Rus sineması Sergey Eisenstein ile başlayarak yıllardır kendini kanıtlamış bir ‘sinema’ olarak karşımıza çıkar. Rus sinemacılarının ilk yıllarda tarihi olaylar veya tarihi kurgular üzerine yazdığı senaryolar, yaptıkları filmler bir çok kişinin ilgisini çekmiş, bu filmler üzerine bir çok makale yazılmış, sinema üzerine yazılan kitaplarda da yer verilmiştir. Mosfilm adlı mükemmel bir film stüdyosunda, bir çok yönetmen ve oyuncu gerek kitap uyarlamaları (Karamazov Kardeşler – 1969, Savaş ve Barış – 1966, Suç ve Ceza – 1970) beyaz perdeye taşımış gerekse yönetmenlerin ve senaristlerin çalışarak yaptıkları filmleri yayınlamıştır. Mostfilm ayrıca Sergey Eisenstein, Andrey Tarkovsky, Sergey Bondarchuk gibi bir çok yönetmenin filmlerinin yapıldığı stüdyo olarak geçmektedir.

Andrey Tarkovsky Rus sinemasına, aslında tüm dünya sinemasına yeni bir bakış açısı getirmiştir. “Şiirsel sinema” adıyla sinemaya yeni bir terim kazandırmış bile diyebiliriz. Görüntülerin gerçek hayattaki gibi aktığı, bir insanın hayatında olanları saniye saniye inceleyebildiğiniz, sizi ele geçiren sahnelerine dalıp gidebileceğiniz filmleri vardır. Bir röportajında filmde ‘sembol’ kullanmayı sevmediğini ve yine sembollerle dolu filmleri izlemeyi sevmediğini söylemektedir. Başlığı Andrey Tarkovsky ve Filmleri olarak atmamanın sebebi onun burada filmlerinden çok onun kendine özgü olan “sinematik” anlatımıdır. Sembollerle boğulmayan bir film görürsünüz. Evet, her filmde olduğu gibi bunda da alt metinler sizin karşınıza çıkan bir hayvan (at, köpek) ya da bir doğal bir şey (ağaç, sis) ve benzeri ögelerle size anlatılır. Fakat röportajında dediği gibi “Bir masada duran bir çok obje düşünün. Herkes kendi sevdiği objeyi seçecektir ki bu yüzden burada, sembol varsa, o sembol yanlıştır. Çünkü bu kişinin o objeyi beğenip beğenmemesiyle alakalıdır…. Tüm sanat semboliktir, ama dünyanın bir yansımasıdır, yani sanatçının temsil ettiği şeydir.”

Zerkalo (Ayna) filminden bir sahne

Üstteki sahne tamamen Tarkovsky’nin filmlerinde vurgulamak istediği gerçeklik algısıyla beraber çalışmaktadır. Bir kişiyi izlerken o kişinin ruh halinin değişimi ve sahnedeki örnekte olduğu gibi yanan bir kulübeye karşı olan tepkisini göstermek konusunda yetkindir. Anlatımında verilen metin karakterlerin tipik özellikleriyle birleştirildiğinde, onun vermek istediği anlatım sembollere gerek olmadan da anlaşılır bir şekilde önünüze serilmekte. Tarihi kişilikler üzerine çektiği iki filminde size o süreci anlatmaktadır. Alman kuramcı Sigmund Kracauer’nun teorisiyle sinema gerçeği gösteren bir sanattır. İşte Tarkovsky’nin anlatımı da budur. O gerçeği izleyiciye o ‘şiirsel’ anlatımıyla vermektedir.

Üstteki sahne Nostalji filminden bir sahnedir. Nostalji filmi karakterler arası etkileşimi, ilişkiyi görebileceğiniz en iyi filmlerden biridir. Bir ‘deli’ olarak adlandırılan karakterin konuşması, ana karakterin geçtiği psikolojik durum, yardımcı karakterlerin ana karakterle olan ilişkisi, hatta figüranların ana karaktere bakışları ve ‘deli’ karakterin konuşması sırasındaki konuşmalar Tarkovsky’nin anlatımında ve sinemasında çok önemli bir yer tutmaktadır.

Andrey Tarkovsky’nin izlenmesi gereken filmleri arasında Nostalji, Ayna, Solaris, Stalker filmlerini öneririm. Özellikle Stalker bunlar arasında burada bahsetmesem de kesinlikle izlenmesi gerekenler arasındadır.

 

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment