içinde

Gazellenmiş Sokak ile Fesleğen

2017 02 06 04.21.05

Üç sokak var seninle aramızda
Sokak lambaları ikimizin.
Birini gösterdim sana
Yanmaz olanı.
Yine omuz silktin farketmeden
Bazı geceler göz kırpmaktan da
Vazgeçti o yanmaz lamba.
Sırf sen öyle silktin diye omzunu.

Hem omzun ki benim
Başıma vurulan baltadan keskin
Sanki
Sanki hiç çarem yokmuş gibi
Başımı ağrılarıyla
Devirdiğim kıvrımlı kütük,
İnsan seslerini öfkeyle
Silkelediğim aziz bir falezdir.

Hem sen
Oralarda bir evde
Duvarların kavlak yerlerini
Uçları aşınmış posterlerle
Gizlediğin çatı katında
Öyle gamsız dalarken uykulara
Ne yanıltır durursun
Bu neferin bucaksız derdini
Bilmem ki.

Söylesene
Bunca sessizliğin
Nasıl uğrayacak bozguna?
Koltukların altına sakladığın kutuları
Açacak mıyız pespaye bir kederle?
Sahi bükülüp duran zamanı da
Çalacaktık bu devranın sınırlarından ,
Ne oldu o bilimden bozma
Yanık kokulu gafletine ikimizin?

Aklıma düştü bak yine.
Her seferinde selam verdiğin
Fesleğenin önünden sesleniyorum,
Konuşalım artık.
Biz olamayan ikimizi.
Sesin eğrildiği yerde
Işıkla buluşuruz belki.
Olmadı
Mümkün olduğunca koşarız soluksuz
Sahilden Yomra’ya doğru.

Poligonun yanında bir saha,
Çokça vakit önce
Sen henüz fesleğene selam vermezken
Kendimi görüp durduğum
Durup ortasında dikildiğim
Hatta yığdığım kendimi
Sonra hasretle sarıldığım
Çamurlu betonuna,
Kimsesizliğimin müzesi o saha.

Koşarsan
Yalnız orada sobelersin beni.
Faniliğimin gönüllü mezarıdır orası.
Sen selam vermezken daha fesleğene
Gömdüğüm olur gönlümün aymazlığını.
Belli mi olur hem
Belki sen de bana hasretle sarılırsın
Çamuruma aldırış etmeden.
Özlemişsindir belki
Yaralarımın açık uçlarından
Saçlarımın kesiklerine kadar öpmeyi.
Benim seni özlememle ilgili de
Bir kaç bulutu dinleriz belki.

-Yağmura değinmezsem olmazdı-

Bütün devrilişime katlanan
Başının şahlandığı,
Yontusuz fakat
Yüküme denk omzunu özledim.
Bir gün on sekiz saat olsa da
Bir ömür etti yokluğunun
Sert ve haşin tutumu.
Bir gün diye diye
Göğsümde yırtıldı
Kırık beyaz sayfaları ömrümün.

Çok değil sevgilim.
Seninle üç sokak var aramızda
Bir sürü de sokak lambası.
Biri senin bildiğin
O yanmayan senin hep geciktiğin yerde
Benimkiler sokağımın kendisi
Ayaklarının izinden
O kırmızı eşofmanı giyip geldiğinden beri.
Şu tarafında sokağın
Baktıkça dalgalanan deniz,
Bu tarafında Adem’in nesli,
O tarafında sıra sıra
Sıvasız evlerin medeniyete direnişi.

Gölgene gazellenmiş bir sokak.
Tarafların göbeğinde,
Kentleşmeden nasibini almış biraz.
Hürmeti ikimize yalnız
Sadakati
Gecesinin yarısı ikimize.
Kavuşmak değil daha
Ama buluşma sözü ikimize.

Görün artık sözün öteki ucundan.
Gayrı söz yetmez oldu
Bu feci ayrılığa.
Görün ki şurana iliştirilen kedere
Rastlasın yüreğim.
Çünkü senin
Şurana iliştirilen kedere
Vurgunum sevgilim.

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın