Edebiyatta imge var mıdır?

Okuma Süresi: 2 dk

Edebiyat, kişinin duygu, düşünce ve hayallerinin estetik bir biçimde, manzum ve mensur ayırt etmeksizin yazın yoluyla ifade ve icra edildiği bir sanat dalıdır. Peki, edebiyatta bu denli öne çıkan kavramlardan biri olan imge nedir?

İmgenin tanımında, şiirde şairin dış dünyadan aldığı uyarımları, şiiri şiir yapan asıl unsurları imgenin oluşturduğu ve kelimelerle, bir takım soyut resimlerle süslendiği anlatım biçimi olması yer alır. Edebiyatın vazgeçilmez unsuru olan şiirde de yapı taşı olmuş bir söz vardır, “şiir, imgelerle düşünme sanatıdır” diye… Görüldüğü gibi edebiyatın ana dalından biri olan şiirde bile imgenin var olup olmadığı mevzu bahistir. Öyleyse naçizane bir ölçüde bu bahsi irdeleyelim.

Doğruluk payı takdire şayan olan TDK’nin en kapsamlı sözlüğü olan Büyük Türkçe Sözlük’te 616.767 söz öbeği bulunur. Bu denli çok kelime, kişinin duygu ve düşüncelerini anlatabilmesine, asıl varlığını yazıya dökmesine kafi midir? Kelimelerin çokluğu sanılanın aksine evrendeki zenginliğe bir hudut koyamaz. Bazen öyle anlar olur ki, kelimelerle bile meramını anlatamadığını fark eder insanoğlu. Edebiyatımızın Garip akımcılarından Orhan Veli’nin:

“Bir yer var biliyorum,

Her şulmuştur. eyi söylemek mümkün

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum,

Anlatamıyorum”

Dizeleri de bazı şeylere cümle yetirememezliğin bizlere somut bir göstergesidir. İnsanın duyular aracılığıyla edindiği tecrübelerin zihinde belirli bir tasvir potasında erimesi ile asıl imge denen şey ortaya çıkar. Sanatçı, bin çiçekten öz alıp bal yapana arı gibi seçer, alır ve kendinden kattıklarıyla da yeni şeyler yaratır. Çokça görmez miyiz edebiyatta soyut şairleri, parnasyenleri, sözcüklerle adeta tablo yaratan sanatçıları? Başta Tevfik Fikret gibi, resme olan ilgisinin de etki ettiği ilhamla içindekileri yazıya dökmüşlerin örneği bizde epey yer bulmuştur. Mai Deniz şiirinde, hafızamızda yer edinen kelimelerle süsler şiirini Tevfik:

“Saf-u rakit, hani akşamki tegayyür, heyecan?”

Yahut, çokça sevilen o şiirinde Attila İlhan’ın:

“…Adını bir mıh gibi aklımda tutuyorum…” dizesi, şiirde imgenin yanı sıra biraz da teşbihin mahiyetini bizlere gösterir.

Edebiyatımıza tasvir, düşünce ve soyut izlenimlerle giren bu sözcük, niteliği kadar adıyla da çok şey barındırır aslında… Çünkü imgeye sadece yazarların izlenimleri değil, hayalinde yaşattıkları da eklenir. Bize bir romanda, tiyatro veya şiirde tat veren şey imge değil de nedir?

Netice itibariyle, edebiyatımızın imgeden yoksun oluşu, onu süsleyen, şekerli ve büyüleyici havasından da mahrum kalması, en önemli uzvu eksik bir varlığa benzemesi gibidir. Keza bunun düşüncesi bile gayet ürperticidir. Susuz bir toprak nasıl ki çorak olursa, imgeye muhtaç kalan bir edebiyat da böyledir. Düşüncelerimizi bir hayat ırmağı gibi besleyen imge, edebiyatımızın olmazsa olmazıdır.

Nihayetinde, imge yoksa, edebiyat da yoktur.

Rapor et

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın