Klasik müzik kökünde Rönesans öncesine dayanır, fakat ekol olarak müzik, yaygın bir şekilde “Batı müziği” adını ve oluşunu Rönesans döneminin başlamasıyla ortaya çıkarmış ve ortaya çıkan batı müziği tanımı olarak yaygınlığını kazanana kadar sürdürmüştür. En bariz bilinen adı ile “Klasik” müzik, geçirdiği 4 dönem ile günümüze, 5. dönem olarak “Modern dönem” adıyla yerini tutmaktadır. Klasik müzik Barok ve Klasik (Klasisizm) dönemim yer aldığı 1600 ve 1800 yılları arasındaki 200 yıllık periyotta, Dini olarak ilahi söylemlerin yer aldığı eserlerin ve en bilinenlerinin Barok ve klasik dönem içerisinde yer almasıyla beraber bu dönemde rağbet görmesi de müzikteki çeşitliliğinde çoğalmasına sebebiyet vermiştir. Klasisizm de elbette dini ifadelerin ve sembolizminin yoğunluğu bir bakıma 1750 gibi yüz yılın yarısına kadar ağır bastığı görülebilir. Barok dönemi içerisinde yazılan bestelerin ortamı ve dönemin fonksiyonel tonalitesinin gelişmesi, kullanılan enstrümanın Rönesans dönemine göre daha çok olması, ayrıca melodik ve ritmik vurgusunun tonundan daha çok enstrümanın çeşidine de dayalı olarak yazılan bestelerin konçerto ve süit olarak en yaygın biçimde yazılanları bu dönemde başlıca görülmektedir. Klasik dönem için Müzikte barok dönemine nazaran daha sade olması ve senfonik vurgunun yaygınlaşması ile görebiliriz. Piyano gibi enstrümanın klavyeli çalgılara nazaran, icadı ile müzikteki sadeliğin artmasına sebep olması barok tarzından daha alışla gelmişlik bir yön sergilemekte. Klasik müziğin bu iki döneminde kilise ve Saray müziği olarak daha ağır basması, Romantik döneme geçiş ile halka açık ve daha yaygınlaşmış bir tür olmasınında sebebidir ve zira klasik müzik barok ve klasik döneminde, genelde bestecilerin soylular, zenginler, kiliseler ve ülke yöneticilerinin himayesi altında daha çok eser ortaya çıkardıkları ile anlaşılır. eserler genelde tabi olunan dönemin yerine ya da yapısına vurgu yapmakla beraber birer gurur ve övünç aracısıydı.

Dini sembolik yapı olarak klasik müzikte, İlahi ya da dini ezgi adını verebileceğimiz bir çok parça, gerek klasik gerek farklı tür müzikte ya da müzik statüsü olarak yerel halk müziği diyebileceğimiz müzikten farklı, ve klasik müzik tamamen bunlardan ayrı kalmakta, melodik ilahilerde, özellikle ağır derecede dini vurguların yapıldığı klasik müzikte, Tanrıya ve evrene verilebilecek hatta dile düşen en övücü ve yüceltici tabiri ya da övgüleri içeren söylemleri barındırır. Genellikle tanrıya bir şükran ya da merhamet dileme amacı ile yazılan klasik parçalar, tanrıya atfedilen söylemleri ve ondan dilenen affı melodik bir biçimde hem kulağa hitabeti hemde ruhu içerisinde bir haykırışı dile enstrüman aracılığıyla ifade etmenin yoludur. Klasik içerisindeki söylemler daha çok bir yaratıcıya atfedilen haykırışları, enstrümanda ki rtim ve vurgu ile hüzünlü ya da neşeli hatta coşkulu bir biçimde yansıtır. Tutkusunu ifade eden bir vurgu ile enstrüman notalardaki dini metinleri melodik birer söyleme dönüştürmekte, genel olarak çoğunlukla koro ya da opera türü olarak klasik parçalarda sözlü şekilde dini vurgular daha coşkulu ve neşeli ayrıca da acılı ve üzüntüyü yansıtan bir şekilde ifade edilir.

Klasik eser bestecileri içerisinde çoğunlukla dini vurgular kutsal kabul edilen dini semboller ve özel dini günlere atfedilerek yazılır, genel kanı dini söylemleri dinleyiciye aktarışı ve müzikal olarak ifade edilişi hatta onu birer dini sembolün söylemi olarak kabul edilmesini sözlerinden çok müzikteki notaların vurgusundan anlayabiliriz. Vurgusunun tam olarak dini sembollerin yerini edindiği parçaların genellikle daha çok olması, dönemin talepleri neticesinde yer edinilmiş birer rekabet ve ihtişam göstergesi olmasına da varsayım yapılabilir. Bununla birlikte yazılan eserler arasında orta çağdan kalma dini ilahi betimlemelerin yoğun olması, Latince ağırlıklı olması ve ayinlerde yer edinmesinin de unutmamak gerekir.

Tanrısal bir övgünün yer aldığı Klasik Parçaya örnek olarak verebileceğim
Mozart’ın K,243 Katalog numaralı “Litaniae de venerabili altaris sacramento,” Adlı Eserinde yer alan “Dulcissimum Convivium” Soprano solosu 5. bölümde sopranonun parçadaki sözlerindeki, dini bir arzu içerisindeki arayış ve yakarışın coşkusu, müziğin ritmi ve vurgusu ile anlaşılabilir. Parçanın Türkçe olarak sözlerini, parantez içindeki orijinal metinlerinden anlaşılacağı gibi, müziğin neşesi ve vurgusu tamamen dini bir atıf ve sembolleri içermekte.

En güzel ziyafet,
meleklerin hizmet ettiği yerde,
İyiliğin kutsallığı,
(Dulcissimum convivium,
cui assistunt Angeli ministrantes,)

Sevginin bağı,
bize merhamet et.
(Sacramentum pietatis,
vinculum caritatis, miserere nobis.)

Var eden ve varlığı devam ettiren,
bize merhamet et.
(Offerens et oblatio, miserere nobis.)

Kaynağından tadılmış ruhsal tatlılık
ve iyileşmiş kutsal ruhlar,
Bize merhamet et.
(Spiritualis dulcedo in proprio fonte degustata, refectio animarum sanctarum,
miserere nobis.)

Parçayı dinlemek isteyenler için :
https://www.youtube.com/watch?v=kBF5eHvA6fA

Genel olarak Parçanın özelliği :
Opus/Katalog Numarası: K.243
Key:E♭ major
Tarihi: 1776
İlk Performansı: 1776-03-31 in Salzburg
Dil: Latin
Besteci Zaman periyodu: Klasik
Enstürmanlar: Voices — Soprano, Alto, Tenor, Bass + karışık Koro (SATB)
Okestra — 2 Flüt/2 Obua, 2 Bason, 2 Horns, Strings, Continuo

Resim: Adolph Menzel (1815/1905)
Ressam: Flute Concert with Frederick the Great in Sanssouci
Tarih/Akım: 1852, Realizm
Tür: Yağlı boya

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment