Evrende herkesin bildiği üzere ışığın vurmadığı her yerde bir karanlık mevcuttur. Hiç düşündünüz mü bu karanlık neden var? Ya da karanlık neden siyah da herhangi başka bir renk değil? Bu durumun renklerin dalga boyu ile alakalı olduğunu söylediğinizi duyar gibiyim. Oysa bence bu durum bu kadar basit bir şekilde ele alınmamalı. Karanlığın varlığını aslında daha fazla sorgulamamız gerekebilir. Çünkü karanlık, bir renk belirtir o da siyahtır. Bu da demek oluyor ki karanlığın varlığı bir yokluk değil bir varlık belirtir. Yani uzayda hiçbir madde olmadan sadece ve sadece kapkara bir alanla karşılaşsak da bu alanda sadece biz varız diyemeyiz. Eğer karanlık bir oluşum olmasaydı rengi olmazdı, renksiz olurdu. (Tıpkı su gibi) Oysa uzaydaki boşluğun bir rengi vardır o da siyahtır. Peki neden siyahtır? Güneşin ışık saçması gibi karanlık saçan bir gezegen mi var? Ya da karanlık evreni kaplayan kendi başına bir madde mi?

İnsanların gözbebekleri neden karadır? Bence bunda gizli bir anlam var o da şu, bizim bu fani hayatta yaşadığımız yaşam gerçek değil zahiri olup gördüklerimiz aslında kapkara karanlıktan fazlası değil. Gözbebeklerimiz karanlık çünkü hepimizin hayatı karanlık… İstediğiniz kadar malınız mülkünüz olsa da bu hayatın kendisini cennet olarak görseniz de aslında bir karanlığın içinde yaşıyoruz ve ışığı aslında henüz hiç görmedik. Gözbebeklerimizin karalığı bunu ifade ediyor. Bir karanlık perdeden görüyoruz her şeyi ve göremediğimiz henüz çok şey var.

İnsanların bu karanlık evrende karanlıktan korkması ayrı bir ironi olarak ele alınabilir. Düşünün, sıradan bir insan gündüz girdiği bir harabede korkmazken gece girdiği bir harabede korku yaşayabilir. Bunun nedeni gözün, gördüğü maddeleri veya cisimleri karanlık nedeniyle seçemez olması ve beyin de bunu olumsuz ihtimallere karşı bir savunma mekanizması olarak korkuya çevirmesidir. Aslında korku yerine göre çok gerekli bir tepkidir. Fakat bazı korkularımızı aklı başında bir şekilde ele aldığımızda mantığa yatmadığını göreceksiniz. Mesela gece olunca evde tek başına kalırken afakan basan insanları ele alalım. Bütün kötülüğün anası karanlıkmış ve karanlık olunca bütün kötü güçler, cinler, ruhlar açığa çıkacakmış gibi davranmaları mantıkla bağdaşır bir şey değil. Sonuçta bu tür kötü güçler varsa da gece olmasını mı bekler insanlara uğramak için. Başka bir örnek de gece uyurken yorganın üzerimizden düşmesi bizi o an küçük bir korkuya sürükler, korktukça daha fazla yorgana sarılırız. Peki bütün kötü güçlerden veya eve giren hırsızlardan bizi yorganımız mı koruyacak. İşte tüm bu ve bunun gibi davranışlar mantıkla bağdaşmayan bizim ilkel bir şekilde kendimizi koruma güdümüzün dışa yansımasıdır. Hayvanların korkmadığını iddia etmek çok yanlış bir düşüncedir. Onlar da korkar yalnız insanlar korkularını risk boyutunda harekete geçirirken hayvanlar korkularını tehdit veya daha ötesi saldırı boyutunda harekete geçirir.

Muhammet Bora Candan
Kendisi 1993 Samsun Çarşamba doğumludur. Uludağ Üniversitesi Uluslararası ilişkiler, Uludağ Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Adalet Bölümlerinden mezundur. Şu ana dek iki adet kitap bastırmıştır (Körün Rüyası ve Sonsuzluktan Bir Adım Öncesi).

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment