LoadingSonra oku

  Mozart. Kendinden sonraki tüm büyük bestekarları etkisi altına alan sanatçı. Öyle bir bestekar ki Beethoven’ı etkisi altına almakla kalmayıp Beethoven’ın çoğu eserinde bile etkilidir. Yine öyle bir bestekar ki Frederic Chopin, cenazesinde kendi yazdığı cenaze müziği yerine Mozart’ın Requiem’inin çalınmasını istemiştir. Dünyanın sayılı bestekarlarından olan Mozart’tan bahsetmeden önce tarihte hiçbir sanatçının ardından hakkında bu kadar fazla yazı yazılmamasından, filminin çekilmemesine oradan tiyatro oyunlarına konu olmamasına kadarki ününden bahsetmeden geçemeyeceğim. Sekiz dalda Oscar kazanan filmi ‘Amadeus’ tan bahsedecek olursak mı ?
  Amadeus. Mozart’ın hayatını anlatan bu film gerek görsel şölen gerek müzik zevki sunmanın yanında izleyiciyi klasik müziğe doyurmaktan çok izleyicinin klasik müzik açlığını ortaya çıkarıyor. Filmde müzik dünyasında yapılan sinsi plan ve entrikalar dönemin en iyi müzisyenleri ve bestecileri üzerinden aktarılıyor. Salieri ve Mozart arasında yaşanılanlar, Salieri’nin Mozartla yarışmaya kalkışması ve Salierinin Mozart’ı müziğin tanrısı olarak görmesi. Ve hatta dönemin saray müzisyeni olan Salieri’den dökülen şu sözler : ‘‘Tanrım bu bana nasıl bir cezadır ki bu adama böyle bir yetenek verdin, bana ise sadece bu yeteneği anlayabilecek bilgi verdin.”
  Peki kim bu Mozart ? Tam ismi Wolfgang Amadeus Mozart olup, 27 Ocak 1756 yılında Avusturya’nın Salzburg kentinde doğmuştur. Babası Leopold Mozart, Satzburg Başpiskoposu’nun yardımcı müzik direktörlüğünü yapan kemancı ve bestecidir. Mozart’ın yetişmesinde ve özenle eğitilmesinde babasının payı büyük olmakla birlikte müziğe asıl ilgisi ablası Marie Anna’nın klavsen dersleri almasıyla başlamıştır. Fakat asıl ilginç olan mı ? Mozart’ın klavsen çalmaya başladığında daha sadece üç yaşında olması. Bunun üzerine babası ona müzik dersleri aldırmaya başlar ve dört yaşındayken klavsende beste denemeleri yaptığı söylenir. Beş yaşında ilk “menuet”ini besteler. Dokuz yaşında ise artık senfonileri vardır.
  Baba Leopold Mozart çocuklarının müzik dehalarını sergilemek üzere Avrupa’nın çeşitli yerlerine geziler düzenlemiştir. Gezilerin ilk durağı Münih ve Viyana olup iki kardeş bu turnelerde çok ünlü sanatkarlar ile de çalışarak kendilerini geliştirme fırsatı bulmuş oldular. Turneden turneye koşan Mozart’ın kazandığı tek eksisi düzenlenen turneler nedeni ile hiç okul hayatının olmaması olmuştur. Fakat o buna rağmen her gittiği ülkenin dilini ana dili gibi konuşmayı başarabilmiştir.
  Sonrasında babasının onaylamadığı bir evlilik yaparak hem bunu yürütememiş hem de birçok borca batmıştır. Giderek kötüleşen maddi durumu nedeni ile babası gibi Mozart da saray müzisyeni olmuştur. Tam bu noktada değinmem gerekir ki Mozart’ın, feodal aristokrasiye karşı çıkması ve özgür bir besteci olmak için hiçbir güvencesi yokken yaşamın sıkıntılarıyla tek başına savaşması onu tarihteki üstün yerine oturtmuştur. Bunun yanı sıra başta söylediğim tarihin dahi çocuğu sıfatını aynı zamanda 35 yıllık kısacık yaşamına sığdırdığı 600’den fazla yapıtla insanlığa kocaman bir hazine sunmasıyla kazanmıştır.
  Nüktesi, çocuksu coşkusu, yalınlığı, hemen dinleyiciyi kavrayıveren tılsımı tüm çocuksuluğunun ardındaki derin düşüncesi, onu çoğu besteciden ayrıcalıklı kılar. Bahsettiğim filmi izleyenler çok iyi hatırlayacaklardır ki gülüşü bile son derece özgün,çocuksu ve doğaldır. Ki kesin bilgi olmasa da gerçekte de öyle güldüğü düşünülmektedir. İnsanoğlunun kalbindeki sevgiyi en duyarlı biçimde işleyen, sonraki kuşaklara bir sevgi kozası bırakan bir bestecidir o.   Hayatında birçok olumsuzlukları da yaşamış olmasına rağmen bu yönünü hiçbir zaman müziğine yansıtmamıştır. Mozart’ın müziği klasik müziğin ilk örneklerinden olmasının dışında evrensel olmasını sağlayan bir diğer etkense bu coşkusudur kanımca. Ve yine düşünüyorum ki müzik dünyasının en büyük kazanımlarından biri olan Mozart, kısa ömrü yüzünden en büyük kayıplarından biridir de.
”Bütün dahiler göklere uzanır, Mozart ise gökten inmiştir.” Albert Schweitzer.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment