LoadingSonra oku

Aşık Adam Sınanmaz! “Menekşe’ye Mektuplar”

Bak şu son dediklerin, yüzümü bile görmek istemeyişin kadar cesaret dolu tavrın bana nerde durmam gerektiğini gösteriyor. Bu bir çaresizlik veya boşvermişlik değil. Ne olduğunu, bu halimin isminin ne olduğunu tanımlayamıyorum.

Gözyaşlarımın ‘ilk kez umutlu bir şekilde’ sırtından aşağı akmasını istedim ama olmadı. Bunu da başaramadık. Biz neyi başardık ki Menekşe? Daha neyi başarmaya çalışabiliriz ki? Bu kadar başarısızlığın içinde hangi başarıya umutlu umutlu bakabilir yüreğimiz? Ya da ben, ben; düşürdüğün ve o düşmeyle cesaretli olan ben ne için kıpırtadır yüreğini? Senin gibi düşünürsem şayet; olmayacağını kesinleştirdiğimiz bir şeye bağlı kalarak sevgimi nasıl açabilirim kulaklarına?

Artık aşkım veya meleğim kelimesini duyamacaksın mürekkebimden. Çünkü benimde senden öğrendiğim, senin kadar olmasa da güçlü olmam gerekiyormuş. Belki sen diyince benimde sevmemem gerekiyor ya da sevip susmak! Bu bir nefret, kızgınlık değil. Bu sadece artık duyduklarımla yüreğimin yerini belirlemem.

Öldüğümde kimsenin ağlamayacağı ağlasa bile bir kaç saat süreceği bir bedende yaşıyorum ben. Ben herkesin olduğu gibi hatta kendim hakkında düşüncelerim gibi senin de hiç bir şeyinim! Bu cesaretli tavrın beni en ufak bir üzüntüye bile itemez. Ben yeterinden fazla sessizce terk edildiğimde üzüldüm. Şu an ki olayın acısını fazlasıyla o günlerde yaşadım. Zaten paramparça olan bir yüreğin üzülecek tarafı kalmamıştır Menekşe.

Ne bekledim, yine ne düşündüm ben? O kadar yüreğini ağzında taşıyıp bana sunan insanları görmezden gelip neden sana, kanattığın belki de paramparça hale getirdiğin yüreğimi açtım? Kendimde ahmak diyince kızdın; hep! Yüreğimdeki sesi kararlılığına ayak uyduramadım. Ben başarısız oldum. Umrumda değil. Umrumda olan tek şey: Sana olan halimi, kesilen metanetimi, kanatı kırılan bir kuş gibi güçsüzlüğümü (bir daha asla!) sana açmamam gerektiğini.

Biz biz olmayı başaramadık ki. Ellerimi tuttuğunda sevgini sorgulayan ben, şimdi nasıl olurda senin bana karşı olan en ufak bir duygunun hareket edeceğini beklerim? Bu ahmaklık değil de ne? Sevgi mi? “Aşık adam sınanmaz.”

Senin yüreğini görmesemiydim? Yalan dolu yüreksiz davetlere katılıp aşk bu mu deseydim? Ben merhameti sende gördüm. Tekme atılan bir köpeğe bir zaman sonra sarılmayı sende gördüm. Ne olursa olsun; aşık olduğum bir kadına ıstıramadığımı da kenimde gördüm.

Buna emin ol, pişman olacaksın. Umarım ki kaybolduğum an sana sunduğum kollarımın ihtiyacında olmazsın. Fakat bilemeyiz. Gelecek hakikatı bilemeyiz. Sana olan bu sitemkarlığım mantıklı hareket değil mantık yetini kullanmayıp yüreğinin sesini dinlediğinde son bulacak. Belki de sitemkarlığın son olduğunda ben kaybolmuş olacağım. Hiç bir şeyi olmayan hiç bir şey ben; sık sık kaybolurum çünkü.

Ve sana yine diyorum: “Saklama yüreğini, başkası da tatsın merhamet dolu sevgini.” Emin ol acıtmayacaktır kalbimi. Aslında duygularımı bir kenara bırakıp mantıklı düşünürsem beni sevdiğin an; işte o an yüreğim acır! Ben ve sen ancak kelimelerle görünebiliriz. Ben başka türlü yanına yakışamam!

Evren Sarı
"Kafamın içinde dönen, bir türlü kimselere anlatamadığım dünyayı anlatmak için yazıyorum." 18 yaşında kendini geliştirmekte olan bir genç yazar. Asıl amacı; kilometrelerce uzaktaki insanların yüreğine, ruhuna dokunabilmektir. Varoluşçuluğu benimsemiş yazara edebiyat camiasında "Düşünen Adam, Bohem, Ölüm Yazarı" gibi lakaplar takılmıştır. "Düşünen Adam, Bir Şair Adamın 118 Günlük Öyküsü ve Çaresiz Adamdan Uzak Diyarlara Mektuplar" kitaplarını yazmıştır. Ona sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment