içinde

İyilik meleği (!) Cüneyt Çakır

ab742c74a78049fc9e39ca9df0d0687f

“Aslan, aslan gibi oynadı; aslanlar gibi oynadı, aslanım benim!” cümlesindeki doğruyu bulunuz. Birkaç saniye düşünün ya da düşünmeyin. Doğru olan şey sadece “cümle”. Henüz çok değil, daha birkaç saat önce o kadar kötü bir takım seyrettim ki. Ercan Taner’in bu harika sözünü haksız çıkaracak cinstendi.

Baştan sona isteksiz olan, herhangi bir ligde hiçbir iddiası kalmamış bir takımın maçını seyretmişsinizdir muhtemelen. İşte Galatasaray’ın halini özetleyen tam olarak bu cümle aslında. Oysa bu takım ligde liderin sadece 3 puan gerisinde. Yani iddiası yok falan değil. Yoksa yok mu? Belki de yoktur. Çünkü hal ve hareketler böyle düşünmeme neden oluyor.

Peki bir hakem düşünün ki; gol atmış oyuncu sevinirken, ona topu elle kontrol edip etmediğini soruyor. Üstelik futbolun en üst liglerinden biri olan “Şampiyonlar Ligi”nde maç yönetmiş bir hakemden bahsediyorum. Senin yan hakemin ne iş yapar acaba? Ona sorsana kardeşim. Futbolcu gol atmış seviniyor yahu. Sevindiğine göre sana topu elle alıp gol attığını söyleyecek hali yok. Bunun adı nedir ben çözemedim vallahi. Eyyam mı, iyilik mi, yoksa başka bir şey mi? Varın siz karar verin.

Karabüksporlu oyuncular yoğun itiraz ettiler Galatasaraylı Yasin’in golünden sonra. Pozisyonu belki 20 kere izlemişimdir 2 ya da 3 açıdan. Yasin’i arkadan çeken kamerada topu önüne elle almadığı çok net görülüyor. Topu omzuyla önüne alan Yasin, Karabüksporlu oyuncuların elle oynama beklentisi nedeniyle duraklamaları sayesinde topu boş kaleye gönderiyor. İşte bu andan sonra düşünmeme neden olan o kadar çok şey var ki nereden başlasam bilemiyorum. Mesela futbolda karar verici hakemin, futbolcuya pozisyonu sorması görüldük şey midir? Üstelik gol diye sevinen futbolcuya. Adam öyle bir şey varsa ya da durumu sana söyleyeceği varsa zaten yanına gelir söyler. Peki futbola, basketboldaki gibi o anda oyunu durdurup bilgisayar ortamından pozisyonu izleme teknolojisi neden getiril(e)miyor? Böyle bir kontrol en fazla 1 dakika sürer. Madem ki kararsız kaldın bakarsın bilgisayardan kararı verirsin. Yan hakemler ya da kale arkası hakemleri ne iş yapar onu da anlamış değilim. Geçen yıl özellikle dikkat ettim kale arkası hakem sadece ceza sahasından sorumlu olduğu halde hiçbir şey görmüyor / göremiyor / görmek istemiyor. Penaltı olmayana penaltı çalıyor, olana çalmıyor. Neticede bu yıl kale arkası hakemleri kaldırıldı. Bak bu doğru karar. Çünkü sadece izlemekle yetiniyorlardı.

Yaşanan bu futbolcuya pozisyonu sorma vakası, hakemin otoritesini ister istemez sarstı kanımca. Aklı orada kalan Türk futbolunun gururu (!) Cüneyt Çakır, Karabükspor lehine öyle bir penaltı verdi ki akıllara zarar. Carole arkası dönük yere düşüyor, ona takılan -bana göre maçın adamı olan- Seleznov, onun peşinden yere düşüyor ve hakem, -aklı öbür pozisyonda tabii- fırsat bu fırsat deyip penaltı çalıyor. Böylece ne oldu diye düşünüyor? Diyor ki; Yasin’in golünde hata yaptıysam, Karabükspor’a da penaltı verdim, işi dengeledim. Ne güzel değil mi? Sanki babasının ligi. Üstelik hakemlere her zaman söylenen bir şey var: “Hatayı hatayla örtmeyin.” Ben bile biliyorum, beyefendiler bir türlü öğren(e)miyorlar.

Ayrıca kaç haftadır bas bas bağırıyorum; bu takım bir kaç oyuncunun dışında iyi oynamıyor diye. Bugün de böyle oldu. Neticede Karabükspor 2. yarıda oynadığı oyunla maçı kazanmayı hak etti. Karabüksporlu Latovlevici, Barış Başdaş ve Seleznov’u tebrik ediyorum. Her şeylerini verdiler kazanmak için. Galatasaray ise tatsız tuzsuz, zevksiz, isteksiz, yeteneksiz -daha da uzar gider- bir futbol oynadı. Bazı oyuncular sahadaydı ama beyin olarak zaten oyunda yoktu. Bu hafta Selçuk biraz kıpırdanmıştı, De Jong yine iyiydi, Josue çabaladı, Yasin yine formundaydı. Bruma ve Podolski etkisizdi. Gary Rodrigues neden Josue’nin yerine oynamadı? Oyuna girdikten sonra neden Bruma ile kanatları değişmeli kullanmadılar? Oyuncu değişikliği için bu kadar beklenir mi? Bunlarda Riekerink Bey’e sorulacak sorular.

Bu sene Galatasaray’ın şampiyon olamayacağını bundan önceki yazılarımda belirtmiştim. Büyük bir mucize olmazsa yine aynı görüşte olduğumu belirtmek istiyorum. Riekerink sezon sonunu görür mü bilinmez. Ancak seneye Fatih Terim’in getirileceğinden bahsediliyor. Dilerim böyle bir şey olmaz. Çünkü dünya kulüpleriyle mücadele etmek istiyorsak; sisteme göre takımı oynatan ve taktik bilgisi yüksek teknik direktöre ihtiyaç var. Geçti artık o “hadi yavrum”lu günler.

Bu arada Fenerbahçe- Başakşehir maçının olduğu bu haftada, “koyu Fenerbahçeli” Cüneyt Çakır’ın kararlarının nasıl yorumlanması gerekir? Fenerbahçe – Başakşehir maçına Bülent Yıldırım gibi yine Fenerbahçe sempatizanı birisinin verilmesi nasıl değerlendirilir? Takdir sizlerin.

Ne düşünüyorsun

Turuncu Yazar

Yazar Anıl BÜTÜNER

...ama yine de...

Yıllık üye

Bir cevap yazın