LoadingSonra oku

“Dinamiğin bilmem ki kaçıncı yasası

-Gıdıklarsam kaşırlar, tutarsam iterler.”

 

Ben buraya şiir yazmaya geldim.

Sen orada seksek oynarken düştün.

 

Sen orada seksek oynarken mesela,

Ayşe Hanım teyze küfrederken hükümete üstelik,

Tekir kedi aslında atlarken camdan aşağıya,

Hem de buna bir intihar süsü verilmişken,

Ben oraya şiir yazmaya gittim.

 

O orada duruyordu.

Kendisi bir odada değil, bir oda onda yaşıyordu.

O şiir yazarken, küfretmeyi bıraktı Ayşe Hanım teyze.

Tekir kedi sekizinciye ölmüştü bir de.

Sen yine düştün seksek oynarken.

Ki ben bunu oldukça ahmakça bulurdum her seferinde,

O orada durmaya devam etti.

 

Derler ki;

Ayşe Hanım teyzeden hanım’ı atarsak misal,

Geriye onun şiirleri kalırmış.

O şiir yazdıkça Ayşe Hanım, teyze olur,

Tekir kedi ölür,

Sen ahmak ben şair,

Yuvarlanır gidermişiz.

 

Çok sevişmekten yorulan insanların odaları rutubet kokar.

-Sen anca seksek oyna.

Tekir kedi ölmeyeceğini düşünür.

-Ahmak ezildi gitti.

O odasında. Zayıf. Etsiz. Değersiz

-Ben şiir yazıyorum hala pek tabii.

Bu sefer hükümet küfreder Ayşe Hanım teyzeye.

Sesli küfreder.

 

Hükümet küfreder.

Hükümet seksek oynarken düşer.

Hükümetin tebeşirini ben çaldım.

Ona verdim.

O çok sevişti.

Tebeşiri kaybetti, çirkinleşti.

Zaten çirkindir bütün bir odayı yanlarında taşıyanlar.

 

Et, hükümet, tebeşir, tekir kedi, seksek, rutubet.

Bir adaya düşsem yanıma alacağım altı şeyken,

Bana üç dediler.

Ben de rutubeti, tekir kediyi, hükümeti bıraktım.

 

Günlerden birkaçı tecavüze uğramış yine.

Gıdıklamışlar beni, seni, onu.

Biz peşlerinden gitmişiz

-sendromlardan Stockholm.

Ben yine rahatsız edici şeyler peşindeyim.

Şeyler aynı.

Şeyler hiç değişmemiş.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment