LoadingSonra oku

Avazımız çıktığı kadar bağırmak arzusunda ama klavyeden çıkan harflerle yetinmek durumundayız. Bizi böylesi bağırmaya iten sebep mi ne? Yetmiş bin liralık pırlanta bir takı seti. Evet, yalnızca dört parçadan oluşan zincirlerin ucundaki taşlardan ibaret bir takı seti. Nişanlanacak bir kızın evlilikten, kendine eş seçtiği erkekten yalnızca nişan sürecindeki beklentisi. Kına ve düğün maliyetini başka bir isyana saklıyoruz.

Hal böyle iken şu soruları sormaktan alamıyoruz kendimizi. Evlilik neydi? Evliliği gerçekleştirmek için gerekli şartlar nelerdi? Çok mu zengin olmak lazım gelirdi? Evlilik, yetmiş bin liralık takı seti alamayanların hakkı değil miydi yani? Yetmiş bin lira neyin kıymeti idi? Setin mi yoksa evliliğin mi? Bu setler ve daha niceleri dini bir emir, gelenek yada özentiden ibaret miydi? Yoksa rızk endişesi ile kendini güvene alma isteği, boşanmak gerekirse diye kocaya muhtaç olmamanın garantisi miydi? Gelecekte sahip olup olamayacağını bilmediği evlatların eğitimi için miydi, yoksullara ve muhtaçlara yardım için mi? Böylesi bir külfeti, bize evlilik diye tanıtan şey neydi? Neydi evliliğin asıl mahiyeti?

Yetmiş bin liranın vebalini yüklenen boyun sahipleri gölgesinde, maddeden ibaret bir taş parçasının insanı insan yapan tüm değerleri yok ettiğini izlemek felaketi . Bizi kime şikayet etmeli. Adaletsizliği senden bilenlerin adaletsizliğini kime şikayet etmeli Ya Rabbi..

Değil mi ki evlilik yuva kurmak demekti. Dikkat buyurun ev değil, yuva kurmak . Evvela bilinç gerekirdi ya hani bu yuva için, ehliyetli olmak lüzumu hissedilirdi. Sınırları aşan bir sabır, fedakarlık, saygı, özveri, muhabbet ve sevgi ile yoğurmak, her yanı imtihanlarla dolu olan hayatı eş diye seçtiğin kimseyle paylaşmak sorumluluğunu bilmekti. Kıymetti, sırdaş ve yoldaş olmak, evlat yetiştirmek derdine duçar olmak demekti…
Merak buyurmayın. Hala böyle. Yuva kurmak samimiyeti ve bilincine sahip dertli yürekler var olduğu sürece de böyle olmaya devam edecek..! Biiznillah …

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment