Bunda da vardır bir hayır, diyerek nelerden vazgeçeriz aslında? Ya da bu zorunluluğu olduk olmadık anlarda hissederiz? Sürekli istediğiniz bir şeye tam ulaşacakken o da ne bir bakmışsınız ellerinizin arasından kayıp gitmiş. Sahiden böyle olması gerekiyormuş ki bu şekilde olmuş, geçmişe yönelik pişmanlıklardır zaten insanın gözünü kör eden bir nevi. Hep geçmişe karşı duyulan bir özlemle geleceğini planlamaya, şekillendirmeye çalışır insan. Oysa farkında değildir ki elinde olan tek şey içinde bulunduğu ‘an’dır. Neden derseniz, geçmiş tüm yaşanmışlıkları, pişmanlıkları, iyisi ve kötüsüyle zaten elimizden kayıp gitmiştir. Eee, geleceğin geleceği ise meçhul. Öyleyse bizim sahip olduğumuz tek şey sadece içinde bulunduğumuz ‘an’dır. Ne yazık ki, geçmişe karşı duyduğu özlemle geleceğini tasarlamaya çalışan birçok insan bu ‘an’ nimetinden bihaber yaşama tutunmaya çalışmaktadır. Kelime; anlam ve bir bütün itibarıyla küçük bir mevkiyi işgal etse de birçok şeyi hatta her şeyi etkileyebilecek, değiştirebilecek belki de tek şeydir ‘an’. İçinde bulunduğunuz anın farkına varın ve elinizden geleni geleceğiniz için şimdiden yapın, yapın ki bilinen geçmiş ve bilinmeyen gelecek girdabında kendinizi kaybetmeyin. Unutmayın her şeyi değiştirebilecek yegane güç siz ve içinde bulunduğunuz ‘an’dır.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment