LoadingSonra oku

Erciyes Üniversitesi son sınıf öğrencisi olan Merve aynı zamanda edebiyat, felsefe, psikoloji, teoloji, astronomi gibi alanlarda araştırmalar yapmaktadır. Bilim kurgu filmlerine ve uzay belgesellerine de ilgisi bulunmaktadır. Hobileri arasında yürüyüş yapmak, şiir okumak, bisiklet sürmek, film ve belgesel izlemek gibi sosyokültürel faaliyetleri bulunmaktadır.

Mornota ile nasıl tanıştınız?

Mornota ile tanışmam da özel bir hikayem yok ancak ilk olarak ‘’Mornota’’ ismini duyduğumda bu ismin seçilmesi oldukça dikkatimi çekti ve web sitesinde Mornota’nın ne anlama geldiğine dair tanıtım kısmını okuduğumda ismin seçilmesi hususundaki incelik çok hoşuma gitti ve Mornota ailesine üye oldum.

Mornota hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mornota’da yazan kesimde özellikle genç yazarları gördüğümde oldukça sevinmiştim. Çünkü insan bazen bu gençlik nereye gidiyor türünden endişelere kapılabiliyor. Yazmak gibi güzel bir eylemin öncüsü olması açısından Mornota’yı ve Mornota yazarlarını görmek insanın içinde umut filizlerinin yeşermesini sağlıyor. Ayrıca yazmaya teşvik etmek ve kalemleri daha da kuvvetlendirecek kişisel blogların bulunması son olarak da farklı pencerelerin manzaralarını seyretme fırsatı sunması açısından oldukça güzel ve ufuk açıcı bir alan olduğunu düşünüyorum.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Sizi yazmaya iten şey ne oldu?

Kendimden bahsedeceğim çok bir şey yok aslında ama şunları söylersem kendimi anlatmak hususunda kafi geleceğini sanıyorum. Ben çoğu şeyi içimde yaşayan hissettiklerimi dışarıya asla denecek düzeyde belli etmeyen bir insanım. Bu tarz bir mizaca sahip olmam hasebiyle de sırdaşım da, yoldaşım da kalem ve kağıt oluyor. Naçizane bir şeyler karaladığım zaman kendimi uçsuz bucaksız bir maviliğin sathında kanatlarını rüzgarın ahengine bırakmış bir kuş gibi hissediyorum. Bir de buna ilave olarak yazmak konusunda hani ‘’Dert söyletir’’ derler ya, insan hayatta bazı şeylerin idrakine ve şuuruna varınca dert edinmeye başlıyor. Bundan dolayı benlik bulutun yağmur damlacıklarını biriktirmesi misali biriktiriyor bazı şeyleri. Toprağa düşen yağmur taneleri gibi kalemin gözlerinden akan yaşlar kağıda bir bir damlıyor.

Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Okuduğum ve beğendiğim birçok yazar var fakat bunlardan zirve listemde yer alanlar Cemil Meriç, Tarık Tufan, Ali Vural ve Sezai Karakoç şeklinde sıralayabilirim.

Hangi kategorilerde yazıyorsunuz? Konularınızı neye göre seçiyorsunuz?

Genellikle şiir ve deneme kategorilerinde yazıyorum. Konularımı genellikle başta kendimde olmak üzere değiştirmem gerektiğine inandığım konularda ve üzerinde dertlendiğim mevzular da yazmaya çalışıyorum. Konu seçiminde özellikle insanların yaralarına bir nebze de olsa merhem olabilecek ve yüreklere hitap etmesini temenni ettiğim şeyler üzerinden seçmeye uğraşıyorum.

Son olarak yazar olmak isteyenlere öneriniz nedir?

En baştan kendimi tam bir yazar yetkinliğinde görmüyorum bunun için söylediklerim ne kadar gerçekçi ve faydalı olur bilemem ancak nacizane yaşantımın getirdiği tecrübelerden yola çıkarak şunları söyleyebilirim. Yazarlar bir ülkenin sesidir. Önce yürekler fethedilir. Bunun için yazar olmayı arzulayan bir kimse çevresinin, olayların idrakine vararak, dertlenerek bakabilmeli. Kısaca ilk önce hayatı okumalıdır diye düşünüyorum. Hayatın sayfalarını okuduktan sonra kitaplar kendi dünyasının kapılarını açacaktır zaten.

Değerli yazarımızın yazılarına ulaşmak için buraya tıklayın.

Kimler Neler Demiş?

Düşünceni yazabilirsin.

wpDiscuz