En mutlu olduğum yere terasa çıkıyorum, salıncağa oturuyorum ve gözlerimi kapatıyorum. Yavaş yavaş yüzüme çarpan soğuk rüzgar içimi titretiyor. Gökyüzü ağlıyor, sesini duymak mümkün değil  sadece soğukluğunu ve araba tekerleklerinin asfaltta çıkarttığı hışırtıyı duyabiliyorum. En mutlu olduğum yer dedim ya aslında mu mevsimde kimse buraya gelmediği için en mutlu olduğum yer. Yalnızlık, sessizlik, huzur…

Mutluyum çünkü yalnızım, insan yalnız olmaktan mutlu olur mu ? Bazıları olur aslında, bende olurum. Şimdi burnuma yanan soba borusundan çıkan o is kokusu geliyor. İşte bunu daha çok seviyorum! Nerde kalmıştık? Heh mutluluk ve yalnızlık. İkisi yan yana ne kadar da güzel. Bazen mutlu olmak için bazılarına veya özel şeylere ihtiyacımız  yoktur ama işte bazı durumlarda insan dertleşcek, onu dinlicek birine ihtiyaç duyar bilirim. Eğer o aradığınız biri yoksa işte böyle küçük şeylerle mutlu olmayı öğreniyorsunuz.

Yalnızlıktan falan bahsediyorum ama aslında çok arkadaşı olan biriyim, niye bilmiyorum akşam olunca bu sessizlik hoşuma gidiyor belki de gündüzün can sıkan kalabalığından kurtulmak iyi geliyor, bilmiyorum.

 Böyle olmaktan mutlu muyum? Tabii ki. Ama nasıl biri olmak istersin diye sorsanız bir çok özelliği olan insan tarifi verebilirim size. Veya ne olmak istersin diye sorsanız Manolya derim Bilirsiniz manolyaya dokunduğunuz an ölür. Biri sahip olsun istersin ama kırmasın, dokunmasın. Bilsin onun özel olduğunu ve dikkat etmezse öleceğini. Ama ne yazık ki ne başka karakter ne de manolyayım. Ben böyleyim işte! ‘Ben böyleyim’ derken çekiyorum o yağmur kokusunu içime içime ve diyorum ki yalnızlık ne kadar güzel…

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment