LoadingSonra oku

Sana seni anlatabilmek için değil de kendi kendimi yatıştırmak için başlamıştım bu hikayeye. Biraz egoistçe farkındayım ancak bir süre sonra baktım ki egom ayağımın altına yapışmış ve yürüdükçe benle beraber sürünüyor. Sana bugün de “günaydın” demeyeceğim. Çünkü sensiz geçen günlerin günaydınları haram fikrimce. Bir bakmışım ki bağımlı olmuşum sana. Bir ilişki bağımlılığı! Psikolojide yeri nedir bilmiyorum, bu konuda cahilim ama benim dünyamda senin, paralel evren teorisindeki yerin yok. Tüm zamanların en iyi aşık olunabileceği ödülünü almışsın sen. Sen teksin.

Bir saplantılının beyni ile oynanmayacağı söylenmedi mi sana? Hayata dair imdat çığlığını üzerime aldım, benimsedim, biraz sevdim okşayarak. “Delirmişsin  sen, bir hastasın!” demekle kurtulamazsın bu sevdadan. Çünkü sevgi kalp attıkça, umut oldukça var olabilecek en azimli duygu.

Şu an ise deliler gibi ağlaya ağlaya koşuyorum. İlk ve tek, beraber oturduğumuz banka gidiyorum. Orada hatıralar vardı, hiçbirini kazımamıştım, hala orada duruyordu. Bir manyağın ellerinden kayan sonsuz bir güç bu aslında, sonsuz bir mutluluk. Kendini kaybetmiş yalnızlıklar doğuracak bir sonuç bu. İhtiyaçlar hiyerarşisinden en önemli tabakanın yalnızlık olduğu bir dünyadayız. Ben ise ilk tabakada kalmış ihtiyaçlarını karşılayamamış insan tipi.

Banyo yapmışçasına sırılsıklam ıslandım. Bir tek şampuanım eksikti, zaten olsa da yıkanmayı istemezdim. Şampuanın kokusunu üzerime almak istemezdim çünkü hiçbir şey yaşamadan üzerime sinebilen kokunun var olması yeterliydi bana. Şahsına münhasırdın.

Bu denli insanlıktan çıkmam sana ait değil, bize ait. Biz derken bile heyecanlanıyorum, sanki bizi bir biz bilmiyormuş gibi. Cebimden bende olan çocukluk fotoğrafımı çıkardım ve yaktım. Küllerini ise Asi Nehrine savurdum. Sana ait olan her şey çok hoşuma giderken aynı anda nefret kusuyordum yüzüne. Beni ne hale getirdiğinin farkında mısın? Duygu cümbüşü içinde boğulan bir utanmazım artık.

Hala yağmur yağıyor, sen yağmuru seversin diye avuçlarımı açtım, biriktirdim baya bir yağmur. Gerçi içine birkaç damla gözyaşı kaçmış olabilir, kusuruma bakma. Hala yatışamadım, hikaye hala yerinde sayıyor. Sen ise her şeyden habersiz…

Yalnızlık doğumumda başlamıştı, bir haziran ayı iliklerime kazılmış bu cümbüşü erken tatmakta bana nasip oldu. Dayanamayıp erken doğdum anlayacağınız. Daha yaşlanmadan da bilge olabileceğimi düşündüğüm için kendime “morukolog” mahlasını verdim. Geceleri bekledim her günün sabahında, çünkü ancak gece anlayabiliyordu beni. Aklınıza gelebilecek her alanı denedim ancak yazı yazmaktan başka neyim vardı ki?

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment