gel sevgilim, bahar kokusuna karışalım.

çiçek açan dallara tünemek mühim değil,

birbirimize kök salalım.

tepemizde yüzünü göstermeye korkan bir güneş olsun,

daha mevsimi değil ama,

akşam serinliğinde gezintiye çıkmış yaseminin naraları çalınsın burnumuza.

sonra sen de ki mesela;

“yasemin değil senin saçın çalınsın bana”.

dizlerine yatırıp, gitara ilk kez dokunan bir çocuk gibi dokun her bir teline,

sonra eğil yavaşça,

gülünce kıvrılan kenarlarında bir ömür kalmak istediğim dudaklarını kondur boynuma.

kal orada, gitme.

ben Müzeyyen olayım,

sen Arif.

sevmekten korkan bir balığı, beni, tekrar denize at.

solungaçlarım ol ki, imkansız olsun sensiz yaşamak.

sahi, söylemeyi unuttum;

kitaplığımda bayağı boş raflar var,

gel ki kitapların eklensin,

ruhuma da sen.

alkol gibi kanıma karış,

yüksek doz olsun,

bir ömür komada kalayım içimdeki sen ile.

banyomda senin diş fırçan da olsun mesela,

aynaya bakarken gel arkamdan sarıl,

hem sevmekten hem de kaybetmekten korkalım birlikte.

gece karanlıkta eve yürürken tek bir gölge düşmesin önüme,

birisi sen ol.

hem sigara içişine üzüleyim,

hem de aşık olayım.

öyle bir içiş ki, ciğerlerine dünyadaki tüm kötülükleri yutarcasına,

kısık gözlerine beni doldururcasına.

öyle güzel bak ki,

diğer her şeye kör olayım.

sabah kahvaltı yerine ansızın,

o en sevdiğim çilekli yoğurdu istediğimde,

içimdeki çocuğa,

dışımdaki kadına bir kez daha aşık ol.

derinlerimde yüzmekten korkma,

gel, batacaksak da birlikte batalım.

bana şiirler oku,

son harfleri senden oluşsun.

“rakıya ne güzel yakışıyorsun” dediğin anda,

çoktan batırmış olalım akşamüstü güneşini.

aşka boyun eğmiş o anason nağmeleri,

dudaklarımızda bestelensin.

uyandığımda sol gamzemin aydın günü,

uyurken gecemin iyisi ol.

sevdikçe ruhumuz büyüsün,

birbirimizden başka sığacak yerimiz kalmasın.

bizim? biz? sen? ben?

iki eşittir bir olalım,

papatya da ekerim kalbimin balkonundaki saksılara,

sevgili,

sen yeter ki

gel, gitme bu derin tutkudan.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment