in

Hissetmeden ölüyoruz

   İnsanlık çoktan öldü aslında ama biz bunu fark bile etmiyoruz. Etrafımız mutsuz insanlarla dolu hangimiz bunu görüyoruz, hangimiz yanımızda ki mutsuz diye üzülüyoruz? Yada hangimiz birinin kalbini kırdık diye vicdan azabı çekiyoruz. Geldiğimiz noktaya bakar mısınız biz ne ara bu kadar vurdumduymaz olduk. Her şeyi eksik yapıyoruz eksik yaşıyoruz bu hayatı. Hepimiz nasılsın sorusuna iyiyim deyip geçiyoruz ama aslında iyi değiliz kalbimiz bir parça buruk belki de çoğumuz ağlayarak uyudu ama işte alışkanlık olmuş “iyiyim“ demek. İçimizde bir yerlerde ruhumuz ölürken biz mutlu rolü yaparız. Bir başkasının acısı umurumuzda olmuyor. Atalarımız demiş ya; komşusu açken tok yatan bizden değildir diye, bırakın komşumuzun aç mı ya da tok mu diye düşünmeyi biz komşularımızı tanımıyoruz bile. O kadar kendi hayatlarımızla meşgul olmuşuz ki gözümüz kendimizden, dertlerimizden başka kimseyi görmüyor. Bu dünya da tek değiliz sadece bizim dertlerimiz yok biz ne ara bu kadar bencilleştik başkasının başarısını tebrik etmek yerine çekememezlik yapıyoruz. Ezmezsen ezilirsin cümlesini hayat felsefemiz yapmışız, oysa hayat felsefemiz sonsuz sevgi olmalıydı. Gerçi biz sevgiyi de çok yanlış anlamışız sözde herkesi seviyoruz içinde zerre samimiyet olmayan içi boş sevgi cümleleri kuruyoruz “seni seviyorum“ cümlesi bu kadar basitleştirilmemeliydi. Ölü bir kalbi dirilten sevgi günümüzde en etkili kandırma yöntemi haline gelmiş ne kadar üzücü bir tablo bu. Sadakatimizi kaybettik, merhametimizi kaybettik, iyiye güzele dair ne varsa hepsini kaybettik. Ailelerde, aile sıcaklığı yok, ilişkiler yüzeysel göstermelik içinde türlü dolaplar yalanlar dönen bir tiyatro sahnesi. Eskiden pırlanta gibi kalbi var denirdi, şimdi ise taş gibi kalbi var diyoruz zaman geçtikçe tüm değerlerimiz başkalarının elinde değersizleşiyor yok oluyor. Artık iyi bir toplum değiliz üzgünüm. Yozlaştık..

    Adalet kavramı anlamını yitirdi. Hak edene hakkını veremez olduk, bizden güçsüzleri ezdik bizden güçlü olanlara yaranmak için havada kırk takla attık. Egomuzu tatmin etmek için başkalarını hor gördük en iyisi biz olmalıyız kimse bizden iyi olmamalı diye diye emek hırsızlığı yaptık. Yorulmadan emek harcamadan bir yerlere gelmeye çalıştık bunu da başkalarını yok sayarak ezerek yaptık ve sonra bununla gurur duyduk. Hakkıyla bir yere gelmeye çalışanlara da aptal dedik biz çok akıllıymışız gibi. Artık olması gereken şeyler bize saçma geliyor ama olması gereken o  biz yalanı kandırmayı o kadar benimsemişiz ki doğru olan şeyler bize saçma geliyor. Sigara içmeyen birini gördüğümüzde şaşırdığımız gibi doğru olan bir şeyi de gördüğümüzde de şaşırıyoruz. Evet hissetmeden ölüyoruz insanlığa dair olan her şeyi kaybettik bunu göremeyecek kadar da gözlerimiz körleşti. Kalplerimiz kapkara vicdanımız körelmiş sevmeyi unuttuk. Ama çok güzel sözde severiz yalan söylemeyi sever hale geldik ruhumuz hasta ve tedavisi olmayan bir hastalık duygusuzluk hastalığına yakalandık. Bu hastalık çığ gibi büyümeye devam ediyor belki de bundan on yıl sonra akıl hastaneleri yetersiz kalacak, duygusunu kaybeden bir insanın akıl sağlığı da yerinde olmaz. Dünya bir sahne ve her insan birer başrol oyuncusu ve yine o insanların senaryoları başkaları tarafından yazılıyor. Duygusuzca, gaddarca başrol oyuncusu bunun farkında bile değil. Karanlığa gömülüyoruz doğamızı yok ediyoruz, tarihimizi yok ediyoruz, insanlığımızı yok ediyoruz, bu hayatta yaşamaya değer ne varsa hepsini acımadan hunharca katlediyoruz. Ve bizlere çok geçmiş olsun…

     Ama hiçbir zaman geçmiş olmayacak..

Rapor et

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın