LoadingSonra oku

Onur Saflı, 19 yaşında Ankara’nın Altındağ ilçesinde yaşayıp, Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde okumaktadır. Teist felsefe, fantastik kurgu, bilim ilgi alanlarıdır.

Mornota ile nasıl tanıştınız?

Mornota ile Şule adında bir arkadaşımın tavsiyesi ile tanıştım. Kendisinden ilk kez duymuştum.

Mornota hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mornota, insanların zihnindeki keşfedilmemiş diyarları, akleden bireylere ulaştırmak için bir araç. Harika bir meşgal. Gelişerek, çok iyi yazarlar ortaya çıkaracağına ve daha fazla insana hitap edeceğine inanıyorum.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Sizi yazmaya iten şey ne oldu?

Beni yazmaya iten yegane şey hiçlik oldu diyebilirim. İçimdeki ve hayatımdaki boşluk oldu. Ben Oscar Wilde‘ın bahsettiği ”var olan ama yaşamayan” insanlardan sadece biriydim. Ve bu durum, beni her saniye biraz daha çürütüyor ve tüketiyordu. Hayatım bomboş geçiyordu. Hiçbir şey üretmiyordum ve zamanını bilmediğim, yakınlığı veya uzaklığı meçhul olan ölüm bana geldikten sonra hiç kimse beni hatırlamayacaktı. Aslında hala hatırlamayacaklar, fakat en azından bir şeyler yapmaya çabaladığım için kendimi mutlu edebilirim, belki başkalarını da mutlu edebilirim. Kim bilir?

Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Aslında benim, sürekli okuduğum ve takip ettiğim bir yazar olduğunu söyleyemem. Çünkü ilgimi ve dikkatimi çeken her yazarı, okuyup kritik ediyorum. Fakat bunun dışında, koyu bir JRR Tolkien hayranıyım, onun evrenine hayranım ve beni yazmaya iten ilhamı Tolkien sağlamıştır.

Hangi kategorilerde yazıyorsunuz? Konularınızı neye göre seçiyorsunuz?

İnternette bir hikaye sitesinde -her ne kadar insanlar tarafından içerisindeki edebi değer taşımayan, boş ve anlamsız kelimeler yığınları olduğu için eleştirilse de- fantastik bir hikaye yazıyorum. Genel tür olarak fantastik yazmayı seviyorum fakat yazdığım hikayenin içinde bile bu türün dışına taştığım oluyor. Psikolojik, felsefi, gizem ağırlıklı şeyler de katarak okuyucuyu düşündürmeye çalışıyorum. Konularımı ise toplumun sosyolojik kusurlarından, veya kendi gözlemlediğim yozlaşmış dünyadan hatta kendi kafamda tasarladığım evrenlere göre seçiyorum. Ortaya iyi bir şeyler çıkarmak adına uzun süre düşünerek yazmaya çalışıyorum. Ve bu yüzden hikayeme yeni bir bölüm eklemem için, veya başka şeyler yazmak için haftalarca zaman geçtiği oluyor.

Son olarak yazar olmak isteyenlere öneriniz nedir?

Öncelikle, herkes yazar olabilir. Herkes yazabilir, fakat gerçek yazarları diğerlerinden farklı kılan, daha erdemli yapan yegane şey ”üzerinde düşünülmüş, faydacı, entelektüel’‘ metinler ortaya çıkarabilmektir. Yazar olmak isteyen herkese -benden büyük veya küçük olsun- tavsiye edeceğim şey budur. Boş durmayın, her şeyi sorgulayın, daima kritik düşünün, ki yarattığınız eserler okuyucuda balyoz etkisi yapabilsin. ”Vay be, bu gerçekten inanılmazdı” dedirtmelisiniz okuyucuya -benim böyle biri olduğum iddiasında değilim-, bunu da ancak -hangi türde ve konuda olursa olsun- tutarlı ve akılcı eserler ile başarabilirsiniz. Yazmaya heveslendiğinizde işinizi gücünüzü bırakıp, tüm dikkatinizi ve aklınızı yazacağınız şeye verin. Ve bırakın ortaya bir şeyler çıksın, ne çıktığı önemli değil, siz yeter ki yazın. Bunları da göz önünde bulundurmadan elbette ki yazabilirsiniz, ama bu kez okuyucunun yüzünü etkilenme mimikleri kaplamaz, aklı berrak olur ve her zaman gördüğü sıradan, tekdüze kelimeler yığınına benzeterek ”hmm, fena değil” tepkisini verebilir. İnsanlar üzerinde nasıl bir etki bırakacağınız sizin elinizde. Şahsen ben, ilk etkiyi bırakamıyorsam hiç yazmamayı tercih ederim.

Değerli yazarımızın yazılarına ulaşmak için buraya tıklayın.

Kimler Neler Demiş?

Düşünceni yazabilirsin.

wpDiscuz