”Sen hiç gökyüzü hıçkıra hıçkıra ağlarken; denizi mavi gördün mü ?”

Ben görmedim. Böylesine bütünleşmiş bir ikili zaten nasıl olur da ayrı hareket ederdi? (im-kan-sız-dı) İşte çağımızın büyük sorunu. ”Bütünleşememek”. Bu yüzden bu kadar yarımız, yalınız. Hayatlarımıza birilerini aldığımızı sanıp ,sadece kapıyı açmışız da,içeri almamışız. Zamanında başkalarının kırdığı kalpleri onarmaya çalışmış, kırılan yerlerimizden kopmuşuz. Biz, kendimizle dahi ayrışmışız. İçimiz farklı konuşmuş, dışımız farklı. Ya içimizden söylemişiz şarkılarımızı, ya dışımızdan ağlamışız ağıtları… Kolaydır ya hani hemen isyan bayraklarını asmak kapımıza. Ah ne kuleler dikmişiz de, çıkıp bakmamışız.

Yarabantlarımız olmuş sonradan gelen her yeni ‘el’. Kıymet değer dedikleri bir kişiye mahsusmuş. Sadece bir kişi. Ardından gelen her kimse, suratına kapının o sert rüzgarını yemiş. O rüzgar nefesini kesse bile vazgeçmeyeni de olmuş, zile basmadan çekip gideni de.

İşte bu yüzden , koca bir nesil biz

”ayrık otu”…

Nazlıcan Aslan
98 yılının en soğuk günlerinden biriymiş, Ekimin 24.gününde gelmişim dünyaya. Babam memur olmasa da bi o şehir bi bu şehir derken sonunda Ankarada buldum kendimi. Hacettepe Üniversitesinde sosyolog olma yolunda ilerliyorum, güvenemiyorum olamayadabilirim. Bkz: Toplumu inceleyeyim derken kalan aklımı da kaybedebilirim . O yüzden güneşli ve aydınlık günlerde buluşmak umuduyla...

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment