Aciz (insolvency) : Vadesi gelmiş borçlarını ödeyememe durumudur. Alacaklı
borçlunun borcunu ödeyemeyecek durumda olduğunu belirterek mahkemeye
başvurabilir. Borçlu da, acz içinde olduğunu ileri sürerek mahkemeden iflasını
isteyebilir. Bu durumda, alacaklının borçlunun iflas istemine karşı çıkması
geçersizdir.

Açık Artırma (open binding) :Alıcılar arasında rekabet yaratmak suretiyle, satın
alınacak nesneye en yüksek fiyatı verecek alıcıyı bulmak için uygulanan bir satış
yöntemidir. Açık artırma ile elde edilecek hasılat, yaşanan ekonomik koşullar ile
doğru orantılı olup, ekonomik genişleme dönemlerinde yüksek fiyatlara alıcılar
bulunurken, ekonomik daralma dönemlerinde bunun tersi olmaktadır.

Açık Bono (blank bill) :Tutarı ve hamili belirtilmeden, sadece açığa imza atmak
suretiyle düzenlenmiş bonodur.

Açık Ekonomi (open economy) :İthalat ve ihracat üzerinde hiçbir sınırlanmanın
bulunmadığı veya faktör hareketlerinin karşılıklı olarak serbest olduğu ekonomidir.

Açık Eksiltme (auction by underbidding) :Satıcılar arasında rekabet yaratmak
suretiyle, satın alınacak nesneye en düşük fiyatı verecek satıcıyı bulmak için
uygulanan bir yöntemdir.

Açık Finansman (deficit financing) :Açık finansman, devletin kasıtlı olarak
harcamaları gelirlerden daha yüksek bir düzeyde tutma durumudur. Bütçe açığının
yapılan borçlanmalarla kapatılması biçiminde ortaya çıkan bu yöntem, istihdamı
artırmak ve ekonomik hayatı canlandırmak için uygulanır.

Açık İşsizlik (open unemployment) :Kişilerin çalışma arzusu ve iktidarında olduğu
halde, kendi idareleri dışında işsiz kalma durumudur.

Açık Pazar (open market) :Tekelleşmenin ve alım satım işlemlerinde piyasa dışı
müdahalelerin olmadığı piyasalardır.

Açık Piyasa İşlemleri (APİ) (Open Market Operations): Para politikası uygulaması
çerçevesinde, merkez bankaları bünyesinde para miktarının artırılıp azaltılması
amacıyla, Hazine kağıtlarının alım ve satımının (kesin alım, kesin satım, geri satım
vaadiyle alım -repurchase agreements-, geri alım vaadiyle satım -reverse repurchase
aggrement-) yapılması işlemleridir. Bankalararası Para Piyasası işlemleri de “Açık
Piyasa İşlemleri” kapsamı içerisindedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
bünyesinde bu tür işlemler, Açık Piyasa İşlemleri ve Para Piyasası Müdürlükleri
tarafından yürütülmektedir.Bu işlemler aracılığıyla para arzının, faiz haddinin,
yatırımların denetim altına alınmasına ve toplam harcama hacminin daraltılmasına
veya genişletilmesine çalışılır.

Açık Pozisyon (short position) :Vadeli işlem piyasalarında alınmış ve henüz
kapatılmamış pozisyonara denir.

Adam Smith: Kapitalizmin dayanağı sayılan Klasik Okul’un temsilcilerindendir.
Fizyokrasinin tersine, toprak yerine insan emeğini servetin kaynağı olarak gördü.
İşbölümünün sağladığı teknik olanaklar emeğin üretimini, dolayısıyla da milli gelirin artacağını savundu. Devletin ekonomiye müdahalesine karşı çıktı. Serbest ticareti ve
vergide adaleti savundu. Adam Smith’in Değer Fiyat Teorisi’ne göre, üretimin
maliyetinin emek tarafından belirlenir. Malın maliyet ve piyasada oluşan iki değeri
vardır. Fiyat piyasada belirlenir. Gelir Teorisi’ne göre de emek (ücret), sermaye
(kapital) ve topraktan (rant) oluşur ve ekonomi içinde bölüşümü kendiliğinden olur.

Adi Hisse (ordinary share) :Yasa ve esas sözleşmede belirtilen normal haklardan
başka hakları elde etmeye imkan tanımayan hissedir. Imtiyazlı hisse senetleri,
değiştirilebilir hisse senetleri, itibari değersiz hisse senetleri ve kabili itfa hisse
senetleri dışında kalan tüm senetler, adi hisse hükmündedir.

Adi Senet (note) :Bir borç ve hak doğurmak veya bir borcu ya da hakkı kanıtlamak
amacıyla oluşturulan borçlunun imzasnı içeren belgedir. Resmi senetler, yarı resmi
senetler ve özel senetler olarak düzenlenirler. Düzenlenmekteki amaçları
bakımından da, bir hak veya borcu yaratan senetler ve bir hak veya borcu
yaratmamakla beraber, böyle bir unsurun varlığını kanıtlayan senetler olarak
sınıflandırılırlar.

Adi Şirket (partnership) :İki veya daha fazla kişinin, ortak bir amacı gerçekleştirmek
üzere, belirli bir ortaklık sözleşmesiyle kurdukları şirkettir. Adi şirketlerin hükmi
kişilikleri, ünvanı ve ikametgahı bulunmamaktadır. İflasa da tâbi değildirler. Ayrıca,
adi tirketlerin ticaret siciline kaydedilmelerine gerek yoktur.

Ağırlıklı Ortalama (weighted average) :Dizi içindeki her bir terimin, belirli bir ağırlıkla
ayrı ayrı çarpıldıktan sonra alınan toplamın, ağırlık toplamına bölünmesi ile elde
edilen ortalamadır. Ağırlıklı ortalamalar, deskriptif istatistik analizlerde, özellikle
indeks hesaplamalarında yaygın bir biçimde kullanılırlar.

Akreditasyon (Accreditation): Akreditasyon, laboratuvarların, belgelendirme ve
muayene kuruluşlarının üçüncü bir tarafça belirlenen teknik kriterlere göre
çalıştığının bağımsız ve tarafsız bir kuruluş tarafından onaylanması ve düzenli
aralıklarla denetlenmesidir. Üçüncü taraf değerlendirme tekniği olarak akreditasyon,
söz konusu kuruluşlarda güvenilirliğin sağlanması ve sürekliliği için önemli bir
araçtır. Bir test kuruluşunun yaptığı testlere veya bir belgelendirme kuruluşunun
düzenlediği belgelere güvenilebilmesi için, bu kuruluşların belirlenen uluslararası
kriterlere göre çalışıyor olduğunun belgelenmesi gerekmektedir. Dünyadaki
uygulamalara paralel olarak Avrupa Birliği’nde de bu kriterler EN 45000 standartlar
serisinde açıklanmıştır.

Akreditif (letter of credit) :Bir bankanın belirli bir miktar ve belirli bir süre için,
üçünçü bir kişi lehine, nezninde kredi açması için yabancı ülkelerdeki muhabir
bankaya gönderdiği bir tür mektuptur.

Aktifler : Bir şirketin sahip olduğu bütün varlıkları ifade eder. Bilançolardaki aktifler
tablosu de bu varlıkların parasal değerini gösterir ve bu tabloda şirketin mevcut
değerlerinin yanı sıra , alacakları ve varsa zararları bulunur.Bilançolarda aktifler iki ana kalemden oluşur: Dönen Varlıklar ve Duran Varlıklar.

Alacak Devir Hızı : Şirketin satışlardan doğan alacaklarını tahsil ettiği hızı gösterir.
Genelde devir hızının yüksek olması ve artması iyi bir gösterge olarak
yorumlanabilir. Şu şekilde hesaplanır: Net Satışlar / Kısa Vadeli Ticari Alacaklar

Alıcı Piyasası (buyer’s market) :Arzın talebi aştığı ve tüketicilerin fiyatı
belirleyebildiği piyasa biçimidir. Eğer tüketiciler, düşük olan bir fiyat üzerinden
almaya hazırlarsa, piyasa aniden satıcıların fiyatı belirlediği bir piyasa durumuna
gelebilir.

Alıcı Tekeli (buyer’s monopoly) :Endüstride çok sayıda üretici veya satıcı
bulunmasına karşılık tek bir tüketici veya alıcının varolması durumudur. Bu tip
piyasalarda, alıcı firma marjinal hasılasını marjinal kaynak maliyetine eşitleyen
miktarda kaynak kullanarak kârını maksimuma çıkarabilir.

Alım Vergisi(purchase tax) :Perakende satışlarda ya da bundan önceki bir aşamada
tahakkuk ettirilen vasıtalı vergidir.

Alış Kuru (buying rate) :Dövizin para otoriteleri tarafından saptanan alış fiyatıdır.
Türkiye’de efektif ve efektif olmayan dövizler için farklı alış kurları uygulanmaktadır.
Alonj (alonge) :Bono, çek ve poliçenin arka yüzünde işlem yapmak için yer
kalmadığı zaman, yapılacak işlemler için bono, çek veya poliçeye eklenen kağıt
parçasıdır. Alonj üstüne yapılacak işlemler hukuksal açıdan senet üzerinde
yapılanlar ile aynı hükümlere tâbidir.

Alternatif Maliyet(alternative cost) :Alternatif maliyet, bir projenin
gerçeklettirilmesinde kullanılan faktörün başka alanda kullanılma fırsatından
vazgeçilerek katlanılan maliyetttir. Firma dışından sağlanan bir üretim faktörünün
alternatif maliyeti, bu faktörün fiyatıyla ölçülür. Eğer faktör firmanın kendi
bünyesinde ise, bu durumda alternatif maliyet o faktörün satılabilme veya kiraya
verilebilme fiyatı olacaktır.

Altın Ankesi (gold encaisse) :Merkez bankalarının ihtiyat amacıyla kasalarında
bulundurdukları altın stokuna verilen addır. Genellikle, ulusal paranın değerini
desteklemek ve dış ödemelerde kullanılmak için bulundurulur.

Altın Havuzu (gold pool) :Altın fiyatındaki yükselmeyi belirli bir tavan seviyede
sınırlamayı amaçlayan ülkelerin ( ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Belçika,
Hollanda, İsviçre) 1961’de kurmuş olduğu bir organizasyon olup, 1967’de Fransa’nın
ayrılmasından sonra dağılmıştır.

Altın Piyasası (gold market) :Değerli bir maden olan altının, alıcıların ve satıcıların
bir araya geldiği, alım-satım işleminin yapıldığı, fiziki ve fiziki olmayan mekandır.
Altın piyasası, uluslararası parasal sistemde altının rezerv statüsünde olmasından
dolayı kabul edilir bir öneme sahiptir. Uluslararası bir parasal krize girildiğinde,
altına olan talebin arttığı ve altın fiyatlarının yükseldiği görülür.

Altın Standartı: Ulusal para biriminin satınalma gücünün belirli sabit miktar bir altın
cinsindinden tanımlandığı para sistemidir.1821’de İngiltere’de başlayan uygulama
1850’lerde Fransa ve ABD, 1870’lerde de Almanya, İtalya ve Belçika’da uygulanmaya başladı. 19. yüzyılın sonlarında da diğer ülkelerde yaygınlaştı. 1. Dünya Savaşı
yıllarında da uygulama sona erdi. Altın Standartı uygulamasında; ödemeler dengesi
açık veren ülkelerde fiyatların düşmek yerine artırdığı, yabancı sermayenin
spekülatif rol oynadığı gerekçeleriyle eleştiriliyordu.

Altyapı: Bir ülkedeki kamu yararına kullanılan ulaştırma, enerji, iletişim gibi sermaye
varlıkların tümüdür.

Ambargo (embargo) :Belirli bir mal veya hizmetin ihraç ve ithaline getirilen
yasaklamadır.

Amortisman (depreciation amortisation) :Bir firmada, bir yıldan daha fazla süre
kullanılacağı düşünülen ve herhangi bir biçimde değerden düşmesi söz konusu olan
ekonomik değerlerde( taşınmazlar, makine, teçhizat, vb.), oluşacak değerlerin bir yıl
içinde uğradıkları değer kayıplarının üretilen malların maliyet tutarlarına ya da söz
konusu kayıpların o yılın giderlerine yazılması amortismanı oluşturur. Şirketler
amortismanı ürünlerinin maliyetlerinin üzerine ekleyerek ya da ilgili yılın giderleri
arasına koyarak realize eder.

Amortisman Fonu (sinking fund) :Düzenli ödemeleri gerçekleştirmek (bir borcun
ödenmesi, bir makinenin yenilenebilmesi, vb.) amacıyla oluşturulan fondur.
Amortisman Karşılıkları (capital consumption allowances) :Sermaye mallarının
zaman içinde aşınma, eskime yıkıma uğrama gibi nedenlerle elden çıkmasına
karşılık olarak ayırılan paylardır.

Ana Para (principal capital) :Üzerinden faiz hesaplanacak olan esas para veya ödünç
olarak verilen paranın aslı (Re’sül-mal) anlamlarına gelmektedir.

Ankes (encaisse) :Taahhütleri yerine getirmek için hazır bulundurulan paradır.
Ayrıca emisyon yapmaya yetkili bankaların çıkardıkları banknotlara karşılık
kasalarında hazır bulundurdukları gümüş ve altın paraların toplam mevcuttur.
Ankes Oranı (encaisse rate) :Bir bankanın mevduatı ile her an ödemeye hazır
bulunduğu likit aktif arasındaki orandır. Bu oran genellikle, ilgili ülkedeki yasal
mevzuat ile düzenlenir. Bu düzenleme ekonominin genel gelişimi doğrultusunda
yapılır.

Anti-Damping Vergisi (antidumping duty): Dış ticarette bazı ülkelerin ihraç
ürünlerinde damping yaparak haksız rekabeti engellemek, ithalatçı ülkenin yerli ürün
fiyat dengesini korumak amacıyla uygulanan gümrük vergisi türüdür.

Antitröst Kanunlar :Kartel, tekel, tröst oluşturmayı yasaklayan kanunlara denir. İlk
olarak 1890 yılında ABD’de uygulandı. ABD’de oluşan ve çok büyük güç kazanan
bazı şirketler bu kanunlar sonucu küçük parçalara ayrılmak zorunda kaldı.

Antrepo (warehouse) :Gümrük vergisine konu olup, henüz vergi ve resimleri
ödenmemiş malların korunduğu, gerekiyorsa küçük tamamlayıcı işlemlerin yapıldığı
gümrük binalarına yakın olan bir tür depodur.

Apel: Sermaya şirketlerinde ortakların ödenmemiş sermayeyi tamamlamaya davet
edilmesidir.

Ara Bilanço : Yıl sonundan başka zamanlarda düzenlenmiş hesap durumlarıdır.
Ara Finansman: İşletme faaliyeti esnasında beliren ve daha önce kaynak tahsis
edilmemiş ihtiyaçlara gerekli fonların ayrılmasıdır.

Aracı Kurum (brokerage house) :Sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere,
Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş anonim ortaklıklardır.

Aramal (intermediate goods) :Bir malın üretiminde, ne ilk aşamada kullanılan, ne de
son ürün olan maldır. Aramal, başka bir malın üretiminde girdi olarak kullanılmak
üzere üretilir. Bir malın hem aramal, hem de son ürün olması da mümkündür.

Arbitraj (arbitrage) :Döviz piyasasındaki ya da ülkeler arasındaki faiz oranlarındaki
farktan yararlanmak üzere fonların kısa vadeli ve hızlı hareketlerini ifade eden bir
terimdir. Örneğin New York’ta 1 Euro 1.50 Dolar’dan işlem görürken, Londra’da 1
Euro 1.75 Dolar’dan görüyorsa, arbitraj getirisi sağlamak isteyen kurumlar New
York’ta dolar karşılığında Euro satın alır ve bu Euroları Londra’da satarlar Değişik
piyasalarda oluşan fiyat farklılıklarından yararlanmak sebebiyle yapılan hisse
senedi, değerli maden ve evrak işleri de arbitraj kapsamına girer.
Arz yönlü ekonomi yaklaşımı:Ekonominin gelişimini üretim tarafında görerek
üretimin artırılması için vergi indirimleri, deregülasyon, liberalizasyonu savunan
yaklaşım.

Asit Test Oranı(acid-test ratio) :Cari likit aktiflerinin (nakitler, hemen satılabilir
tahviller, vb.) cari borçlara oranıdır. Nakte en hızlı dönüşen kalemler ile yapılan bu
likidite ölçüsü aşağıdaki formülle heseplanabilir: Hazır Değerler + Menkul Değerler
Cüzdanı + Tic. Alacaklar + Diğer Alacaklar / KV Borçlar.

Asli Para(base money) :Bir ülkede, o ülkenin banknot emisyonunda yetkili bankası,
genellikle merkez bankası tarafından çıkarılan kağıt paralar ile hazine tarafından
çıkarılan bozukluk paraların toplamıdır.

Atık (Waste): Atık, çıktıların bir parçası haline gelmeyen girdilerdir. İlk maddedeki
buharlaşma, çekme vb. nedenlerle oluşan veya kalıntı biçiminde oluşan üretim
kayıpları örnek gösterilebilir.

Atıl Kapasite(excess capacity) :Bir üretim biriminde mevcut olup kullanılmayan
kapasitedir. Ayrıca üretim miktarının üretim biriminin kapasitesinin altında olması
durumunda, iki miktar arasındaki fark anlamına da gelmektedir. Atıl kapasitenin
oluşmasındaki başlıca nedenler arasında, hatalı piyasa araştırmaları sonucu
kurulmuş yüksek kapasiteleri, konjonktürel talep yetersizliklerini, hammadde
teminindeki güçlükleri sayabiliriz.

Atıl Para (idle money) :Kişi ve kuruluşların ellerinde fiilen bulunan para miktarının,
belirli bir dönemde para piyasasının dışına çıkan veya alışverişlerde kullanılmayan
bölümüdür.

Avans (advance) :Miktarı saptanarak ödemesi ileriki bir tarihte yapılacak olan bir
borcun, söz konusu tarihten önce ödenen kısmı veya belirli bir sürenin
geçmesinden sonra geri alınacak parayı ifade eder.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment