Soğuk bir Eskişehir gecesi.. ara sıra sessizliğin diğer tarafından yavaş yavaş yakınlaşan ve yakınlaşdıkça yükselen araba sesleri idi yalnız gecenin sessizliğini bozan.. Sesi yükseldiği gibi de sessizliğin diger tarafına yürüdükçe azalıyordu. Aylardı kıpırdamayan o direkler idi onların yolunu aydınlatan, kendi zayıf, insanın bir zaman sonra bakdıkca gözlerini ağrıtan, keder yağdıran işıklarıyla saatlerce durmadan.. devamlı..

Kasım gelmişti. Gitmeye bile hazırlanıyordu. Ama bir yaprak bile kıpırdamıyordu ağaçlarda… Gökyüzü karma karışık.. İnsanlar bile hissetmişti bunu. Tabiatın ritmine uygun dans ediyor, ona karşı çıkmıyor, bir şey yapmıyorlardı.
Gece yarısını geçmişti..

Kalbim boğuluyordu dört duvarın içinde… bir değişiklik yapıcam umuduyla evden dışarı çıktım… ama görünen o ki umudum umut olarak kalıcak… Çünkü tabiat da yorgun ve uykusuzdu.. Gece de bıkmıştı her akşam olmağından.. bıkmıştı kendinden önce ve sonra her gün karşılaştığı sert, duygusuz, kaba, gri günlerden..

Gece de suskundu küsmüştü. O da hiç bir şey konuşmak istemiyordu, sadece susuyordu.. Kalbini kırmıştı uzaktan gelen yabancı bulutlar onun.. İçine kapanmış bekliyor, sabır ediyordu, içini yiyordu..

İnsanlar her zaman göründüğü gibi değillerdi, her zamanki aceleleri yoktu, yüzlerinde bir yorgunluk, bıkmışlık, durgunluk amma…

Arabalar da çok ses çıkartmak istemiyor sakince ordan geçip kendini hissettirmeden uzaklaşmak istiyorlardı.. sakince…

Hiçkimse anlamadı derdini, belki de hiç kimseye anlatmadı. belki de kimse anlamak istemedi bu sessizliğin sebebini, belki kimse anlayabileceğini düşünmedi, ya da anlatabileceğini, sözlere güvenmedi belki de, kiminse anlamağını istemedi ya da anlaya bileceğini beklemedi… Belki de boğmak istemedi kimise kendi kederile hiç kimseye enterasan olmayan her kesin unutduğu o gerçeklerin sebep olduğu… 

biraz yürüdükden sonra yolun sonuna gelmişti. içindeki dertdenmi kurtulucaktı vücudundanmı ?

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment