LoadingSonra oku

İnsanın bir amaç olması gerekirken onu para için bir araca çevirmiş olan kapitalizm insana ait değerler sistemini adeta yok etmiştir. Günümüzde ortaya çıkan tablo bu durumun resmedilip önümüze koyulmuş halidir.

Batı aydınlanmasının en önemli çıktılarından olan kapitalizm, sonucu itibariyle amaçladığı şeylerden çok uzak kalmıştır. Özgürlük, barış ve kardeşlik gibi kavramların çerçevesinde ortaya çıkan Batı aydınlanması kapitalizm ile sonuçlanınca bu kavramların tam tersi bir durum ile karşı karşıya kalmıştır.

Bu durumun en temel sonucu adeta insanın ruhsuz bir eşya gibi görülmeye başlanması olarak kendini göstermiştir.

Bunun özellikle uluslararası camiada çıktısını görmek daha kolaydır. Bugün gelişmiş devletlerin ve gelişmekte olan devletlerin boy gösterdiği arenada insan hayatına önem vermeden bir çok faaliyetlerin yapıldığı apaçık görünmektedir.

Mevcut uluslararası düzendeki durumu özetleyen bir yazı dizisi oluşturmayı amaçladığımız bu çalışmada Batı aydınlanmasının sonuçlarından olan kapitalizmi  ardından yine Batı aydınlarının düşünceleriyle bu kapitalizmin olumsuz etkilerinden nasıl kurtulmaya çalıştıklarını ele alacağız.

Yazı dizimizin ilk kısmında ele alacağımız kişi Thomas Hobbes olacaktır.

  1. Thomas Hobbes ve Düzen Sorunu

Hobbes kapitalizmin sonuçları ile yüzleşen dünyayı düzen sorunu kavramı ile anlamlandırmaya çalışmıştır.

İnsan davranışlarının belirlenmesinde temel olan anlayış eğer ekonomik çıkarlar için amaç rasyonellik tarafından belirlenmesi Hobbes’un öngördüğü şekilde düzen problemi olarak kendini gösterir. Persons’a göre Hobbes’un temel sosyal düşüncesi herkesin herkese düşman olduğu ya da “insan insanın kurdudur” (homo homini lupus) şeklindedir. Hobbes insanların daha çok duygularıyla hareket ettiğini belirtir. Bu durumu da “iyi insanın hoşuna giden her şeydir” diyerek çok net şekilde dile getirmiştir. Ancak burada iyi olarak, arzulanan şeylerin önünde sınırlayıcı birçok engel bulunmaktadır. Burada sınırlayıcı olarak Hobbes insan aklını öne sürmüştür.

Ona göre insan akıldan hariç düşünülemez. Fakat bahsi geçen bu insan aklı duyguların hizmetindedir. Hobbes nesnelerin kendiliğinden iyi ya da kötü olarak nitelendirilemeyeceğini bunu tesadüfi olan insan arzularının belirleyebileceğini söyler. Yani insan eylemlerinin nihai eylemlerinin nedenleri çok farklılık gösterdiğinden aralarındaki çatışmayı engelleyecek hiçbir şey yoktur.

Hobbes bu tehlikeli çatışmayı kendi düşüncesinin temelinde güç kavramına dayandırır. Her insan kendi arzularını gerçekleştirmek için çalışacağına göre, herkes amaçlarını gerçekleştirecek araçlar üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışacaktır. Fakat amaçların gerçekleşmesinde kullanılacak araçlar sınırlıdır. Gücün en önemli özelliği başka insanları bu araçlardan uzaklaştırmaktır. Bu nedenle güç insanlar arasında temel parçalanma nedenidir.

Hobbes güç kavramından söz ederken eşitlik kavramını da kullanır. Yani ona göre doğa insanları beden ve akıl açısından eşit yapmıştır. Birinin bedeni daha güçlüyse öbürünün aklı güçlüdür. Bu nedenle amaçlarının elde edilebileceğine dair beklentileri de eşittir. Burada karşılaşılan bir diğer sorun ise eğer iki insan, ikisinin birden elde edemeyeceği aynı şeyi arzu ediyorlarsa onu elde etmek için çatışmaya girerler, hatta bu çıkar çatışmasında birbirlerini tahrip etmeye kadar gidebilirler.

Bu noktadan sonra eğer engelleyici ya da caydırıcı herhangi bir şeyle karşılaşmadıkları zaman insanlar amaçlarına ulaşmak için en etkili araçlarını devreye sokacaklardır. Hobbes’a göre kullanılacak bu araçların ulaşabilecekleri son noktaları zor kullanma ve hile olarak karşımıza çıkar. Böyle bir ortamda daha önce de belirttiğimiz gibi herkes herkesin düşmanı konumuna gelir. Hobbes bu durumu savaş hali olarak tanımlar. Kendi ifadesiyle insan hayatı zorbalık, fakirlik ve sefillik üzerine kurulmuş bir hayattır.

Hobbes bu soruna çare aramış ve kısmi bir çözüm olarak sosyal sözleşmeyi bulmuştur. Yani kişinin güvenliğini güvence altına almak için doğal özgürlüğünü bir egemen güce teslim etmesidir. Sadece bu egemenin gücüyle herkesin birbirine düşman olması önlenebilir.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment