Kelam-ı Edeb

Okuma Süresi: 1 dakikadan az

Kelimeler… Yavaş yavaş kalemime dökülüyor. Harfler kıvamını aldı, yazının iskeleti şekillendi, üzerine oturdu. Mürekkep siyah, ak kağıtta izler bıraktı. Ezelden beri aşığı olduğum meşgalem bu benim, kelimelerle oynamak, onlara suret giydirmek, kalplere ince ince nakşetmek… Yazıyorum ben şimdi, içimde birikenleri sayfalar okşuyor. Nasıl da huzur verici, ümit besleyici.

Dünyada yazarken olması gereken en güzel şey, kanaatimce, bir elimde kahve fincanı, önümde açık bir kitap, kalem ve kağıdım, az biraz da yağmur. İlham perisinin aralıksız geldiği, bazen yol yordamını şaşırdığı zamanlarım oluyor, zira yazmanın bir vakti yeri yok. Ama beni en çok böyle bir yerde yakalıyor cümleler, sayfalara serilmeye can atıyorlar. El mecbur, özenip bözenmeden, zihnimde darmadağın olmuşları aktarıyorum.

Yazı yazarken, kendimi bazen de kozasından yeni çıkmış kelebekler gibi hissediyorum. Kâğıda döktüğüm sözcükler iç dünyamı yansıtan ayna oluyor, aklımın en ücra köşesindeki düşünceleri aksettiriyorum. Yazmak sadece iki heceden ibaret olmuyor, her şeyi, evreni, kainatı, insanları ve insanlara has duyguları da derinden duyarak yazıyorum. Omzumdaki ağır yükler hafifliyor, ama kalbime daha da fazlası iniyor. Bazı zamanlar yazamadıklarım içimde kalsa da onları kalbime saklıyorum, zira zamanı gelince onları da dikeceğim taze aşk toprağına.

Umutları katar katar trenlere yükleyenlere selam olsun.

Rapor et

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın