içinde

Üstü bende kalsın

britain e1466429290150
A London black taxi and a bus pass in front of the Bank of England (BOE) in the City of London, U.K., on Thursday, June 16, 2016. The pound fell to a two-month low versus the dollar as the Bank of England reiterated warnings about the risks of leaving the European Union in its final policy meeting before the U.K. votes on its membership. Photographer: Luke MacGregor/Bloomberg

 

Taksi yavaşladığında gazetenin üstünden uykusuzluktan kızarmış gözleriyle dışarıya baktı. “Evet tam da burası.” Binanın antik yunan mimarisini andıran bir yapısı vardı. Buram buram kültür kokuyordu. Bankanın girişindeki tırtıklı beyaz kolonların arasında saatlerce dolaşabilirim, diye geçirdi içinden. Daha sonra kalın bir sesin öksürmesi geldi kulağına. Görmemiş de olsa ücret zamanının geldiğini haber veren bir öksürüktü bu. Adam hemen elini koyu kahverengi çantasına attı ve karıştırmaya başladı. Kalemler, kıvrılmasın diye iki ucuna da kağıttan korumalık yaptığı “Suç ve Ceza” ve içinde baskı hatası çıkarsa iade ederim diye sakladığı fişi… Sonunda köşelerde bir yerde katlanmaktan bihal olmuş yirmi doları çıkarıp ikisini de yüz olan kısım kendisine bakacak şekilde iliştirdi ve şoföre verdi.

Şoförün para üstünü vermesini beklerken tekrar bankanın o beyaz tarih kokan mimarisini incelemeye başladı. Sanki içeriden girince karşısına bir amfi tiyatro çıkacak, bir gladyatör ile kaplanın kapışmasını izleyecekti. Hatta sanki bir ara kükreme sesleri gelir gibi oldu kulağına. Bir kaç kalkan gıcırtısı, yere düşen kılıcın kaldırdığı kumlar sıçradı yüzüne. Sonra hala arabanın içinde olduğunu farketti. Şoföre döndüğünde çoktan hayatını sorgulamasına yardımcı olan kırmızı ışıkları seyre daldığını gördü. Şaşkınlık ve öfkeyle karışık bir duygu hissetti o an içinde. Sanırım gri ceketim ve atkım, elimde Guardian, kafamda ince beyaz çizgileri olan gri melon şapkam ve kırmızı kravatım size Holywood filmlerindeki taksi sahnelerini hatırlattı, dedi bağırmaya hazır ama bir o kadar da samimi bir ses tonuyla. Adam kırmızı ışık sefasından yavaşça kafasını kaldırıp dikiz aynasından adama baktı. “Bayım kurduğunuz cümleler… Siz hasta falan olmalısınız. Fikir kanserine yakalanmış olabilirsiniz. Kendinizi böyle şeylere çok kaptırmayın. Bakın ne diyeceğim, iki sokak ileride bir hastane var. Dilerseniz sizi oraya götürebilirm. Üstelik bunun için bir ücret de talep etmeyeceğim. Sağlık her şeyden önemli bayım, sağlık…” Adam bu denilenlere içten içe iyice sinirlendi. Hala havada duran şoförün elinden beş doları aldı ve çantasının gözüne sokuşturdu. “Üstü sizde kalsın diyeceğimi sandınız sanırım? Üstü bu sefer ben de kalacak. Size kalınca ne olduğu belli oluyor.” Şoför adamın neyden kastettiğini anlamış olacak ki CD poşetlerinin arasında kapağı açılmış halde duran sigara kutusunu gösterdi. Şoför -biraz da olsa mahçup olmuş bir şekilde- sigaralara bakarken birden yandaki camı birinin tıklattığını duydu. Adam hala tıklatmaya devam ediyordu. Camın kolunu çevirerek yarısına kadar açtı. Kendisinin para üstü olarak verdiği beş doları şimdi adam ona uzatıyordu: “İleride iki sokak ötede bir hastane var. İşlem ücreti olarak beş dolar aldıklarını duydum. Yani cebinizden bir kuruş çıkmadan tedavi olabilirsiniz. Sağlık bayım sağlık…” Şoför dolara baka kalırken adam çoktan merdivenleri çıkmış, banka girişine yönelmişti.

Ne düşünüyorsun

Turuncu Yazar

Yazar Eyüpcan Işık

Gökyüzü sinmiş hikayelerin fedaisi.

Bir cevap yazın