içinde

Amerika’da siyah olmak

mlk

Amerika’da siyah olmak teriminin duygusal boyutunu elbetteki belirtemem.Fakat görünür azınlıktaki bu insanların ne tür zorluklar çektiği aşikar.

Afrika’dan koparılıp Amerika’ya getirilen bu insanlar,çiftliklerde köle olarak çalıştırılıp,daha o dönemlerde insan oldukları üzerine dair tartışmalar dile gelmiştir.

Bundan öncesi o dönemin Amerika’sı birçok insan için yeni başlangıç için bakir yeni kıta idi.Protestanlar ve Yahudiler özgürce dinin yaşayamadıkları için göç etmişler.Çoğalan bu insanlar için bağrından koparılıp köle olarak getirilen Afrika’lılar bulunmaz fırsattı onlar için.Kölelik gayriahlaki olarak görülmüyordu.

Amerika’nın iç savaşı

Amerika’da kölelik devam ederken,11 Güneyli Eyalet Abraham Lincoln’un 1860 yılında başkan seçilmesiyle Jefferson Davis komutasında bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir.1865’te kölelik tamamen kalkmıştır.

Peki, ayrımcılık bir yasa değişikliğiyle sona erecek kadar basit bir şey miydi? Tabi ki hayır… Kemikleşmiş ön yargılar, Siyahiler ve Beyazlar arasındaki ciddi sosyo-ekonomik farklılıklar ayrımcılığın sona ermesinin hiç de kolay olmayacağını gösterdi. Siyahiler ise elde edilen hukuki kazanımların yeterli olmadığını düşünüyolardı. 1960’ların özgürlükçü söylemi içinde sistemden hoşnutsuzluklarını dile getirdiler. Fakat hemen belirtmemizde yarar var ki, Siyahilerin eylemleri devlet aygıtını elinde bulunduran hâkim gruplara karşı 1960’larda tüm dünyada öne çıkan başkaldırılardan birisiydi.

Fakat Zencilere karşı yapılan ayrımcılığı sadece ırk bazında ele almak ne kadar doğrudur? Bireyin sosyal sınıfı, cinsiyeti de en az sahip olduğu ırkı kadar önemli değil midir?

Yazıyı Martin Luther King’in “bir hayalim var” adlı yazısı ile bitiriyorum.

Bir hayalim var

Bugün size diyorum ki, dostlarım, şu ânın getirdiği güçlüklere ve engellemelere rağmen bir rüyam var benim. Amerikan rüyasına derinden kök salmış bir rüyadır bu.

Bir rüyam var. Gün gelecek, bu ulus ayağa kalkıp kendi inancını gerçek anlamıyla yaşayacak. “Şunu kendinden menkul bir gerçek kabul ederiz ki, bütün insanlar eşit yaratılmıştır.”

Bir rüyam var. Gün gelecek, eski kölelerin evlâtlarıyla eski köle sahiplerinin evlâtları, Georgia’nın kızıl tepelerinde kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar.

Bir rüyam var. Gün gelecek, Mississippi eyaleti bile, adaletsizliğin ve baskıların sıcağıyla bunalıp çölleşmiş olan o eyalet bile, bir özgürlük ve adalet vahasına dönüşecek.

Bir rüyam var. Gün gelecek, dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.

Bugün bir rüyam var benim.

Bir rüyam var. Gün gelecek, Alabama eyaleti, valisinin ağzından hep müdahale etme ve izin vermeme yönünde sözler dökülen o eyalet, küçük siyah oğlanlarla küçük siyah kızların, küçük beyaz oğlanlar ve küçük beyaz kızlarla el ele tutuşup kardeşçe birlikte yürüdüğü bir yere dönüşecek.

Bugün bir rüyam var benim.

Bir rüyam var. Gün gelecek, bütün vadiler yükselip bütün tepeler ve dağlar alçalacak, engebeli yerler düzlük yapılıp, girintilerle çıkıntılar düzleşecek ve Allah’ın şanı yeryüzüne inecek, bütün canlar hep birlikte görecek onu.

Bizim umudumuzdur bu. Güneye dönüşümde içimde taşıyacağım inançtır. İşte bu inanç sayesinde umutsuzluk dağını yontup bir umut anıtı yaratacağız. Ulusumuzu saran âhenksiz bağırtıları, bu inanç sayesinde güzel bir kardeşlik senfonisine dönüştüreceğiz. Bu inanç sayesinde bir gün özgür olacağımızı bilerek hep beraber çalışacak, hep beraber dua edecek, hep beraber mücadele edecek, hep beraber hapse düşecek, özgürlük için hep beraber ayağa kalkacağız.

İşte o gün Yüce Allah’ın bütün kulları, yepyeni bir anlamla söyleyecekler bu ilâhîyi:

Benim ülkem, senin ülken

Özgürlüğün güzel yurdu,

İşte söylüyorum sana:

Atalarımın öldüğü toprak burası,

Şehitlerin gururu olan toprak,

Her bir dağın yamacından,

Özgürlük yankılanacak.

Ve eğer büyük bir ulus olacaksa Amerika, bunun gerçekleşmesi şarttır. Öyleyse New Hampshire’in dev tepelerinden yankılansın özgürlük. New York’un ulu dağlarından özgürlük yankılansın…

Her bir dağın yamacından yankılansın özgürlük.

Özgürlüğün yankılanmasını sağladığımızda, her kasabadan ve köyden, her eyaletten ve kentten özgürlüğün yankısını duyduğumuzda, o gün yakın demektir ve o gün Allah’ın bütün kulları, siyahlar ve beyazlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Budistler el ele tutuşup siyahların eski bir ilâhîsini söyleyecekler:

Sonunda özgürüz! Sonunda özgürüz!

Şükürler olsun Ya Rabbim!

Sonunda hepimiz özgürüz!

Ne düşünüyorsun

Kahverengi Yazar

Yazar Yakup Udül

Keyifli okumalar..

Bir cevap yazın