Bir şiir miktarınca nefes ol bana yeter!
Sonra istersen kesersin şah damarımı bitirirsin nefesimi. Zaten ölmek için namüsait bir mevsimdeyiz ki aylardan ne olduğunun hiçbir önemi yok. Üzerimize hep damla damla asit yağıyor, saçlarımızdan düşen her bir damla gülümsemelerimizi çürütüyor.
Kocaman boşluklara haykırıyoruz nefes nefese giriştiğimiz aşk savaşındaki yenilgimizi, kılıcı elinden alınan komutan edasıyla başımız önde teslim oluyoruz, yitiriyoruz aklımızı olur olmaz bir gecenin kör gözüne denk gelen bir vaktinde. Terk ediliyoruz masalın orta yerinde.
Terk edilmek dedim de; sen hiç gitme olur mu?
Hiç kimsenin umursamadığı bir hayalin vücut bulmuş haliyim!
Buz tutmuş yalanlarla ördüğüm elbisenin içine sığmaya çalışıyorum, kendi evimde yarattığım beşinci mevsimde sıcaktan donarken. Geçmiş zamanlardan kalma bir tebessüm gelip duygularımın üzerine cuk diye oturuyor ve bilmediğim bir lisanda şiirler yazmaya çalışıyorum kağıtsız sayfalara dudaklarımla. Asla anlamıyor beni insanlar, anlamaya dahi çalışmıyorlar, hep uzak duruyorlar, tedavi etmek istemiyorlar yaralarımı, hep kanıyorum. Sürekli boşa kürek çekiyorum, neden bu kadar asılıyorum yerimde saydığımı bile bile hiç anlamıyorum zaten, yüklemi olmayan cümleler gibi hissediyorum.
Cehennemin dibine ne taraftan gidildiğini bile bilmiyorum, soranlara hep yanlış yerleri tarif edip kağıttan gemiler yaparak insanları yönlendirdiğim cehennemde yüzdürüyorum. Biyolojik saatimin alarmını hep uyanmamaya kuruyorum, beynimin saati ise hiç uyutmuyor beni tik taklar eşliğinde sabahlıyoruz.
Sesimdeki çatalların dilime batmasına anlam veremiyorum mesela, ya da en güzeli ses tellerimi koparsın biri kalbime batan.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment