Önce Ekmek Sonra Ahlak!

Okuma Süresi: 3 dk

Antik Yunanca’da karakter, adet olan hayat tarzı anlamlarına gelen “ethos” kelimesinden türeyen ahlak, insanoğlunun tarih sahnesinde var olduğu ilk zamandan yirminci yüzyıla kadar felsefenin temel problem alanlarından biri olmuştur. Ahlak, insan yaşamının her yerinde kendini gösteren ve yaşama yön veren bir ilkedir. Brecht’in “ Önce ekmek, sonra ahlak” sözü ise ahlak konusuna farklı bir perspektiv kazandırmış ve ahlak felsefesinin ön plana çıkardığı erdem kavramının sorgulanmasına yol açmıştır.

Canlıların yaşamını devam ettirmesi için karşılanması birçok gereken temel ihtiyaçları vardır ve her canlı hayatta kalma içgüdüsünün sonucunda bu ihtiyaçları karşılamak için çabalamaktadır. Bu temel ihtiyaçların başında beslenme ihtiyacı gelir. Beslenme yani karnını doyurma ihtiyacı tüm canlılar için geçerli olduğu gibi insanoğlu içinde geçerlidir. İnsanlar, yaşamlarını sürdürebilmek için hayvanların gereksinim duyduğu şeylere gereksinim duymakta, ve zaten sosyal hayvan diye tanımlanan insan kendi dışındaki diğer canlılarla hemen hemen aynı olmaktadır. İnsanı diğerlerinden ayıran şey ise onun düşünebilir ve akıllı bir varlık olmasıdır.  Sahip olduğu aklını ve sorgulama yeteneğini ortaya koyarak toplumda bir yere sahip olan ve üreten canlı haline geşen insanın da en temel ihtiyaçlardan biri olan beslenmeye olan muhtaçlığı bazen ahlaklı ve erdemli olmanın önüne geçmektedir.

Günümüzde işlenen suçların, birçoğunun insanların ihtiyaçlarını karşılayabilecek başka bir seçeneğe sahip olmadıklarından ve bu eylemin mecburi bir seçim olmamasından dolayı işlendiği görülmektedir. Örneğin; bakkaldan ekmek çalan bir insanın hayatını sürdürecek olan en temel besini karşılayacak imkana sahip değildir ve karnını doyurmak için son çaresinin hırsızlık olduğu ortadadır. Bu durumda insan, hırsızlık yapmanın ahlak ilkeleriyle ters düştüğünün ve erdemli bir davranış sergilemediğinin farkında olmadan sadece ihtiyacını  karşılamak uğruna hareket etmektedir. Buna benzer bir örnek olarak acıkan ve besine ihtiyaç duyan bir aslanın, bazen kendi yavrusunu dahi yemesi verilebilmektedir. Bu aslan için öncelik karnını doyurmak olduğundan ve yaptığı eylemi ahlak veya etik gibi boyutalardan ele alacak akletme yeteneğine sahip olmadığından onun için sadece yaşamına devam etmesini sağlayacak besini bulmak önemlidir. Bu iki durum arasındaki bezerliğe bakıldığında, insanalar da  aynı şekilde ihtiyaçları karşılanmadığı sürece hayvan haline geri dönmektedir ve sadece fiziksel ihtiyaçları hayatını kontrol eder. İlkeli davranmak ve ahlak kurallarını hayatında uygulamak isteyen insanın bunları yapabilmesi için temel ihtiyaçlarının karşılanmış olması gerekmektedir. Aksi takdirde, insan sadece hayatta kalma çaba ve iç güdüsü doğrultusunda hareket ederek yaşamını ahlak ilkelerinden uzak bir şekişde sürdürmektedir.

Bir toplum içerisindeki her insan ve en önemlisi toplumda kural koyucu rolünü üstelenen her insan için birinci öncelik insanın temel ihtiyaçalarını karşılamak ve onları ahlaki değerleri çiğneyecek duruma mecbur bırakmamak olmalıdır. Yani insanın insanca yaşayabilmesi için koşulların sağlanması, ihtiyacı ahlaki düzen ve öğretme ihtiyacından daha önemli olmalıdır. İnsanoğlunun ihtiyaçları karşılanarak hayatta kalması sağlanır sağlanmaz, insan ahlaki sistemlere entegre olmaya ve birbirleriyle barışçıl ve dengeli bir yaşam sağlayan temel bir yaşam yapısı yaratmaya başlayabilir.

Bertolt Brecht, “ Önce insan, sonra ahlak” sözü ile insana hayatını devam ettireceği koşullar sağlanmadığı sürece insanın hayatına erdemli bir birey olarak devam etmesi ve ahlak ilkelerine uygun hareket etmesini beklemenin doğru olmayacağını anlatmak istemektedir. İnsanoğluna, hayatını sürdürecek ve insanca yaşayacağı koşullar sağlanmadığı sürece dünyada birçok insan ahlaktan yoksun yaşayacak ve tüm insanlık için bir problem olacaktır.  İnsanların birbirleriyle sağlıklı iletişim kurduğu ve barışcıl bir ortamda hayatını sürdürdüğü bir yaşam yapısı için öncelik insanın ihtiyacını karşılamasıdır.

Rapor et

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın