LoadingSonra oku

Ben körmüşüm, sen ise sağırmışsın Menekşe. Seni seviyorum… Defalarca dilimden düşmeyen cümlelerim, kulaklarından düşmüş, sonradan anladım. Bakmak değil görmektir önemli olan der büyüklerimiz, değil mi? Kuyunun içine girmem de, kendimi kendime tutsak etmem de görmeyişimmiş. Sen aç gözlerini her zaman; yalanlı girdaplara düşme. Peşinden git yüreğinin alçak davetlere katılma. Sev yaşamı, sevdir başkalarına…

“Çiçeklerden güneş topladım sana, değdirdin mi yüreğine?” Sevdin mi bir adamı? Ağladın mı gideceği için? Dur diyebildin mi? Cesurca açtın mı yüreğini; bana yaşatmadığın gibi. Seviyorum seni dedin mi bir adamın gözlerinin içinde kaybolurken. Her zaman demiştim yüreğine, şimdi de diyorum. “Saklama yüreğini, başkası da tatsın merhamet dolu sevgini.” Okyanusları göster ona. Yüreğini hissedince uçacağını göster ona. Sen yine de kanatları onun gözlerinin önüne koyma. Şayet hak ederse merhamet dolu sevgini, işte o zaman uçur onu; hiç görmeyeceği, bilmeyeceği gökyüzüne. Sevginin ne olduğunu öğret ona, Menekşe’yi sevmenin anlamını öğret. Kulaklarına eğil ve söyle “Bu cesaret sadece seni beğendi” de. Güldür onu ve mutlu mutlu yaşa hayatını. Beni hiç merak etme. Sen mutlu ol yeter Menekşe. “Çünkü ben seni ona, yüreğimdeki seni harflere emanet ettim.”

Sana çok uzaklardan, fotoğraflarına baktım her an, her dakika. Sensiz boş geçirmedim her anımı, zamanında. Fotoğraflarına, naifliğine her defasında âşık oldum, defalarca oynadı yüreğim gözlerini görünce ve sonra kimse giremedi hayatıma. Belki hiç olmayacak ellerimi tutacak biri. Çünkü başkalarında seni aramaktan yoruldum.

Bizim sevdamız yarım kaldı Menekşe. Şaşırdım ilk önce, afalladım. İlk defa bir sevdanın yarım kaldığına şahit oldum çünkü. Bence en güzeli de böyle oldu. Kaçıp gitmekten, ‘yalan söyledimli’, ‘soğudumlu’ cümlelerden daha güzelmiş yarım kalmak. Gel, bir daha yarım kalalım ama ge.. desem kalemin mürekkebi sıçrar yüzüme. Kızar bana kelimeler, yere yere vurur cümleler.

Vedalar bu sefer senin için çalıyor Menekşe. “Kollarımda iken sevda kokusunu ciğerlerime çekemediğim Menekşem, hoşça kal!” 

*Son cümlede uzun süren mektupların hitabeti olan kişiye neden ”Menekşe” adı konulduğu yazar tarafından ince bir dille anlatılmıştır.

Evren Sarı
"Kafamın içinde dönen, bir türlü kimselere anlatamadığım dünyayı anlatmak için yazıyorum." 18 yaşında kendini geliştirmekte olan bir genç yazar. Asıl amacı; kilometrelerce uzaktaki insanların yüreğine, ruhuna dokunabilmektir. Varoluşçuluğu benimsemiş yazara edebiyat camiasında "Düşünen Adam, Bohem, Ölüm Yazarı" gibi lakaplar takılmıştır. "Düşünen Adam, Bir Şair Adamın 118 Günlük Öyküsü ve Çaresiz Adamdan Uzak Diyarlara Mektuplar" kitaplarını yazmıştır. Ona sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment