Benim en önemli kişiliğim öğretmenliğimdir.

Atatürk’ün hayatı bize ilk okuldan üniversiteye kadar yaklaşık 15 yıl boyunca basitleştirilmiş bir şekilde anlatılır. Nedir o? İşte Selanik’te doğdu. Şu okula gitti. Burada büyüdü. Tabii ki bunları size anlatırken hemen gözünüze Selanik’teki o ev gelmiştir. Neyse ben devam edeyim. Tarla, kargalar(!) askeri hayatı yaptığı inkilaplar derken en son Anıtkabir’de biter hikaye.

Değerli okur dersimiz hayat bilgisi;

Bir kez daha anlatmak istiyorum ben bu hayatı. Ama bu sefer farklı bi şekilde. Onun asıl kişiliğine yöneleceğiz.

İlk durak Suriye, Harp okulundan mezun olduğun da kurmay yüzbaşı olarak ilk kıta görevinde ve ilk işi ” Vatan ve Hürriyet Cemiyeti” ni kurmak oluyor. O cemiyetin eğitim kolu reisliğini üstleniyor. Bu cepte.

1915 Çanakkale, Anafartaların en kanlı günleri. Atatürk bir gün çadırına oturmuş lambasını yakmış ve masanın üzerinde birşeyler çiziyor. Ne olabilir bir sorun kendinize. Şavaş planlaması mı ? Hayır! Latin harflerinin şablonunu çıkarıyor. Bakın 1915

Bir sene sonraya gidelim. 1916 aylardan Kasım. Doğu Cephesinde 16. Kolordu Komutanlığını üstleniyor. Çökme durumunda olan orduyu çiçek gibi alıyor günler süren muharebenin sonunda kısa süreli 1-2 saatlik istirahat ediyor. Yine birşeyler yazıyor durur mu ? Maddelerce sıralanmış işte kadınlara serbestlik falan bahsediyor ama ilk madde çok ilginç. ” Muktedir aile hayatına vakıf uygun valide yetiştirmek” Günümüz anlamı ile Güçlü Anneler yetiştirmek. Bakın Savaştan çıkmış bir soluklan demi. Bi otur. Hayır!

Sivasa geliyoruz, Sivas Kongresi zamanları

Amerikalı gazetici Mr.Brown ile bir röportajı var diyor ki ; ”Türk halkı iyi bir eğtim görmelidir.  Eğtim okul demektir, Türk köylüsünün pek azı okur yazardır. Ancak (bakın buraya dikkat) yeniliklere isteklidir çocuklarının iyi bir eğitim almasını ister. ” Sivasta ! Hani bi düzenli ordu kursaydık önce. Hani düşman dört bir yanı sarmış. İnsanları bir toplasaydık. Hayır ! Verdiği demeç bu.

Tabi Ankaraya geliyor ayağının tozuyla. ”Türk halkı bir birey olmalıdır. İyi bir eğitim almalıdır. Kültürle donatılmalıdır bezenmelidir. ” Daha meclis açılmamış. Bundan sonraki amacımız demiyor. Altını çiziyorum. Bundan sonraki en önemli amacımız diyor.

İşler ilginç hale gelmeye devam edecek. 1. İnönü, 2. İnönü çok güzel kazandık. Kütahya-Eskişehir savaşında bozguna uğruyoruz. Otuz bin kişi askerden kaçıyor. Yunan ordusu seferberlik ilan etmiş. Sevr anlaşmasını imzalatmak için Ankarya doğru yürüyüşe geçiyorlar. Bakın ortam şu ; Meclistekiler tamamen batıyı gözden çıkarmış. Sinirler gergin. Aman batı gitti ama meclisi koruyalım düşüncesinde. Kayseriye doğru göç başlamış.

Ve o ortamda insanın askerden kaçtığı bir ortamda. Mustafa Kemal ATATÜRK 6 gün boyunca, 15-21 Temmuz 1921 tekrar söylüyorum 6 gün boyunca 1. Maarif Kongresini yapıyor. Eğtim Kongresini yapıyor. Bakın ben bunu ilk duyduğum da inanmadım. Şaka olmalı bu dedim. Gerçekten şaka olmalı.

Ortamı bi hayal edin, Savaşın ortasında insanlar korkuyor, sinirler gerilmiş, göç başlamış ve bu adam hakkında ferman var. Fetva çıkarılmış, yakalanırsa idam edilecek. Ama napıyor, öğretmenlerı, temsilcileri topluyor. İşte o zaman cumhuriyette esas alınacak bütün temel eğtim ilkelerini o zaman atıyor. Savaşın ortasında, cehennemin ortasında, ateşten gömleği giydiği sırada atıyor.

Bundan daha ilginç birşey var ne biliyor musunuz ?

İzmirin kurtuluşundan sonra, Atamızın etrafına yerli ve yabancı gazeteciler toplanıyor. Soru şu; ”Evet memleketi kurtardınız. Şimdi ne yapmak istersiniz ?”  Yani diyorlar ki padişah mı olacaksın halife mi olacaksın ? Atatürk ne cevap veriyor, ” Maarif vekili olucam, öğretmenlik yapıcam diyor. Şaka gibi ya inanılır gibi değil. Bakın 2-3 yıl önce hakkında idam fermanı çıkmış, dibi görmüşsün. Ama 2-3 yıl sonra 1 numaralı adam olmuşsun artık padişahta olabilirsin halifede. Herkezi kendine kul edebilirsin. Diyor ki ben öğretmen olacağım eğitim ile ilgili araştırmalar yapıcağım.

O çadırında konuşan insan bu işte. En kötü anında da en iyi anında da hayalinden vazgeçmiyor. O içinde ki eğitim aşkını hala dinliyor. Bakın bu çok büyük bir erdem. O güç elindeyken bunu yapabilmek.

Hatta Salih Bozokun anılarında şöyle bir yer var. İzmir Limanından, İngiliz donanması giderken. Tabi herkes alkışlıyor, uğurluyor, nanik yapanlar filan (!) . Salih Bozok, Mustafa Kemal için ne diyor biliyor musunuz ? ”Dönüp arkasına bile bakmadı. ” diyor. Olayın komikliğine ilginçliğine bakar mısınız. Kesin ben tahmin ediyorum, Geometri kitabını düşünüyordur.

Yani şöyle hayal ediyorum. İşte, tahtanın başına geçmiş, Ali ata bak derken haber geliyor. ”Düşmanlar geldi Atam ” hemen ardından ” Başkomutanlık yetkisini alayım, çat çat çat.” Ondan sonra geliyor tahtanın başına tekrar, ” Ahmet topu at. ”

Yani böyle bir askeri deha. Tarihin gördüğü bir süngü tak emri ile Çanakkalenin tarihini değiştiren adam, ASKERLİĞİ HOBİ OLARAK YAPIYOR !  

Ve devam ediyor. Hemen İstanbul, Bursa derken öğretmenleri topluyor ve onlarla bir toplantı yapıyor. ” Bizim kazandığımız zafer, sizin ordularınızın kazanacağı zafere önayak olacaktır. Sizin karşınıza çıkan bütün engelleri kıracağız. ” diyor.

Ya hani bi Lozan görüşmesi, bi cumhuriyeti kursaydık. Yani savaş ortasında yaptığını, savaş bittikten sonra da yapmaya çalışıyor. Ve Cumhuriyet kurulduktan sonra ilk kurulan mesleki ve sosyal birlik nedir biliyor musunuz ? Muallimler birliği, öğretmenler birliğini kuruyor. Orda ünlü hepimizin bildiği  şu sözü söylüyor. ”Öğretmenler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır” Bildiğimiz tarafı bu demi ama asıl cümleyi hemen sonra söylemiştir. Kaçınız   biliyor ? Durun ben hemen söyleyeyim.  ”Öğretmenler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır. Eserinizin kıymeti, yaptığınız fedakarlığın derecesiyle orantılı olacaktır.

İşte Mustafa Kemal Atatürk bu yüzden bizim başöğretmenimizdir. Cebinde iki kuruş kalmasına rağmen gidip kitap alan birisidir Sadece Anıtkabir de 3000 kitabı var. Bu insan eğitim tutkusunu yaşayan bir insandı. En kötü anından, en iyi anında da, en güçlü anında da bu tutkusundan asla vazgeçmedi.

Ben onun en mutlu olduğu anı göstermek istiyorum sizlere;

atatürk salıncakta ile ilgili görsel sonucu

Sanırım bu olduğunu düşünüyorsunuz . Yüzü gülüyor anlık bir mutluluk, bu değil.

Ordinaryus Profesör Doktor Sadi Irmağın Atatürk’ten Anılar adlı kitabında bir kısım var. Behçet Kemal Çağlar’ı bilirsiniz. Mustafa Kemal’in özellikleriyle ilgili şiir yazar ve bizim düştüğümüz hataya düşer. Şöyle bir lider, böyle bir asker der. Atatürk alır bakar ve ” Behçet olmamış” der ve ardından ” Benim en önemli kişiliğim, benim asıl kişiliğim, öğretmenliğimdir” der, bu insan. Dünyanın görebileceği en büyük liderlerden biri. Bence en iyisi, en başarılısı, en karizmatiği ve gerçek bir askeri deha, diyor ki benim en önemli kişiliğim öğretmenliğimdir.

İşte onun en mutlu olduğu an budur ;

İlgili resim

Bir gece, Çanakkale’ de çadırının içinde cehennemin içinde çizdiği o şablonu 13 yıl sonra kara tahtada halkına öğretiyor. Savaşlar bitmiş, cepheden cepheye koşturmalar bitmiş. Artık rahat ama oturmuyor bir yerlerde. Gidiyor kara tahtanın başında halkını bilgilendirmeye çalışıyor, öğretmenlik yapıyor.

Onun asıl kişiliği öğretmenlikti halkını eğitmeye çalışıyordu, peki biz bunun anladık mı ? Onun ülkesinde yaşayan insanlar olarak kendimize pay çıkardık mı ? Eğitime önem veren bir Türkiye dileğiyle…

Ömer Faruk DAŞ
Adımı biliyorsunuz zaten yine yazıp sizi oyalamak istemiyorum. On sekiz yaşındayım. Lise öğrencisiyim. Basketbolcuyum. Hayatta idalleri olan ve o yolda ilerleyen birisiyim. Kitap okumayı çok sevdiğimden bende bi yazarlık yapmaya çalışayım dedim için buradayım. En büyük hayalım Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okumak. Yorumlarınızı çok değerli bulduğumdan, bekliyorum...

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment