LoadingSonra oku

İlk, orta ve lise eğitimini Mersin’de almış olan Hakan Ünay, lisans eğitimi için Konya Selçuk Üniversite’si Uluslararası İlişkiler Bölümünü tercih etmiştir. 2012- 2017 yılları arasında bir yılı hazırlık sınıfı olmak kaydıyla lisans eğitimini tamamlamıştır. Lisans eğitiminden hemen sonra ara vermeden aynı bölüm üzerinden yüksek lisansa başlamış ve halen eğitimine devam etmektedir. Küreselleşme, Avrupa çalışmaları ve Dış Politika Analizi alanlarında araştırmalarına devam etmektedir.

Mornota ile nasıl tanıştınız?

Açıkçası ilgi çekici bir hikayem yok. Ancak yazma isteğim beni bu platforma bir şekilde yönlendirdi. Zaten 10 dakikanızı ayırıp sitedeki yazılara yüzeysel bir göz attığınızda bile Mornota’da yazmaya karar verebilirsiniz.

Mornota hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mornota öncelikle çeşitliliği fazlasıyla barındıran bir platform. Konu dağılımlarına bakıldığında bu çeşitlilik ortaya çıkıyor. Özellikle yazmak isteyen, düşüncelerini aktarmak isteyenler için bulunmaz bir nimet olduğunu düşünüyorum. Ben her ne kadar biraz geç katılmış olsam da giderek büyüyen ve gelişen bir yazma platformu olarak önemli bir misyon üstleniyor Mornota.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Sizi yazmaya iten şey ne oldu?

Öncelikle akademisyen olma yolunda ilerleyen biri olarak işimin önemli bir kısmı yazmakla ilgili. Dolayısıyla gerek kendi ilgi alanlarım ve gerekse bölümümün (uluslararası ilişkiler) bir gereği olarak yazmak vazgeçilmezim. Bir de bizler sosyal bilimciyiz. Her ne kadar uluslararası ilişkiler bölümü dışarıdan sadece yabancı dil ile bağdaştırılsa da veya çoğu indirgemeci yaklaşımlara gebe olsa da bizim uluslararası ilişkilerci olarak misyonlarımız olduğunu düşünüyorum. Bu kapsamda misyonumun bir gereği olarak sosyal bilimlere katkı vermek ve ‘üretmek’ istiyorum. Bunun da gerek akademide gerek de sosyal hayata en etkin yolu yazmak ve bunu paylaşmaktan geçiyor.

Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Açıkçası kendimi bir yazar olarak görmediğimi belirtmeliyim. Tabii ki az önce de belirtiğim gibi yazmakla oluyor her şey ancak yazarlık mesleğine saygım olduğu için kendimi yazar olarak göremiyorum. Bunun yanında okumalarım genelde bölüm bazında sınırlı kalıyor. Ancak sosyal bilimlerin çeşitliliğinden de faydalanıyorum. Bu çerçevede beğendiğim yazarları ve eserleri şöyle sıralayabilirim:

  • Michel Foucault – Hapishanenin Doğuşu
  • George Orwell – Hayvan Çifliği/1984/Boğulmamak İçin
  • Eric Jm Hobsbawm – Aşırılıklar Çağı

Hangi kategorilerde yazıyorsunuz? Konularınızı neye göre seçiyorsunuz?

Genellikle uluslararası ilişkiler kategorisinde yazılar yazmaya çalışıyorum. Zaten Mornota içerisinde bu kategoride yazan 1-2 arkadaşımız daha var. Genel olarak güncel ve temel konuların yanında, yüksek lisans derslerimden yaptığım çalışmaları Mornota’ya uyarlayarak ya da tartışmak istediğim bir konuyu yazıya dökerek Mornota’da paylaşıyorum. Daha çok bölümüm içinde sınırlı kaldığımı söyleyebilirim.

Son olarak yazar olmak isteyenlere öneriniz nedir?

Az önce de söylediğim gibi kendimi yazar olarak göremiyorum ancak eğer bir tavsiyede bulunmam gerekirse bir klişeye başvurmam gerekir: ‘Söz uçar yazı kalır’m Hayatımın her noktasında bu metaforla karşılaştım diyebilirim. Dolayısıyla hayata kalıcı bir şeyler bırakmak sanıldığı kadar zor değil.

Değerli yazarımızın yazılarına ulaşmak için buraya tıklayın.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment