içinde

Dünya Neden Tarih Bilmek Zorunda ?

jgdkl

”İnsanın ve insanlığın tarihi bilinmez olarak seyreder. Ama ideal hayaller ve onların tarihi, bize gelişmenin kendi gibi görünmektedir.” diyor Nietzsche.

Yani , geçmişte bir takım insanların hayali , gelecekte o neslin insanlarının belkide gerçek dünyadaki sınırlarını belirliyor . Bunu inkar edebilir miyiz ?
Bence edemeyiz.
İnsanoğlu , en başından beri doğanın kanunları üzerine kurduğu medeniyeti , kendine göre yarattığı ihtiyaçlar silsilesi içerisinde geliştirme şansı buldu.
Bu gelişmeler sonucunda dün dediğimiz geçmiş gelişirken , bugün dediğimiz şimdiki dünyamız da bu gelişmenin bir meyvesi niteliğinde seyrine devam ediyor . Durdurak
bilmeyen bu yenileşme merakı insanoğlunun geleceğini temelleştirerek , nesilden nesile farklı bir dünya oluşturuyor .
Ateşin insan tarafından ilk görüldüğü anı düşünsenize ? Görünen şeyi Tanrı zanneden insanı yadırgayabilir misin ? Veya bir insanın ilk kez gördüğü o kendinden katlarca büyük olan hayvanlar ? Bunu da Tanrı zannetti belki de ilk neslimiz . Bunun perde arkasında ise düşünmek yatıyor . Düşünme esnasında bu bahsettiğimiz ilk insanın üstinsana ulaşamadığı takdir de kendi dışında ki her şeye Tanrı demeye hakkı bulunuyordu . Çünkü o insana hiç kimse ”Hayır bu Tanrı değil” demedi .
Bugün ise sanırım hiç kimse Ateş’in Tanrı olduğunu düşünmüyordur . Çünkü artık İnsan denilen varlık aklının doruklarını arşınlamayı başardı . Kendi elleriyle , bu gezegende nasıl yaşayacağını öğrendi . Öğrenmesiyle birlikte , gelişme evresine adım attı . Adım attığı bu evrede ise yanında yardımlaşacağı diğer insanları buldu .
Artık tarih yavaş yavaş oluşuyor değil mi ?
Oluşan bu evreler üst üste binerek bugünü kadar getirdi dünyayı . Özetlersek bugünkü dünya , geçmişin oluşturduğu temelin üstünde duruyor ve bizlerde , gelecekte ki
dünyanın temelini oluşturuyoruz . Bu temel koyma döngüsü sonsuza kadar devam edecek .       Yeni insanlar , yeni fikirler demektir . Bu yeni fikirler ise yeniliğe aç olan dünyamızda yeni sınırlar oluşturup , geçmişteki sınırları yok etmek demektir . Her yıkılan sınır ise gelecek için geçmiş olarak kalıyor . Bugün tarih kitaplarında okuduğunuz bir imparator , bir mucit , bir yazar , bir filozof ; hep geçmişin sınırlarını bilerek bir diğer sınırı oluşturur . Çünkü şuan üstünde bulunduğu dünya , geçmişteki o sınır zorlayıcı insanların oluşturduğu yapıya göre gelişim sağlıyordu . O gelişimin bir sonraki evresinde kendini başrol olarak gören kişi ise , aklındaki o sınırı oluşturmak için , tarihin sonsuz döngüsüne uyarak geleceğin temelini atıyordu .
Geçmişte yapılan bir savaş , güncel dünyadaki bir ülkenin sınırlarını belirliyor . Geçmişte yapılan bir anlaşma , belkide bazı savaşların çıkmasına ve 100 yıl sonra bile adından söz ettirecek izler bırakıyor . Geçmişte yapılan bir icat , bugün yapılanların atası olarak anılıyor . Geçmişte bir insanın söylediği söz , bugün milyonlarca insanın ilham kaynağı oluyor . Sonsuza kadar gidecek dediğimiz tarih döngüsü , bu tür gelişmelerin ve bir üst sınıra ulaşmak isteyen insanların hikayeleriyle kendine yer bulur , kendini geliştirir .
Özetle insanın geçmişle kopuk yaşaması imkansızdır . Çünkü geçmişten koparak yaşayacağına karar verdiği bir makaleyi yazarken bile , geçmişteki neslin ürettiği
bir dili kullanmaktadır . İnsanoğlunun yapması gereken , bu döngüyü serbest bırakmak ve geçmişle barışık bir şekilde yaşamaktır . Bu sayede , tıpkı Platon gibi , Şarlman gibi , Dante gibi , Mevlana gibi , Dostoyevski gibi , Mustafa Kemal gibi , Einstein gibi; kendisine üst bir sınır arar ve o sınıra ulaşana dek geçmişin sınırında kendisini geliştirmeye bakar .

Nietzsche‘nin sözüyle başladığım yazıma , yine onun bir başka sözüyle nokta koymak istiyorum ;

”Bizi farklı kılan şey, tarihte, doğada veya doğanın arkasında hiçbir Tanrı’yı tanımamamız değildir. Bizi farklı kılan, Tanrı diye hürmet edileni Tanrı’ya benzer bulmamamızdır.”

Ne düşünüyorsun

Kırmızı Yazar

Yazar Erdinç Ofli

Tarihçi aday adayı , Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi/Tarih
''Ne bulursa okur'' denilen cinsten.
En büyük hayali Tarihçi olmak ve dünyaya kurtuluş yolunun geçmişin izlerinde araştırılması gerektiğini göstermektir .

Yıllık üye

Bir cevap yazın