in

Mavi Saçlı Kız | Burçak Çerezcioğlu

Okuma Süresi: 2 dk

Sizin hayatınızda tanıdığınız ilk marjinal, ilk renkli saçlı insan kim? Hayır hayır, renkli saç derken sarıdan kırmızıdan bahsetmiyorum. Mavi mesela… Okyanus rengi, gökyüzü rengi… Okyanus ve gökyüzü kadar sonsuz bir renk. Benim için umudun rengi mavi…
Belki Burçak için de mavi umut demekti. Tanıyor musunuz Burçak’ı? Burçak Çerezcioğlu. O benim hayatımda tanıdığım en mücadeleci, en umut dolu ve tabi ki en marjinal insan. Siz bunu okurken ”Ne diyor bu kız?” , ”Nereden tanıyalım biz Burçak Çerezcioğlu’nu?” diyor olabilirsiniz, ki bu çok normal. Mavi Saçlı Kız kitabının gizli yazarı. Gizli yazarı diyorum çünkü kendisi yazar olduğunu göremedi, çok sevdiği mavi renk gibi sonsuz oldu.
1979 yılında doğan, sürekli ölüm ve yaşam arasında ince bir çizgide gidip gelen bir kızın günlüğü bu kitap. Günlüğünü Aralık 1990 yılında yazmaya başlıyor ve o zamanlar henüz hasta değil. 1992 yılının Mayıs ayında Anne Frank’ın Günlüğü adlı filmi izliyor, film savaş yıllarında günlük tutan bir genç kızı anlatıyor. Film bitiminde Burçak günlüğüne ‘keşke bende öldükten sonra bu günlük ile ünlü olsam.” yazıyor. 1993 Haziranında Burçak’ın şiddetli sırt ağrıları ile başlıyor asıl hikaye. Önce Brusella teşhisi konuyor fakat 10-15 gün sonra Lösemi kendini belli ediyor. Halsizlik, aşırı kilo kaybı… Kemoterapiye başlanıyor. Bu sıralar pek yazmıyor Burçak. İlk kemoterapi 1 ay sürüyor, başarılı olduğu söyleniyor, tedaviye 15 gün ara veriliyor. Bu arada Almanya’ya gidiyorlar ve söylenenin aksine başarılı olmadığını öğreniyorlar. İkinci kemoterapinin Almanya’da yapılması kararlaştırılıyor. Tedavi sonucu kanser hücrelerde düşüş görülüyor.
Ocak 1994’de 10- 15 günlüğüne Amerika’dan yazıyor Burçak. Hayallerinin ülkesi Amerika. Tedavisi daha bitmiş değil ancak ufak bir tatil gibi. Güzel hayaller ülkesi Amerika’dan tekrar Almanya’ya dönüyor. Bu sefer aşkı yaşıyor Burçak; Tim. Tıp öğrencisi. Bu aşk sayesinde Burçak’ta gözle görülür bir iyileşme oluyor, kemoterapiler kesiliyor. Olayların devamında Burçak ve ailesi Türkiye’ye dönüyorlar. Burçak, Tim ile ayrılık yaşıyor. Tatile gidiyorlar Bodrum’a. Dilediğince yapmak istediği her şeyi yapıyor Burçak. Yeniden aşık oluyor. 14 Nisan 1995 yılında Almanya’dan devam ediyor günlüğünü yazmaya. 6 Nisanda elinde beliren morartı, baş ağrısı sebebi ile İzmir’deki hastaneye gitmişler, ardından hemen Almanya’ya doğru yola çıkmışlar. Hastalık en başındaki haline dönmüş… Kemoterapi yüzünden dökülen saçları uzamış oluyor Burçak’ın ve saçlarını yeşil ve maviye boyatıyor. Burçak’ın son durumdan, hastalığın tekrar nüksettiğinden haberi yok. Almanya’daki doktorlar yapacakları hiç bir şey olmadığını Türkiye’ye dönüp beklemeleri gerektiğini söylüyor. Türkiye’ye dönülüyor, tedavilere devam ediliyor bir umutla… Ancak 16. yaş gününe  dört gün kala, mavi saçları ile sonsuzluğa kavuşuyor Burçak…
Bundan sadece 2 yıl önce yazmıştı Burçak Anne Frank’ın Günlüğü filmindeki gibi öldükten sonra günlük ile ünlü olmak istediğini. O zaman hasta değildi, tüm bunlar 2 yıl içinde oldu ve Burçak’ın anne babası onun isteğini yerine getirdi; günlük, kitap oldu.
İşte bu hem Burçak’ın hikayesi, hem de benim Burçak ile tanışma hikayem…

Rapor et

Ne düşünüyorsun

Okur

Yazar Cansu Yıldırım

Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji bölümü öğrencisi, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Medya ve İletişim bölümü öğrencisi. Kitap okumayı, müze müze gezmeyi sever.

Yıllık üye

Bir cevap yazın