içinde

Mornota yazarlarından: Sümeyye İpteş

Sümeyye İpteş

Küçük yaşta insanlara sorular sorarak hayatı tanımaya çalışan bir kızın aslında büyüklerin çoğu zaman bu konulardan kaçışını hayretle izlerken psikolojiyle tanışmasını konu alan bir hikayede Sümeyye İpteş’in kendine yer bulmasıyla başlar her şey. Ve o artık bir çift gözden ibarettir.

Mornota ile nasıl tanıştınız?

Mornota’yla sosyal medya aracılığıyla tanıştım.

 Mornota hakkında ne düşünüyorsunuz?

İlk olarak Mornota’nın kelime anlamını merak ettim çok ince düşünülmüş ve çok anlamlı bir açılım olarak geldi. Gerçekten de ne kadar fazla ihtiyacımız var birbirimizi anlamaya ve de kabullenmeye…

Paylaşımların özgünlüğü ve yazarların cesareti beni çok etkiliyor.  Mornota’yı seviyorum.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Sizi yazmaya iten şey ne oldu?

Ben bir yerlerde yaşayıp bir şeyler için uğraşan bir insanım, herkes gibi! Yaşarken pek olamasa da yazarken bütün sıfatlardan arınmış olmayı tercih ediyorum. Çünkü bütün insanları aynı şeylere farklı oranlarda sahip eşsiz birer denklem olarak görüyorum. Bu kadar aynılığın oluşturduğu benzersiz manzaraları anlamaya çalışmaktan keyif alıyorum.

Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra…
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…
Hz. Mevlana

Benim yazma düsturumu Mevlana özetliyor sanırım.

Anlatmak ya da anlaşılmaktan ziyade kendimi anlamak üzere çıktığım bir yolculuk yazmak benim için.

Çünkü insan en çok kendine yalan söyler ve samimiyetle kalemi elinize aldığınız zaman -bir yerden sonra- kendi gerçeğinizle yüzleşmek durumunda kalıyorsunuz. İşte o zaman tam olarak nerede durduğunuzu anlayabiliyorsunuz.

Özetle kendimin peşindeyim, diyebilirim. Ve tabi okurlarımın da yazılarım aracılığıyla kendi doğrularını sorgulamasından çok memnun oluyorum.Çünkü cevaplardan ziyade soruların asaletine inanıyorum.

Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Aslında başyapıt olarak görülen kitapları yeni yeni okumaya başladım diyebilirim daha ziyade kütüphaneye gidip tozlu raflar arasında keşfedilmeyi bekleyen kitapları kurcalamayı seviyorum. Şansım da yaver gider kitabın arasında bir okuyucu notu bir hatıra izi bulursam değmeyin keyfime.

Birkaç isimden bahsedecek olursak da; Sabahattin Ali, Didem Madak, Ece Temelkuran, Laurent Gounelle vs. diyebilirim.

Hangi kategorilerde yazıyorsunuz? Konularınızı neye göre seçiyorsunuz?

Yazarken genelde günlük yaşamın koşuşturması sırasında bir an beni duraksatan ama geçiştirdiğim şeyleri yakalamaya çalışıyorum.

Yani bu durumda bir konu başlığı veremiyorum.

 Son olarak yazar olmak isteyenlere öneriniz nedir?

Kalem ihanet etmez, cesaretinizi toplayın ve içinizi dökün derim. 

Değerli yazarımızın yazılarına ulaşmak için buraya tıklayın.

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın