Öncelikle Enver Paşa’yı kısaca tanıyalım ;

Enver , 1881 yılında İstanbul’un meşhur Divanyolu’nda dünyaya gelmiştir . Babası Hacı Ahmet Paşa , annesi Dilara Hanımdır . Şevket Süreyya ‘ nın yazdığına göre baba tarafından soyu Gagavuz Türklerine dayanır . Enver Paşa , 3. Ordu Komutanlığı , daha sonra ise zamanla İttihat ve Terakki’nin 1913 yılında yaptığı Bab-ı Ali baskını sayesinde başa geçmesiyle Harbiye Nazırlığına yükselmiştir . Kendisi çok yetenekli bir askerdir ancak çok kısa sürede rütbeler atlamış ve ordunun en üst rütbesine geçmiştir .
Enver Paşa , 2.Meşrutiyetin ilanı ve Hamid’in tahttan indirilmesiyle birlikte Terakki’nin devleti yönetme nüfusları başladığı andan itibaren , herkesin gözdesi haline gelmiştir . Bilinenin aksine Enver Paşa , Alman hayranı bir kişilik değildir . 1.Dünya Savaşı , diğer devletlerin Osmanlı’ya son darbeyi indirmesi için bir fırsattı ve öyle yada böyle , Devlet-i Aliyye savaşa zorlanacaktı . Enver Paşa öncelikli olarak İtilaf tarafına yanaşmayı denedi ancak , başta İngilizler ve sonrasında Fransızlar , Osmanlı’dan kurtulmak istedikleri için bu teklifi geri çevirdiler. Enver Paşa , son çare Almanlar ile bir münasebete girdi ve Almanlar , Osmanlı’yı kendi safına çekerek , savaş borusunu çalmış bulunuyordu . Öyleki artık Osmanlı Devleti yok , Enverland vardı Almanlar için.
Zaman geçti ve Osmanlı 1.Dünya Savaşından yenik ayrıldı . Halk ve Şuara , tabii ki sorumu olarak İttihatçileri görüyordu . Bu nedenle İttihatçıların baş isimlerinden olan Cemal Paşa ve Talat Paşa ülkeden ayrılmayı kararlaştılar ancak bu fikir Enver Paşa’nın pek hoşuna gitmedi ve Cemal Paşa bu konuda çok uğraştı .
Bir şekilde ikna edilen Enver Paşa , İttihatçılar ile birlikte bir Alman filosuyla , Berlin’e doğru yol aldılar .
Enver Paşa’nın çok sevdiği eşi Naciye Sultan , ülkeyi terk etmeleri hakkında şunları yazar ;
”Harp bitti. Kocam , arkadaşlarıyla birlikte memleketi terke karar verdiler . ”Sulhtan son tekrar geleceğim” diyordu. Bana da gelmemi söyledi ancak kızım Mahpeyker , henüz 1 yaşında idi ”
Şimdi , konumuza dönelim .
Enver Paşa , u-67 botuyla geçtiği Sivatopol bölgesinde , bir vagon ile birlikte , arkadaşları Cemal Paşa ve Tala Paşa ile birlikte , Berlin’e geçecekti .
Ancak sabah olduğunca ve yolculuk başlayacağı sırada beklenmedik bir şey oldu . Enver Paşa yoktu .
Enver Paşa , tabiatı gereği kaçıp gitmeyi kendine yedirememişti .Bu yüzden Berlin’e geçmek yerine Batum’dan Türkistan’a geçme planları yapmıştı .
İnsanların arasına karışıp Kırım’a ulaşan Enver Paşa , bir liman köyüne varır . Orada bir yelkenli kiralar ve bir kaptan ile birlikte yolculuğa hazırlanır . Kendisini muhtemelen Rusya’dan kaçmak isteyen bir Türk askeri olarak tanıtmıştır .
Yelkenli ile yola çıkmaları , Enver Paşa’nın ölümüne yol açmak üzereydi . Çünkü Basit bir motoru olan bir tekneydi bu . Karadeniz’in hırçınlığına dayanmasına imkan yoktu . Bata çıka , sallana sallana mecburi olarak kıyıya geri döndüler ama Enver Paşa felaket bir şekilde zatüre olmuştu .
Ancak Enver Paşa henüz 38 yaşında idi . Yaşından dolayı zinde saylırdı .İyileşmesi çok uzun sürmedi . Oranın köy halkı kendisine çok iyi baktılar .
Enver Paşa iyileşir iyileşmez mecburi olarak Berlin’e döndü . Ancak Berlin’e gittiğini Cemal ve Talat Paşalar dışında kimse bilmiyordu . İngiliz gazeteleri ise Enver Paşa’nın Kafkasya’da olduğuna dair gazetelerde haberler yazıyorlardı . O günlerde gariptir ki İngilizlerin oda noktası İttihatçılar değil , sadece Enver Paşa’dır .
Enver Paşa , çok kez Moskova’ya gitmeyi düşünür . Aklına teyyare ile gitmek geli ve Berlin hükümetinin yardımıyla yanına bir kişiyi de alıp uçmaya başlar . Ancak bu uçuş denemelerinden birisi , Rusya sanıp Polonya’ya inmek , diğeri ise teyyarenin arızası yüzünden kesilmesiyle bitmiştir . Bir çok kez yakalanıp hapishanelerde kalmıştır . Hapishanede ise filmlere konu olacak maceralar yaşamıştır .
Öncesinde orada harçlığını çıkarmak için , hapishanede bulunan bazı yabancı subayların portlerini çizmiştir . Sonrasında ise yanında hemşir olarak kendini tanıttığı adamıyla birlikte fırsat bulup kaçmışlardır . ( Bu konular çok uzun olduğu için kısa kesiyorum . Türkistan konulu bu makalede bu konuları uzatmak istemedim . )


Öyle yada böyle Moskova’ya giren ve orada güzel bir karşılama ile karşılaşan Enver Paşa , ilk iş olarak ”İslam İhtilal Cemiyeti” adında bir cemiyet toplanmasına katkıda bulunmuştur . Bu cemiyetin içersinde çok az sayıda Türk olmasına karşın , çoğunluğu Arap idi .
Moskova hükümetinin de gözetimi altında kurulan Şark Milletleri kurultayı Baku’de toplanmıştı . Aralarında Sovyet yanlısı insanların bulunmasına karşın Enver Paşa’yı pek seven kişiler yoktu . Enver Paşa kendi makalesini bile bir başkasın okutmuştur .
Enver Paşa bu toplantılar ve kurultaylardan sonra bir çok kez Berlin’e gitmiştir . Daha sonra vagonla Batum!a gelmiş ve Anadolu’da hareketlilik olduğunu farketmiştir . Mustafa Kemal’e bir çok kez mesajlar yollamış ancak ülkenin karışık olduğunu düşünen Mustafa Kemal , Enver Paşa’nın gelmesini istememiştir . Bunu bizzat mektuplar yazarak engellemeye çalışmıştır . Hatta Fevzi Çakmak , Mustafa Kemal’den aldığı emiri Kazım Bey’e şu şekilde iletmiştir . ”Enver Paşa sınırdan geçer ise , tevkif ediniz! ”

    TÜRKİSTAN MACERASI BAŞLIYOR

Enver Paşa , yaşanılanlardan sonra , Moskova’nında bilgisi dahilinde Türkistan’a geçti . Öncesinde Buhara’da vaziyeti öğrenmek isteyen Enver Paşa , Emir ile görüşmek istedi ancak Emir o sıralarda Şarki Buhara’da bulunuyordu . Çünü ceditçiler tarafından baskıya uğruyordu .
Bu sırada yanında bulunan Hacı Sami sürekli olarak Enver Paşa’ya ;
”Türkistan sen bekliyor . Ordular senin emrin girmeye hazır .” gibi galayana getirici sözler sarfediyordu .
Buhara’da yaklaşık 23 gün kalan Enver Paşa , burada kalmayı ve bir kurul toplamayı düşünüyordu . Ancak Buhara o dönemde çok karışık bir haldeydi ve bu kurulu toplamak mümkün değildi .
Hacı Sami’nin sözlerine az da olsa inanan Paşa , Türkistan’da ki ayaklanmanın başına geçmek için sabırsızlanıyordu . Ama başına geleceklerden habersizdi …

    LAKAYLAR İLE BULUŞMA

Lakaylar ve Kırgız büyükleri ile buluşan Enver Paşa , bu kişiler tarafında görkemle karşılandı . Etraf pek temiz ve düzenli değildi ancak halk ve askerler , Enver Paşa’yı gördükleri için çok mutlu olmuşlardı .
Enver Paşa bu şekilde askeri mevzuatı ve silahların sayısı hakkında bilgiler edinerek zamanını geçirmeye başlamıştı .
O sıralarda Lakay İbrahim , Enver Paşa ile buluştu .
Lakay İbrahim , ceditçilerin karşıtı , eskiye bağlı ve okuma yazma dahi bilmeyen bir adamdı . Sayıca fena olmayan askerleri ile Enver Paşa’ya destek için gelmişti . Ancak işler pek de öyle olmadı …
Bir gece yarısı Lakay İbrahim’in adamları , halkın güvenliği ve saadet için Enver Paşa ve bölüğünün silahlarını toplatma kararı alı ve bunu Enver Paşa’ya ”güvenlik” neticesi için yapıldığını söylediler . Karşılıklı ekmek ve Kur’an üzerine yeminler edilerek , silahların teslim edileceğini , bunların geçici olduğunu söylediler .
Paşanın canı bu duruma çok ama çok sıkıldı . Yıkılmış gibiydi . Tam 3 ay boyunca Laay İbrahim’in yanında bir esir gibi yaşamaya mecbur olur . Bu esirlikler sırasında Lakay İbrahim , sürekli olarak Enver Paşa’yı yanında gezdirir ve ona çok iyi davranır . Ancak Paşa , harb etmek için sabırsızdır ve bu adamın bu muamelelerinden sıkılmıştır .
3 ay süren esaret sonunda bitmiştir ve Enver Paşa artık tam bir ”lider” olma yolunda ilerlemeye devam edecektir .
Buhara’dan gelen bir haberci , Buhara’dan gelecek askerleri haber vermiş , (yaklaşık 167 kişi ) ve Naciye Sultan’dan bir paket getirmiştir . İşan Sultan tarafından da yemin alan Enver Paşa , ordusunu genişletiyordu .
Enver Paşa artık planlarına başlayabilirdi . Önce bir emir yayınladı ve herkesi savaşa çağırdı . Bu emir okunduğunda , bağımsızlık ateşi resmen insanların içlerine işliyordu .         Nitekim Ruslara karşı ilk harekat 28 Ocak 1922’de başlar . Bu çatışma , Basmacıların galibiyeti ile sonuçlanır ve Ruslar , Baysun mevkiisine kadar çekilmek zorunda kalır .
Artık Paşa için Basmacılar , ”Nazır-ı Küllü-l Asakir” diyordu . Yani Nazırın Başı…
Ne olursa olsun , Enver Paşa’nın elindeki asker sayısı kısıtlıdır . Her biri yetenekli birer yiğit olan askerler , sayıları az olduğu için çoğu zaman kısıtlanıyordu . Bu yüzden Ruslar rahat durmaz ve sürekli olarak baskılarına devam ederler . Bu şekilde Enver Paşa ve ordusu yavaş yavaş geri çekilmeye başlar . (15 Hazian 1922)
Ruslar artık Buharayı ve Türkista’ın bazı önemli mevziilerini işgal etmişlerdi . Enver Paşa’nın çekilme emirleri de artmıştı . Rusların şuan tek derdi , Enver Paşa’nın başka bir ülkeye kaçmasını önlemekti .
İşte tam bu zamanlara yakın , doğuda , Çegan Tepesi taraflarında silah sesleri duyulur . Tepe taraflarından makinalı tüfeklerle köye saldırı düzenleyen Ruslar , artık direk olarak saldırı planındaydı .
Askerlerin bütün yalvarmalarına rağmen Paşa , atına atlar ve en önden koşar . 4 Osmanlı askerininde bulunduğu 25 Türk ile birlikte olan Enver Paşa , koşmaya başladığı anda askerleri de ondan geri kalmaz ve Paşa’nın hemen ardından atlarını sürerler .
1908’de Makedonya’da başlayan Enver Paşa’nın macerası , burada , Himalaya dağlarının Kuzey silsilesini teşkil eden Pamir eteklerinde son bulur .
Ruslar , teyit etmek için ölen askerlerin yanına geldiler ve teftişe başladılar . Enver Paşa’nın cesedi soyuldu ancak kanlı çamaşırları üzerinde bırakıldı . Enver Paşa’nın naaşı , 2 gün Pamir eteklerinde öylece kaldı . Oralardan geçen bir köy imamı Enver Paşa’yı tanıdı ve derhal en yakın köye haber gönderdi .
Enver Paşa , Ab-ı Derya köyünde bir ceviz ağacının altına gömüldü .
Bir tarih sayfası , usulca ve hezimetle kapandı…
Enver Paşa’nın Şehadet Protokolünü buraya aynen yazıyorum . ( Şevket Süreyya’nın Enver Paşa -3.Cilt- kitabından )
” ŞEHİD-İ MUHTEREM ENVER PAŞA HAZRETLERİ ”
Pek mukaddes ve ali bir maksat peşinde Buhara-yi şerifin Belh-i Celvan vilayetinin , Çegan nam mahalinde Miladi 4 Ağustos 1922 , Hicri 21 Temmuz 1338 ve Kameri 11 Zilhecce 1340 senelerinin Kurban bayramı 2. Cuma günü , gündüz öğle vaktinde , karip bir zamanda hun-i pakini mahall-i mezkur toprakları üstüne akıta akıta kahramanane ve merdane bir surette rütbe-i şehadete nail olmuştur .
Turan İtilal Ordusu Kumandanı ve Enver Paşa’nın Naibi ,
Miralay Ali Rıza. ”

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment