş etme gayretinden ötesi değildir, ha, ne dersin?
Neden nefes almakta olduğunu merak ediyorum biliyor musun!
Galiba iyi-kötü sarkacında salınan bizlere kötünün baskın geldiğinde olacakları göstermek adına yaşatılıyorsun.
Kabul.
Ben tercihimi yaptım!
Eyvallah.
Peki ya sen?
Sen ne alemdesin. Evet, hala aynı durakta beklemektesin.
Ben sana ne diyeyim?
Sen ne anlarsın..!

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment