içinde

Hukukun temel kavramları 2

hukuk matematik 2

Siyasi Haklar

Anayasada ”siyasi haklar ve ödevler” bölümünde düzenlenen siyasi kamu haklarının amacı, herhangi bir şekil ve derecede devletin siyasal kuruluşuna ve yönetimine katılmaktır. Vatandaşlık hakkı, seçme ve seçilme hakkı, siyasi partilerle ilgili haklar bunlardan bazılarıdır.

  • Özel Haklar

Genellikle kişilerin birbirleri ile olan ilişkilerinden doğan ve daha çok özel hukuk alanını ilgilendiren haklara özel haklar denir. Özel Haklar, nitelikleri bakımından, konuları bakımından, kullanımları bakımından ve amaçları bakımından olarak gruplara ayrılır.

  1. Nitelikleri Bakımından Özel Haklar

  • Mutlak Haklar

Bu haklar, sahibine maddi ve maddi olmayan mallar ile şahıslar üzerinde en geniş yetkileri veren ve hak ihlal edildiğinde herkese karşı ileri sürülebilen haklardır. Mutlak hakların herkese karşı ileri sürülebilmesi, bunlara herkesin uyma zorunluluğu anlamına gelir. Mutlak haklarda kendi aralarında bir sınıflandırmaya tabidir. Kişinin sağlığı, vücut tamlığı, şeref ve haysiyeti, ismi, aile itibarı, sırları kendi şahsı üzerindeki mutlak haklarıdır. Velayet hakkı ve veraset hakkı ise kişinin başkasının üzerindeki mutlak haklarıdır. Otomobil, telefon, bina, ev gibi taşınır ve taşınmaz mallar olarak insan hakimiyeti altına alınıp tasarrufa konu edinebilen eşyalardır. Kişi bu maddi mallar üzerinde mutlak haklara sahiptir. Genellikle düşünce ve sanat ürünü olan eserler, maddi olmayan mallardan kabul edilmektedir. Örneğin; marka ve patent, sanat eserleri, fikir eserleri, ticari işletme adı, ticaret unvanı, maddi olmayan mallardandır. İşte maddi varlığı olmayıp mal gibi düşünülen bu konular üzerindeki haklarda herkese karşı ileri sürülebilmesi bakımından mutlak haklar kategorisinde yer alırlar.

  • Nispi Haklar

Mutlak haklar ”herkese karşı ileri sürülebilme” özelliğine sahiptir. Buna karşın nispi haklar herkese karşı değil, sadece belli kişi veya kişilere karşı ileri sürülebilen haklardır. Nispi hakların en önemli örneğini alacak hakları oluşturur. Burada alacak hakkı herkese değil, yalnız borçluya karşı ileri sürülebildiği için nispi haklardandır.

 2.Konuları Bakımından Özel Haklar

Konuları bakımından haklar ikiye ayrılır. Ayrımın temelinde hakkın değerinin para ile ölçülüp ölçülememesi yatar. Buna göre konuları bakımından haklar ”mal varlığı hakları” ve ”şahıs varlığı hakları” olarak ayrılır.

  • Mal varlığı hakları

Mal varlığı hakları, kişinin para ile ölçülebilen haklarıdır. Mal varlığı hakları kural olarak başkalarına devredilebilir ve mirasçılara geçebilir. Alacak hakları, ayni haklar ve fikri haklar mal varlığı haklarına örnek gösterilebilir.

  • Şahıs varlığı hakları

Şahıs varlığı hakları, kişinin para ile ölçülemeyen, manevi değer taşıyan ve başkalarına devredilemeyen haklardır. Bu haklar kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan mal varlığı haklarının aksine kural olarak, ölümle sona erer, mirasçılara geçmez, başkalarına devredilemez. Kişi bu haklarından vazgeçemez. Şahıs varlığı haklarına kişinin vücut tamlığı, onur ve haysiyeti, bilimsel ve meslek kimliği, sırları, adı ve resmi gibi manevi varlıkları üzerindeki hakları örnek olarak gösterilir.

 3.Kullanımları Bakımından Özel Haklar

Devredilebilme bakımından haklar, kişiye bağlı haklar ve kişiye bağlı olmayan haklar olarak ayrılabilir. Kişiye bağlı haklara devredilemeyen haklar, kişiye bağlı olmayan haklara ise devredilebilen haklar denir.

  • Devredilebilen Haklar

Özel hakları oluşturan hakların büyük bir çoğunluğu devredilebilen haklar oluşturur. Bu haklar başkalarına devredilebildiği gibi miras yoluyla da geçerler ve bu haklar temsilciler aracılığıyla kullanılabilir. Mülkiyet hakkı örnek olarak verilebilir.

  • Devredilemeyen Haklar

Bu haklar kural olarak kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardır ve devri mümkün olmayan hakları kapsar. Bu hakların kural olarak hak sahibi tarafından kullanılması gerekir, bir temsilci aracılığıyla kullanılamazlar. Nişan bozma hakkı, nafaka hakkı, oturma hakkı ve evlenme devredilemeyen haklardır.

 4.Amaçları Bakımından Özel Haklar

Bu haklar yenilik doğuran haklar ve yenilik doğurmayan haklar olmak üzere iki gruba ayrılır.

  • Yenilik Doğuran (İnşai) Haklar

Yenilik doğuran haklar, hak sahibine tek taraflı irade açıklaması ile yeni bir hukuksal ilişki kurmak, var olan bir hukuksal ilişkiyi değiştirmek veya sona erdirmek yetkisini veren haklardır.

  • Yenilik Doğurmayan Haklar

Yenilik doğurmayan haklar, kullanılmakla yeni bir hukuksal durum yaratmazlar. Bunlara hakimiyet içeren haklar da denir. Anne ve Babanın velayet hakkını kullanmaları halinde yeni bir hukuksal durum ortaya çıkmaz.

HUKUKUN KAYNAKLARI

  1. Yazılı (Asli) Kaynaklar

  • Anayasa
  • Kanun
  • Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi
  • Milletlerarası Antlaşma
  • Yönetmelik
  • Adsız Düzenleyici İşlemler (yönerge, genelge, tebliğ, tamim vb.)

  2.Yazısız (Tali) Kaynaklar

  • Örf ve Adet Hukuku

  3.Yardımcı Kaynaklar

  • İçtihatlar (Yargısal Karar)
  • Bilimsel Görüşler (Doktrin, Öğreti)

HUKUKUN FARKLI ANLAMLARI

  • Mevzu Hukuk (Mevzuat)

Bir ülkede belli bir dönem yürürlükte olan hukuk kaynaklarının sadece yazılı olanlarıdır. Mevzu hukuk, yetkili bir makam tarafından konulmuş kuralların tamamıdır. Anayasa, kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik gibi kaynaklar mevzu hukukun içeriğini oluşturur. Bunlara kısaca mevzuat denir.

  • Pozitif Hukuk (Müspet Hukuk)

Belli bir ülkede belli bir dönem yürürlükte bulunan, yazılı ve yazısız kaynakların tamamıdır. Örf ve Adet hukuku pozitif hukuk kapsamında yer alır.

  • Objektif Hukuk

Yazılı kaynaklar içerisinde herkes tarafından uyulması gereken kuralları içeren hukuktur.

  • Subjektif Hukuk

Yazılı kaynaklar içerisinde hak ve yetki tanımlayan kurallardan oluşan hukuktur.

  • Maddi Hukuk

Hukuki uyuşmazlığın çözümüne yönelik hükümlerin tamamıdır.

  • Şekli Hukuk

Hukuki uyuşmazlığın çözümünde izlenecek yolu gösteren hükümlerin tamamıdır.

  • Tabi (İdeal-Doğal) Hukuk

Pozitif hukuktan bağımsız olan onun üstünde ya da yanında olan, ulaşılması istenen hukuktur. Bu hukuk her zaman yürürlüktedir.

  • Tarihi Hukuk

Yürürlükten kalkmış hukuktur. Bilimsel ve teknik gelişmeler toplumun ihtiyaçlarını değiştirmiştir.

HUKUK KURALLARININ ÇEŞİTLERİ

  • Emredici Kurallar

Uyulması mecburi olan, başka bir ifadeyle kişilerin bu nitelikteki kuralların aksini kararlaştıramayacağı kurallardır. Bu kurallara aykırılığın yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Hangi hükümlerin emredici nitelikte olduğu, kanundaki hükmün amacından veya yazılış biçiminden anlaşılabilir. Genelde hüküm olumsuz şekilde düzenlenmiştir. Örneğin; hukuki sonucu ”doğurmaz”, ”yapılamaz”, ”yasaktır”, ”yükümlüdür”, ”yapamaz” gibi ifadeler yazılış biçiminden hükmün emredici olduğunu gösterir.

  • Tanımlayıcı Kurallar

Belirli bir kavramın veya kurumun anlamını, ayırt edici şartlarını, unsurlarını göstermek amacıyla getirilmiş kurallardır. Ayırt etme gücünün, örneğin; nişanlanmanın ne olduğunu açıklayan Medeni Kanun Hükümleri bu kapsamda değerlendirilir.

  • Yedek Kurallar

Uygulanması tarafların iradesine bırakılan ve aynı şekilde tarafların iradeleriyle aksini serbestçe kararlaştırabildikleri hukuk kurallarıdır. Bu tür kurallarda düzenleme yetkisi taraflara bırakıldığından ancak ihtiyaç duyulduğunda devreye girerler. Genel kabule göre yedek hukuk kuralları ”tamamlayıcı” ve ”yorumlayıcı” hukuk kuralları olmak üzere iki grupta değerlendirilir.

  1. Tamamlayıcı Kurallar

Kişilerin yaptıkları hukuki işlemlerde eksik bıraktıkları, serbest iradeleri ile düzenlemedikleri hususları tamamlayan kurallardır. Örneğin; borcun ifa yerinin taraflarca belirlenmemesi durumunda ortaya çıkan çözümsüzlüğün kanun koyucu tarafından giderilmesi bu kapsamda değerlendirilir.

  2.Yorumlayıcı Kurallar

Bir hukuki ilişkideki taraf iradelerinin anlamlandırılmasına yarar. Tarafların, çoğu zaman hukuki ilişkilerde kullandıkları ifadeler açık ve anlaşılır değildir. Yorumlayıcı hukuk kuralları, hukuki ilişkilerde kullanılan kavramla ne kastedilmek istendiğini açıklar. Örneğin; tarafların borcun ifa zamanına ilişkin olarak kullandıkları ifadenin iki taraf içinde farklı anlamlar taşıması durumunda (ayın ortası ifadesinden kastedilen ayın on beşimi yoksa on dördümü olduğu gibi) kanun koyucunun ifadeden ne anlaşılması gerektiğini belirtmesi bu kapsamda değerlendirilir.

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın