Ana sayfa Konular Acı

Konu: acı

Ayıp Yalnızlık

Doğmuşum hastanenin bir köşesinde. Problemlerden habersizce gülmüş gözleri anne-babamın. Halbuki şehvetten türemiş bir hikayenin acı bir başlangıcıdıydım ben. Yaratıcı ile kavgalarım hiç düşünülmemiş, tek başına...

Şizofren ”Ama o yabancıydı”

Şimdi kullandığım kelimelerin içinde küçük bir gezintiye çıkın! Kapıyı açığımda korunaklı pencereye yaslanarak karanlık gökyüzünü izliyordu. Bana dönerek: "Ben uyumak istiyorum doktor." dedi. Bakışlarımı gözlerinde...

Menekşe’ye Mektuplar-11 “Hoşça Kal Menekşe”

Ben körmüşüm, sen ise sağırmışsın Menekşe. Seni seviyorum... Defalarca dilimden düşmeyen cümlelerim, kulaklarından düşmüş, sonradan anladım. Bakmak değil görmektir önemli olan der büyüklerimiz, değil...

Menekşe’ye Mektuplar-10 “Virane Gönül”

Bizim aşkımız, sevdamız bir girdap gibiymiş, sonradan öğrendim. Ben bu girdap da bir kuş gibi süzelerek kayboldum. Senin kadar yetenekli değildim, kaçamadım. Bedenimin çaresizliğime tahammülü...

Menekşe’ye Mektuplar-9

"Kararsızlık" Nefesim ol, nefesinle güçlendir beni. Nefes bile alamayan aciz bir adamım ben. Çaresizlik denizinde gemisi yararlı boşvermiş bir kaptanım ben! Ben hiçbir şeyi olmayan...

Sen nasıl anne olacaksın?

Neler oldu? Zaman nasıl da aktı gitti gözlerimizin önünde, nasıl olduk da kaçırdık ellerimizden yaşamı? Bir adam, sana dokunurken nasıl cesaretliydi? Anlatsana biraz... Benim...

Unutulmuş

Yalnız değilmiş gibi yapıp diğer insanlara rol yapıyordu. Bu, beraber olduğu insanların hepsine acımasızca oynadığı tragedyayı çoğu zaman bir komediye döndürecek yeteneğe sahipti. Çevresinde isimlerini...

Eskişehir kadar soğuk, Eskişehir kadar güzel

Bugün Şubat... Ay on iki, saat sabah on buçuk. Sabah da güzelsin dost. Her an olduğu gibi soğuk ve güzel. Bu şehir gibi, Eskişehir...

Yeşile açılan bir pencere

Yine bir final haftası; çalışma masası, ben ve aklımın üçlü koltuğunda sen... Mekanı değiştirdim bu sefer ama masa aynı masa, ben aynı ben, sen...

Kendine gel!

"Okuyun, okutun! Anladığıma göre yüce Türk Milleti bu ve benzeri olayları bilmedikleri için hala aynı şekilde yaşamlarını sürdürüyor. Yoksa atalarından kalan ''yüce'' sıfatını...

Menekşe’ye mektuplar -6

Günlerdir gölge de uzunca kalmış bir kağıt gibiyim. Sana hasret kaldığım kadar bir de güneşe hasret kaldım bitanem. Ruhum bir direnişte adeta; aklım sende,...

Menekşe’ye mektuplar -5

Kaybolmak istiyorum. “Menekşe’ye Mektuplar” Biliyorum, sende sarılmak isteyeceksin bir gün. Fakat korkuyorum, ya ben ortada olmazsam. Olsam bile bu nazın aşkımı usandırırsa; kaybolmuş olursam. Ondan...

Bilirsin sen ey kalp

Ne utanırsın ki, Gerilebilirsin, Endişelenebilirsin, Gevşeyebilirsin, Gamlardan gamlara düşüp, Sevinçten havalara uçabilirsin, Korkabilirsin, Çekinebilirsin, Cesaretten dünyaya meydan okuyabilirsin, Bağırabilirsin, Çağırabilirsin, Azarlayabilirsin, Birinin hayatına umut olabilirsin, Ağlayabilirsin, Surat asabilirsin, Gülücüklerle hayatı aydınlatabilirsin, Rezil olabilirsin, Komik olabilirsin, Şapşallaşabilirsin, Hayran da olunabilirsin, Yanılabilirsin, Güvenebilirsin, Aldanabilirsin, Doğruluk deryasında kaybolabilirsin, Aşağılanabilirsin, Eleştirilebilirsin, Anlaşılmayabilirsin, Umursanmayabilirsin, Yalnız yürümeyi öğrenebilirsin, Bunalabilirsin, Bıkabilirsin, Tükenebilirsin, Eğlenmeyi...

Menekşe’ye mektuplar -1

Hep mavi kalacak söz veriyorum. "Menekşe'ye Mektuplar" Şu içimizdeki yasaklı aşkı nasıl söndürebiliriz ki? Bize bir makber açsalar, girsek içine usul usul. Bu dünyadan, yasaklardan,...

Bu bir acizliğin öyküsü

Durulmayan kafaya sahip bir babanın son mektubu. Bu mektup son olsun. Biliyorum, üniversitedeyken ki gibi umutlu ve heyecanlı olmayacak anlamsızlığı ve gidişi. Telefondan haberi aldığın an...

İdam mahkumu

Tam tamına iki saat kaldı. Bana ayrılan son bir odadayım. Ellerim üşüyor, bedenim titriyor. Her bir duygumu, hissimi yoksunluk sarmış; hareket edemiyorum. Küçük bir...

Yağmur, yalnızların gözyaşı zikridir

Sana seni anlatabilmek için değil de kendi kendimi yatıştırmak için başlamıştım bu hikayeye. Biraz egoistçe farkındayım ancak bir süre sonra baktım ki egom ayağımın...

Oğuz Atay’a mektup

Bu bir çaresizliğin öyküsü lakin siz yine de 'bu bir boşvermişliğin öyküsü' diye hatırlayın. İnsanlardan bir kaçı bazen “Mutlu musun, hayatı yaşayabiliyor musun?” diyorlar....